ირაკლი კაკაბაძის ახალი წიგნი აფხაზეთში რუსეთ-საქართველოს ომის სრულიად განსხვავებული მხრიდან დანახვის მცდელობაა.
წიგნის მთხრობელი თერთმეტი წლის მოზარდია, რომელიც ბებია-ბაბუასთან დაბა განთიადში იზრდება. დრამატული და ტრაგიკული ამბების უწყვეტ სერიას სწორედ ის გვიყვება, მაგრამ რომანში არც ერთგან არ ისმის მისი ხმა – იგი მხოლოდ დამკვირვებელია და სხვათა ნათქვამის გამტარი/გამხმოვანებელი.
ომი რომ ყველა ოჯახში შეიჭრება, ბებია და ბაბუა გადაწყვეტენ, შვილიშვილი როგორმე კონფლიქტის ზონას მოაცილონ და სამშვიდობოს გაიყვანონ. მათი ჩანაფიქრის განხორციელება დღითი დღე უფრო და უფრო რთული ხდება...
1990 yılı, Berlin Duvarı yıkılmış. Büyük SSBC parçalara bölünüyor. Bölünürken ülke içindeki azınlık gruplar birbiri ile savaşıyor. Savaş demek yetmez, ülkede katliam var. Her grup diğerine karşı bir yok etme operasyonu düzenliyor. Yok edilmeye çalışılan gruplardan biri de Gürcüler.
Gürcistan’ın Abhazya bölgesinde ninesi ile dedesi ile sıkışıp kalmış bir çocuk. O vahşetin içinde dedesi ve ninesinin tek istediği bu küçük çocuğu ülkeden çıkarıp annesinin yanına ulaştırabilmek. Kitap adını bilmediğimiz bu küçük çocuğun gözünden bize Gürcüler’e karşı yapılan etnik temizliği anlatıyor.
Okuması zor bir kitaptı. Ara vererek okuyabildim. Bize bu kadar yakın bir coğrafyada 32 sene önce yaşanan ve 2008’de tekrar başlayan bu yıkımı kendi adıma yeni öğrendiğim için üzgünüm. Savaş bu topraklarda hiç bitmiyor. Bazen ara veriyor sadece…
yıldızların uyuduğu, sessiz, kara dalgalarda ofelya iri bir zamnbak yüzüyor duvaklı, uzanmış sulara avcı borularının ezgisinde bak
savaş, yine savaş, hep savaş... hangi coğrafyada olursa olsun, herkesi aynı perişanlığın kucağına sürüklüyor...
kitapta editoryal bir tercih var, diyaloglar için tırnak işareti kullanılmamış. bunun yanında paragraflar çok kısa ve paragraf aralarında birer satır boşluklar var. hepsi birleşince konforsuz bir okuma oldu, hikayeden bağımsız.
ama kitabı bitirdikten ve okuduğum tüm diyolagların, iç seslerin iç içe geçtiğini fark ettikten sonra, tırnak işareti eklenmemiş olmasının ardındaki sebebin, uzak geçmişte yaşananların-söylenenlerin anılarda iç içe geçmesi hissinin yakalanması olabilir diye düşündüm. çünkü yazar muhtemelen kendi çocukluğuna referans veriyordu hikaye boyunca...