Dergi yazısı, konferans tebliği, ropörtaj gibi farklı metinlerin derlemesi olduğu için kitap bütünlüğü zayıf bir eser.
İslam mimarisi ve Batı mimarisinin kıyas edildiği ilk kısımları (muhtemelen mimar olmadığım için) açıkçası anlamadım. Fazla retorik ve batıya karşı temelsiz bir negatif yaklaşım var. Sanırım merhum Cansever’in en başta okunması gereken kitabı değil.
İslam şehrinin tasvirini çok güzel vermiş ve yeni konut üretiminde nasıl planlama yapılması gerektiğini çok güzel (ama muhtemelen ekonomik olarak imkansız) şekilde ortaya koyuyor. Tarihi eserleri koruma adına ortaya koyulan yaklaşımın aslında 3-5 eseri korumakla birlikte günlük hayatı tanzim eden mimari üslubun(osmanlı mahallesi vb) tamamen yok esilmesine göz yumduğunu anlatıyor.
30-40 yıl önce yazılan makalelerin artık ortada ne korunacak mahalle, ne de düşünce pratiği kalmaması hasebiyle nostaljik birer vesika hale gelmesi ise Türk toplumunun dramı.
Batı mimarisini çözümlemede güzel örneklemler var, tasvir ve tanımlar harika. Ancak çözüm önerisi sivil bir vatandaş ile aynı mahiyette. İlk 50 sayfa batı terminolojisi ve aforizmaları dolu iken sürekli batı mimarisini eleştirme çabası var, bu kadük bir yapı oluşturuyor.
Az katlı ev projesi ve sanayi nüfus planı mantıklı ama eksik, şehre 15-30 km değil başka bölgelere ve yeni şehirlere ihtiyacımız var. Teknik çözümler yavan, zirai yapı yok, orman ağaç bahis konusu edilmemiş, bireysel ev yapan mahalle övülmüş bu tamamen yanlış yasa olmadan küçük ev mahallede sace kargaşa ve gecekondu sapkınlığı olur.
İçeriği okumak kayıp getirmez ancak, çok katlı evlere yönelik eleştiri dışında yavan ve eksik bir kitap. Tekrarlar aşırı fazla, 50 sayfa olmadan daha sade anlatılmalıydı. İçerik kendi içinde çelişkiye düşmüş olmazdı.
Bilge-mimar Turgut Cansever, Türk-İslam şehircilik ve mimari anlayışının varlık-doğa-insan bağlamında tasvirini yaparken, şehircilik ve mimari anlayışımızın 19. yüzyıldan itibaren nasıl yozlaşmaya başladığını anlatıyor. Şehir ve çevre üzerine düşünen herkes okumalı...