Разказите са вдъхновени от мимолетните картини и сцени, които профучават покрай автора, докато пътува от и към Копенхаген, и неизбежно повеждат читателя на пътешествие през пейзажа на съвременна Дания. Книгата обединява историите на хора с различна съдба в скандинавската страна и отразява техните жизненоважни избори в универсални ситуации на междучовешки отношения. Лаконичният и обективен стил на автора е наситен с дълбок драматизъм и въздейства на читателя на подсъзнателно ниво, а многообразието от истории рисува облика на реалността в страна, спечелила си славата на уютна, щастлива и благоустроена.
Книгата включва 25 силни къси разказа, родени от впечатленията по време на ежедневните пътувания на автора с влак от вкъщи в Калундборг в периферията на Дания до корабите и Копенхаген и обратно. Героите са или нещастни, или загубили посоката. Разводи, смърт, болести, секс, бездетство, омраза и любов – всичко това присъства в сборника. Йенсен прави затрогващо описание на тъжни работници, разсеяни писатели и безсрамни жени, но без самият той да изразява никакви чувства. С тази си позиция той успява да провокира въображението на читателите. Стилът му може да бъде характеризиран като „поетична проза“. Основната тема на Йенсен е неравенството между хората и как много от тях пропиляват живота си заради пренебрежението на обществото към онези, населяващи отдалечените градчета.
Peder Frederik Jensen er født 1978 og bor i København. Han har gået på Forfatterskolen og er tillige uddannet bådebygger. Han debuterede med romanen Her står du (2007). I 2012 udkom romanen Læretid, og i 2014 den anmelderroste novellesamling Banedanmark . Peder Frederik Jensen modtog Albert Dams Mindelegat 2012.
Kuzey Avrupa'nın bütün karanlığını hissettiren 25 öyküden oluşuyor. Ancak bu kadar sert öyküler için, hikayeler o kadar kısa ki siz hikayeye dahil olamadan öykü sona eriyor. Normalde kısa öyküleri çok sevsem de bu sefer yıldızımız barışmadı.
Özgün dilinde 2014’de yayınlanan Danimarka Demiryolları’nın Türkçe çevirisi görece kısa bir süre sonra 2018’de yayınlanmış. Sadi Tekelioğlu’nun çevirisi iyi. Sade bir dille yazılmış, bir kısmı epey sert, cinsellik dozu yüksek 25 kısa öyküden oluşuyor. Mutsuz, uyumsuz, kaybetmiş karakterler ağırlıkta. Okurken bir tamamlanmamışlık duygusu veriyor. Bir şeyler eksik diyorsunuz bu öykülerde. Yazar tabii bunu kasıtlı da yapmış olabilir, ama sonuçta edebi açıdan keyif vermiyor bu öyküler.
“Karaya oturmuş ruhların sığındığı bir limanmış beden.” (İstediğin Gibi Olsun, s.95)
“Artık kocasının sözleri onun alıştığı bir gürültü gibi geliyor.” (Cep Kitapları, s.124)
“Banedanmark” er en samling på 25 noveller - eller nedslag i menneskeliv, som Peder Frederik Jensen har skrevet, mens han rejste frem og tilbage til Kbh. Deraf titlen. Novellerne foregår ikke i toget. De foregår til gengæld overalt i Danmark og i alle samfundslag, omend der nok er en overvægt af socialt udsatte. Det er tekster om mennesker, som ofte er i en kritisk situation, såsom i mødet med en person, der er misbruger, mænd der bryder op, sælger alt og bare vil væk og forsvinde. Når jeg skriver, at det snarere er nedslag i menneskeliv, så er det, fordi teksterne ikke alle lever op til den gængse definition af en novelle. Men at forfatteren har en skarp iagttagelses- og indlevelsesevne, er der ingen tvivl om.
Доволно богати на красиви думи бяха тези разкази. Този който чух в нощта на литературата, се оказа и този, който най-много ми хареса - Бярне. Сякаш във всяка дума има заряд... Препоръчвам да се докоснете до някой от тези разкази, за да усетите дълбочината на всички образи.
Fremragende samling mininoveller om mennesker som er på vej, har været på vej eller skal på vej. Skrevet med kærlighed om mange små eksistenser i det danske ydersamfund. Grusom sex og selvmord på vej ind i demensen men også helt almindelige forhold som afbrydes, og motorer der skal monteres.
"Kısa öykülerden uzun bir köprü" projesi kapsamında pek çok ülkedeki genç yazarların kısa hikâyeleri yayınevi tarafından çeviri yapılmıştır. 25 öykünün yer aldığı kitapta Danimarka sokaklarından 25 fotoğraf karesi var diyebilirim. O kadar kısa ve durum öyküleri yer alıyor. Dili oldukça argo malesef sevdiğim bir kitap olmadı.
Jeg var positivt overrasket. Jeg kan lide den mere end jeg troede. Små noveller der er som små glimt i forskellige tilværelser. Man når lige at se noget, og så går det videre ... som at køre gennem et landskab i et tog.
Betimlemeler güzel başlayıp, bir anda oldu bittiye getirip sonuçlanması -nasıl anlatsam- güzelce karıştırılıp köpüklenmesini beklerken birden altı harlanıp kaynatılan bir Türk kahvesi gibi…
Kısa kıpkısa öyküleri çok seven biri olarak tatsız tuzsuz buldum maalesef.
Yazar Kopenhag'a gidip gelirken bu oykuleri yazmak yerine keske camdan disari bakip biraz manzarayi izleseydi, boylece ikimiz icin de zaman kaybi olmazdi.
Bu kadar garip ve halt core gerçekci bir kitabın önsözüne yazsa yazsa Şebnem İşigüzel yazabilirdi. Resmen sanki trende ilerlerken anlık anlara rast geliyorsunuz evli olmasına rağmen gay olan belki de bunu saklayan,aldatan,aile içi ensest yaşayan,karısının bir başka adamla ilişkisine karışmayan,yok olmak isteyen,annesinin babasını öldürdüğünü bilen ama itiraf etmeyen... yani yok yok bir kitap +18/50 size hangisi uyarsa bir kitaptı ona göre başlayın derim.
Very disappointing. I didn't like any of the short stories - pointless and some of them too vulgar for me. None of them depicts a railway travel although this was stated in the back cover. I should stop to buy books only because they have nice cover design and authors are from from Northern Europe.
Yoğun, kalabalık ve karanlık bir öykü kitabı diyebilirim.
Kısa sayılabilecek öykülerde, karakterlerin hayatlarına uğradığımız zaman dilimlerinde onlar hakkında yetinmemiz gereken kadar bilgi sahibi oluyoruz. Cürretkat sahnelere, derin sorgulamalara ve yüzleşmelre uygun bir ruh halinde okunması, okuma zevkini arttıracaktır.
Tam bir kuzey kitabı, dümdüz, basit, süssüz. Ama bu kadarı da sanki biraz eksik gibi görünüyor, edebiyatın sadece izi varmış gibi. Hikayeler de pek iç açıcı ve iyi sayılmaz.
"STUMPER" er seriøst en af de bedste åbningsnoveller jeg nogensinde har læst i mit liv. elskede hvor hverdagsagtige og simple historierne var. cigaretterne og kaffen var delikat. ❤️❤️❤️❤️
1.5 stars Sooo this one.. I had to read this for my danish class, which might be a reason why I didn't really enjoy reading this. The short stories were too short for my too get into the stories.. I didn't feel anything for the characters, I hated most of them, too be honest I didn't really care what happened to them. Too sad, too depressive, too real tho! I get the message of the book and the themes, I get that. But not the book for me, and not the writing style for me either.
Ultra korte noveller. Præcise, forfattede i korte beskrivende sætninger. Man lærer dog dårligt personer og miljøer at kende, før end ny historie begynder. Det gør det lidt svært at holde fokus og mobilisere interesse og engament. Bør nydes i mindre doser. Lidt som en samling billeder man bladrer igennem. Til sidst mister man lidt interessen.