Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar bir Osmanlı tarihçisinin farklı dönemlere, farklı konulara dair üretken merakının ve titiz araştırmacılığının bilançosunu sunuyor. Bu kitapta bir araya gelen makalelerinde Edhem Eldem, bir resme dair genel kabul görmüş yorumlardan, bir Osmanlı bürokratının kendi hayat hikâyesini anlatırken yaptığı tercihlere; Yeniçerilerin mezarlarının akıbetinden, 19. yüzyılın başındaki bir intihal vakasına genişleyen bir yelpazede Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor. Edhem Eldem’in bu kitabı Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve spesifik yöntem önerileri sunmanın yanı sıra, tarihçinin ufkunun günümüzü kapsadığını da gösteriyor. Mitler, Gerçekler ve Yöntem ayrıca Edhem Eldem’in Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşiyi de okurlara sunuyor.
Ömer Turan ve Y. Doğan Çetinkaya’nın yayına hazırladığı bu kitap aynı zamanda Tarih Vakfı Yurt Yayınları’nın “Tarihçilerin Mutfağı: Toplumsal Tarih Kitapları” dizisinin ilk kitabı.Bu yeni dizi ile ağırlıklı olarak Toplumsal Tarih dergisinden çıkmış makaleleri bir araya getiren kitapları okurlarımıza sunacağız. Yeni dizimizin işin uzmanları kadar, genç okurlarımız tarafından da takip edileceğine inanıyoruz.
Sergey A. Ivanov'un ilk kez 2014 yılında basılan, Türkiye'de ise yeni yayımlanan İstanbul'da Konstantinopolis'i Aramak kitabının son paragrafında bir "coup de grâce" olarak kullandığı, Rum cemaatinin Fransız General Franchet d'Espèrey'e şehre çan sesleri içinde görkemli bir giriş yapması için beyaz bir at verdiğine dair mitin bu denli yakın bir tarihte tekrar edilmiş olması bile Eldem'in "İstanbul'un Beyaz Atlı Fatihi" yazısının ne kadar haklı bir eleştiriye dayandığını gösteriyor.
"Kliyomani ve "Kliyopati" kelimelerinin en az "selfie" ve "post-truth" kadar yaygın olarak kullanıldığı bir dünya arzuluyor, keşke bunlara Collège de France seminerlerinden akıllara kazınan "physiocratico-libreéchangiste", “gallicaiser” ve "Constantinopolitocentrique" de eklense diyor ve Edhem Bey için "vulgarisation poétique" adında yeni bir edebiyat türü yaratmak istiyorum.
...ve fakat ne özlemişiz... Humanities dinlediğim o koca anfideki yıllarıma gittim.
Çoğunluğu Toplumsal Tarihte çıkmış makalelerinden mürekkep ve ekseriyetle hocanın tarihsel felsefesini / metodolojisini konu alan bir kitap. Hocanın nüktedan üslubu, polemiklerde esirgemediği sivri dili ve sayfaların arasından fışkıran çarpıcı tesbitleriyle akademik üsluba rağmen heyecan ve zevkle okunuyor. Kişisel favorilerim 1) Edhem Paşa üzerine yazdığı makalenin milliyetteki neşri üzerine gazeteyi, yazarı, ombudsmanı itin .ötüne sokup çıkartan yazısı 2) Osman Hamdinin Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun ismi üzerinde iz sürdüğü makalesi 3) Tarık Torosyan meselesi üzerine Ayhan Aktarla girdiği polemik.
Edhem Hoca'nın daha önce Toplumsal Tarih'e yazmış olduğu makaleleri bir araya getiren ve içinde kendisiyle yapılmış bir röportaja ek olarak College de France'da yaptığı konuşmanın Türkçe tercümesini içeren kitap, ben dahil pek çok tarihçi ve sosyal bilimci adayına şunu tekrar gösteriyor: soru sormanın ve her iddiaya ve kaynağa eleştirel bakmanın ne kadar mühim olduğunu. Kendi adıma aldığım en büyük ders bu sanırım. Ve ayrıca her iddiayı yavaş yavaş çürütüp kendi savlarını yine aynı şekilde yavaş yavaş anlatarak okuyucuyu ikna etmesi de hepimize örnek olmalı. Umarım böyle başarılı makaleler yazmak bizlere de nasip olur.
Hem aktüel, hem arşivde kitaplıkta tutulması gereken, dönüp dönüp bazı makalelerini okuyacağınız kitap. Özellikle, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne gelen süreçte siyaseti betimlediği makale bir başyapıt.
Bugünün toplumsal ve siyasi sorunlarını anlamak için tarihçilerin daha fazla söz söylemesi gerek.