Başlarındaki dumanı kahkahalarıyla dağıtan, öfkelerini, deliliklerini madalya misali göğüslerinde taşıyan kadınlar. Bazen sokaklarda söylenen şarkılarda buluşan, bazen sadece bakışarak anlaşan, dibe vurdukları yerlerde birbirlerini anlatan kadınlar...
Zeynep Uzunbay, erk dilini lügatten silen üslubuyla, yalnızca bir cins olmaya indirgenen kadına, güçlü sesini bir kez daha anımsatıyor. Kamçılanma Mesafesi’nin müstakil görünen öyküleri, tıpkı bir nehrin kolları misali birleşip bütün ayrı akışların, savruluşların nihayet birbirine değdiği noktada, derinliği kadınlarla ölçülen bir suya dönüşüyor.
11 Temmuz 1961'de Sivas'ın Gemerek ilçesine bağlı Karaözü Kasabası’nda doğdu. İlkokulu, ortaokulu ve Sağlık Meslek Lisesi’ni Kayseri’de okudu. Turhal ve Tokat’ta iki yıl hemşirelik yaptı. 1985’te Ankara’da Gazi Eğitim Fakültesi Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. İzmir'de edebiyat öğretmenliği yapıyor.
Şiirleri, şiir yazıları ve şiir çözümlemeleri Varlık, Yeni Biçem, Pencere, Damar, Dize başta olmak üzere pek çok dergide yayımlandı, şaşırtıcı imgeleri, rahat söyleyişi, şiir tanıyışı ile yazın dünyamızda bir "Uzunbay Şiiri"nden söz ettirmeyi başardı. Bazı şiirleri İngilizce'ye ve İtalyanca'ya çevrildi.
“Kıymetliydim, nazlı kızlarıydım, kıyamazlardı bana. İstediğim işi yapar istemediğime elimi sürmezdim. Bir gün olsun gözlerini ağartıp seslerini yükseltmediler. Kulağım dış kapıdan gelecek seste, tırnaklarımı kemirdim bekledim. Duyar duymaz da koştum pencereye. İmam, babam, kıvırcık kafa bahçe kapısından çıkıp karanlıkta kayboldular. Bana o zaman sevdanın tarifini sorsalar, karanlıkta kaybolmak derdim.”(s.95)
su gibi, dupduru. bu aralar hep çeviri okudum, anadilin lezzetiyle iyi yazılmış öyküler okumak çok daha keyifli geldi bu sebeple. sanki annemi, yengemi ya da komşumuz güler teyzeyi yazmış zeynep uzunbay, öyle tanıdık, ellerinde büyüdüğüm kadınlara öyle yakın.
Zeynep Uzunbay'ın diline hayran oldum. Çoğu öyküyü karşısındaki diğer kahramanla konuşma tonunda yazmış; yöresel dile hakimiyeti, işçi kadınların hayatlarını yakından tanıması ve öykülerindeki kadın sesi çok değerli. Her öykünün kahramanı kadınlar; kiminin hayatı okura yabancı, kimi ise okurun neredeyse kendisi. Ancak öykülerdeki en büyük eksiklik karakterlerin tam oluşturulamamış olması. Bazı öykülerdeki karakterler farklı kişiler olmasına rağmen neredeyse aynı karakterler. Bazı öykülerde ise karakterden ziyade 'tip' yaratmış Uzunbay. Keşke kişiler üzerinde biraz daha uğraşsaymış, diyor insan. Olay örgüsü, kurgu ve dil böylesine güçlüyken karakterler bazen gözardı edilebiliyor, ama işin kötü tarafı kitap bittiği anda karakterlerin çoğu unutulmuş, geride sadece anlatılan olay kalmış oluyor. 'Karanlığa doğru:Hülyaaa!' isimli öyküyü ise çok beğendim. Aynı şeyi Necmiye Alpay da yazmış, zaten bu öykülerden Necmiye Alpay sayesinde haberdar oldum. Zeynep Uzunbay'ı takip etmeye devam edeceğim.
Yazarla tanışma kitabım, bitince ardı ardına haber okumuşum gibi bi hissiyatım oldu.
Öykülerdeki karakterleri bi yerlerden gözüm ısırsa da tam içine girilemediğini düşünüyorum. Bu durumun benden değil de yazarın betimlemesi ve öykülere serpiştirmesinden kaynaklandığını da düşünüyorum.
Genel olarak bir derdi olan ve derli toplu öykülere sahip olması da benim için keyif vericiydi.
Yeni bi kalemle tanışma fırsatını bulmak isterseniz, tavsiye ediyorum!
Kamçılanma Mesafesi’nde 13 öykü var; hem güldüren, hem ağlatan, her halükarda insanı yürekten vuran, sarsan öyküler. Hepsi kadın hikayeleri; kadına, bu topraklarda kadın olmaya dair ne varsa bu öykülere sığdırılmış. Derin psikolojik tahlillere girmeden, lafı uzatmadan derdini samimi, sahici bir dille anlatan öykülerin kurguları da çok başarılı.
Bu öykü kitabını okurken, Ayşen Işık'ın yakın zamanda okuduğum "Kör Dövüşü" adlı öykü kitabıyla karşılaştırmadan edemedim. İkisi de, kadın dilinden kadın öyküleri. Bu kitabı daha başarılı buldum. Hem dili hem de konuları işleyişi açısından. Farklı çevrelerden yoksul kadınların hikayelerini, o çevreye has bir kadın dili, yer yer deyişler kullanarak birinci tekil şahıs olarak anlatıyor. Ve bunu başarıyla yaptığı söylenebilir. Yine de, tamamen kişisel zevkim nedeniyle çok beğenmedim. Bunun nedeni belki de birinci tekil şahsın sağladığı imkan kadar, kaçırdığı bir imkanın da sonucu. Günlük dilin kullanılageldiği (ve monolog halinde ilerleyen) öyküler, beni uslüp olarak tatmin etmedi. Gündelikten sıyrılıp, dilin imkanlarını yazara has bir üslupla kullanmıyor. Ama dediğim gibi kişisel bir tercih bu.
"Her türden kadın kadına ilişki düşünülmüş kitapta, hepsi yerli yerine yerleştirilmiş, ve incelenen sorunlar sadece sosyolojik değil, aynı zamanda (ve fakat sosyolojinin önüne geçmeyecek kadar) psikolojik. En beğendiğim yanı da bu: Kitapta karakterlerin içsel labirentlerinde kaybolan bir 21. yüzyıl bireyciliğinden eser olmadığı gibi, bireyi 'opaklaştırıp' gösterilmek istenen toplumsal dinamiklerin içinde rollerini icra eden otomatlara da dönüştürmüyor."
on üç öyküden oluşan kamçılanma mesafesi, kaderine razı olmayıp harekete geçen kadınların güçlü ve ortak sesi. üslubu ve diliyle derin bir su. yıllardır tanıyoruz hissine kapıldığımız kadınlar gözünü değirip başlıyor konuşmaya... dinlemekte tereddüt etmeyin... her öykü iyi ama özellikle "yaz kış terlik"e bayıldım...
Monolog formundaki hikâyeleriyle ve onların karakterleriyle arasına kamçılanmama mesafesini koyabilmiş olsa ve bu kadar tekrara düşmemiş olsa çok daha nitelikli bir öykü kitabı çıkarmış ortaya. Yine de, yaşayan kadın öykücülerimiz arasında Pelin Buzluk ve Şule Gürbüz'ün arkasına tereddütsüz Uzunbay'ın ismini yazabilirim.
Tipik bir Anadolu otoportresi içeren öykülerden oluşuyor. Karakterlerin pek çoğu hali hazırda sokakta, pazarda, otobüste karşılaşabileceğimiz türden. Bu nedenle okuması ve içselleştirmesi kolay fakat hazmetmesi her zamanki gibi zor oldu.
Yürek burkan kadın hikayeleri (yine ve yeniden). Belki ben bu türden sıkıldım ya da gerçekten yeni bir şey yok. Hikayelerin belli belirsiz kesişmesi dışında ilginç bişey bulamadım ben ne yazık ki. Üslubu da keyif vermedi :/
2.5/5 Hayran olduğum bir öykü kitabı olduğu söylenemez ama genel olarak hızlıca okunabilecek öyküleri içeren bir kitaptı. Kitaptaki göndermeleri ve yazarın anlatmak, bize vermek istediklerini anladım ama öyküler, yazım tarzı ve biçemi bakımından bana hitap etmiyordu maalesef. Yine de bu kitabı okuduğum ve kısa süre içerisinde bitirdiğim için mutluyum. Umarım 2019 bitmeden okuma hedefime ulaşabilirim. :) Herkese iyi okumalar...