What do you think?


Leke Bırakan Gölgeler
Turkish
271 pages, Paperback
First published January 1, 1995
About the author
Aydın Boysan
43 books29 followers7 Haziran 1921’de İstanbul’da doğdu. Öğretmen Nevreste Hanım ile muhasebeci Esat Boysan’ın oğludur. 1939 yılında Pertevniyal Lisesi’ni, 1945’te Güzel Sanatlar Akademisi’ni (Mimar Sinan Üniversitesi’nin Mimarlık Bölümü’nü) bitirdi. Mesleğini 1999’a kadar ara vermeden sürdürdü. Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer aldı; yönetim kurulu üyesi, ilk genel sekreteri ve İstanbul şube başkanı oldu. 1957-1972 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında ödüller kazandı. Kendi kitaplarını basmak için Bas Yayınları’nı kurdu (1984-93). Aralıksız olarak on yıl Hürriyet ve üç yıl Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 1 of 1 review
July 13, 2026
Aydın Boysan'ın kitaplarında yer alan bazı "düşünce cevherlerine" dikkat edilmesi gerek. Ben okurken bunlara dikkat ediyorum ve altlarını çiziyorum. Kendisi Cumhuriyetle aynı yaşta olduğu için, bu kitabında o yıllarda memleketin içinde bulunduğu maddi imkansızlıkları ilk elden deneyimlemiş bir mimarın tecrübelerini hayretle okuyoruz. Mesela 1946 Hakkari'sinde "On bir ayda bir" gelen kamyonlar uygarlığın tek temsilcisidir. Öyle ki kamyon geldiğinde vali ve tüm devlet görevlileri yollara kamyonu karşılamak için dökülür. Boysan'ın Siirt'in Kurtalan ilçesindeki demiryolunu gördüğünde eğilip rayları öpmesi boşuna değildir. 1947 Ocak'ında Hakkari-Van arasındaki 250 kilometrelik yolu yedi günde atlarla yürümüştür. Üstelik ciddi donma tehlikesi yaşayarak. O dönemde Hakkari'den İstanbul'a en hızlı şartlarda bile 16 günde varılabiliyormuş. Gece konakladığı bir handa ahırda kalmayı istemiş, böylece her biri bir radyatör ısısı yayan atların ısıttığı ahırda gübre kokuları eşliğinde huzurlu bir sıcaklıkta uyumuştur. Ayrıca çeşitli arkadaşlarını da anlatırken bende de ister istemez bir iç burukluğu oldu. Erken veda eden müstesna arkadaşları olmuş Boysan'ın. Kendisi magandalığın en iyi tanımını yapıyor bence: "...Maganda bir kadına, sevgiyle-sevdayla bağlanmaz, tutkuyla bağlanır. O kadına sahip olmanın heyecanlı titremeleri içinde ayaklarına kapanır, bastığı yerleri öper. Ama razı olmazsa, 32 yerinden bıçaklar..." Bir de şu sözü çok sevdim: "...Çünkü: "Ruhun en yüce yetkinliği (mükemmelliği), neşe yaratabilme kudretidir." (Vauvenargues)..."
"...Bu bir şey mi? Limon vardı, limon! Yarım düzine satın alıp, akşam yemeğinde olur olmaz her yiyeceğin üzerine limon sıktık. Bu dükkanın sahibi Yahudi idi..."
"...Taşındılar ama, benim bildiğim kadarıyla o evde kokteyl falan verilmedi (Söz aramızda, ben de davet edilmedim). Hanım ve bey, yıllarca tam bir yalnızlık içinde yaşayıp, dünyaya veda ettiler. Bina şimdi, hibe ettikleri Üniversitenin malı ve yönetiminde..."
"...İnsanları yaşayışa bağlayan kökler, çevre ile ilişkileridir. Çevresiyle ilişkileri önemsemeyen, çevresinden kopan kişi, kendisini yaşayışa bağlayan kökleri, yaşayış (hayat) iksirinden mahrum bırakır. Sağlıklı düşünen kafalar, farklar bile olsa benzeşir ve gruplaşırlar. Bu gruplaşmalar ve gruplaşmaların ilişkileri, toplumun iskeletini kurar. Toplumlar ancak, Çevre ilişkilerinin güçlenmesiyle, kemiksiz ve sürüngen olmaktan kurtulurlar..."
"...Yaşayışın ne olduğunu anlamamış olanlar, ölümü marifetli bir erdem haline getirmek zorundadırlar" diyor bir düşünme ustası olan G.B. Shaw..."
"...Gençliğimden de bilirdim ama, son yıllarda büsbütün inandım ki, yaşayışımızın en ciddi dayanaklarından biri, mizahtır..."
"...Üzülen insan için "çok düşünceli" denir. Oysa düşünmek, üzüntüden kurtulabilmenin de, tek çaresi... Hele bir de, "düşün düşün, yoktur işin!" tekerlemesi var ki, yürekler acısı... Düşünmeyi kirletmek değil, arıtmaktır borcumuz. Çünkü, "var" olduğumuzu anlamak için bile, düşünebilmek, ön şarttır..."
"...İnsanların zihinsel ve ruhsal yetenekleri, 100 yıl, haydi diyelim 150 yıldan uzun bir ömrü, taşımaya yetmez..."
"...Kitaplarla can dost olamamış insan, yaşayışı hak etmiş olamaz..."
"... Bu dönemleri yaşadığımı bildikten sonra şimdi ulaşabildiğim bilgisayar huzuru sarhoşluğunun, hoş görüleceğini umarım. O artık benim, (yaşım kaç olursa olsun) son sevgilimdir. Üstelik evimde de, öfkeyle karşılanmıyor..."
"...Mekan zamana, tıpkı vücudun ruha olduğu gibi geçer." (Novalis)..."
"...Evren öyle bir küredir ki, merkezi her yerdedir, çevresi ise hiçbir yerde...(Pascal)."
"...Bu bir şey mi? Limon vardı, limon! Yarım düzine satın alıp, akşam yemeğinde olur olmaz her yiyeceğin üzerine limon sıktık. Bu dükkanın sahibi Yahudi idi..."
"...Taşındılar ama, benim bildiğim kadarıyla o evde kokteyl falan verilmedi (Söz aramızda, ben de davet edilmedim). Hanım ve bey, yıllarca tam bir yalnızlık içinde yaşayıp, dünyaya veda ettiler. Bina şimdi, hibe ettikleri Üniversitenin malı ve yönetiminde..."
"...İnsanları yaşayışa bağlayan kökler, çevre ile ilişkileridir. Çevresiyle ilişkileri önemsemeyen, çevresinden kopan kişi, kendisini yaşayışa bağlayan kökleri, yaşayış (hayat) iksirinden mahrum bırakır. Sağlıklı düşünen kafalar, farklar bile olsa benzeşir ve gruplaşırlar. Bu gruplaşmalar ve gruplaşmaların ilişkileri, toplumun iskeletini kurar. Toplumlar ancak, Çevre ilişkilerinin güçlenmesiyle, kemiksiz ve sürüngen olmaktan kurtulurlar..."
"...Yaşayışın ne olduğunu anlamamış olanlar, ölümü marifetli bir erdem haline getirmek zorundadırlar" diyor bir düşünme ustası olan G.B. Shaw..."
"...Gençliğimden de bilirdim ama, son yıllarda büsbütün inandım ki, yaşayışımızın en ciddi dayanaklarından biri, mizahtır..."
"...Üzülen insan için "çok düşünceli" denir. Oysa düşünmek, üzüntüden kurtulabilmenin de, tek çaresi... Hele bir de, "düşün düşün, yoktur işin!" tekerlemesi var ki, yürekler acısı... Düşünmeyi kirletmek değil, arıtmaktır borcumuz. Çünkü, "var" olduğumuzu anlamak için bile, düşünebilmek, ön şarttır..."
"...İnsanların zihinsel ve ruhsal yetenekleri, 100 yıl, haydi diyelim 150 yıldan uzun bir ömrü, taşımaya yetmez..."
"...Kitaplarla can dost olamamış insan, yaşayışı hak etmiş olamaz..."
"... Bu dönemleri yaşadığımı bildikten sonra şimdi ulaşabildiğim bilgisayar huzuru sarhoşluğunun, hoş görüleceğini umarım. O artık benim, (yaşım kaç olursa olsun) son sevgilimdir. Üstelik evimde de, öfkeyle karşılanmıyor..."
"...Mekan zamana, tıpkı vücudun ruha olduğu gibi geçer." (Novalis)..."
"...Evren öyle bir küredir ki, merkezi her yerdedir, çevresi ise hiçbir yerde...(Pascal)."
Displaying 1 - 1 of 1 review


