Menzil’e gidenin uyuşturucuyu bırakması için neler yapılıyor? Menzil niçin ikiye bölündü? Şeyhler arasında nasıl bir mücadele sürüyor? Menzil şeyhi niçin zehirlenmek istendi? Yargı ve Emniyet neden kapıştı? Alparslan Türkeş, Menzil için kime hangi görevi verdi? Sonunda ne oldu? Tarikat, Bilgin Balanlı’nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nı nasıl önledi? Menzil, bürokrasi ve siyasette nasıl bir yol izliyor? Holding kuran tarikatın ticari işleri nasıl yürütülüyor? Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Menzil’e niçin gitti? Menzil 15 milyon lirayı kurtarmak için kimden yardım istedi? Şeyh ailesine meleklerin hizmet ettiği, sofilerin parasız çalıştığı doğru mu? Diyanet’in tarikat raporunda Menzil için ne deniliyor? Şeyh 15 Temmuz için neden film dedi, generallerle neler konuşuldu? İlk kez Saygı Öztürk’e konuşan şeyhler Feyzeddin ve Saki Erol, Atatürk, laiklik ve ticaret konusunda neler anlattı, birbirlerini neyle suçladılar?
Araştırmacı gazeteci-yazar Saygı Öztürk, Menzil’e ve Buhara’ya gitti, şeyhlerle, sofilerle konuştu, “tövbe alma”, “ölüm hatmesi” ritüellerine katıldı. Tarikatın dününü, bugününü, yaşananları, söylenenleri yerinde gördü, araştırdı, yaşadı ve yazdı.
Menzil tarikatiyla ilgili bilgi edinmek isteyenler icin giris niteliginde guzel bir kaynak olabilir. Saygi Öztürk, menzil cemaatinin tarihini, isleyisini detaylariyla anlatmis. İnanc boyutlarina hic girmemis bence iyi de etmis.
Cemaatin iki lideriyle gerceklestirilen roportajlar bana gore kitabin en ilgi cekici kisimlariydi. Merak edilen o adamlardan fetva disinda da bir seyler duyuyoruz. Ayrica, bu kitap sayesinde cemaati ogrenirken ulke siyasetiyle ilgili de ilginc bilgiler ogreniyoruz. Yer yer sasirmadan edemiyor insan.
Kitabin en onemli olumsuz yani ise ayni bilgilerin tekrar tekrar verilmesi. Gazetecilerin derleme kitaplarinda bu durum cok oluyor ve benim kitaba da yazara da saygim azaliyor. Sayfa doldurmaya calisan ogrenci gibi neden ayni cumleler dolduruluyor, neden editorler elden gecirmiyor anlamiyorum. Bu konuyla ilgili benim gibi hassas olanlar okumasin.
Güzel ve kapsamlı bir araştırma kitabı. Yazarın özellikle iki lider ile görüşmelerini okumak ilginçti. Kitabın son 50 civarı sayfası yazarın daha önce gazetede yayımlanan yazılarını içeriyor. Bu kitapla ilgili olmakla birlikte özgün bir metin görmeyi bekliyordum o yüzden son kısımda biraz sıkılarak okudum.
Artısı: -Tarikatın iki kolu ile de yerinde ziyaret ile röportajlar yapılmış. Detaylı ve vurucu olmasa da sorular net bir şekilde sorulmuş. Her iki röportajda da verilen sığ cevaplar, tarikat sisteminin nasıl bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Örneğin, bu kişileri bulundukları ortamdan alıp günümüz toplumunun çalışan insanlarının yerine koyduğunuzda oluşacak tezatlığı düşünmeden edemiyorsunuz. Toplumun ürettiği artı değerden sadece kapitalistler faydalanmıyor, "seyda hazretlerinin" akbil okutmak, bordrosunu kontrol etmek, tuvalet sırasına girmek, akşam servise yetişmek.. gibi fani dertlerinin olmadığını hissediyorsunuz. Instagrama foto atıp sofilerden seri like istediğine eminim ama... -Bugün için bu alanda yayınlanan eserlerin temel eksikliği olan tarafgirlikten bir nebze uzak durulmuş eksileri: -yazarın islami bilgisinin eksikliği ve tarikatlar alanında tartışılan konulara uzak olması, röportaj sorularının kalitesini ciddi derecede düşürmüş -özgün araştırma kısmı zayıf. birkaç belge var fakat, tarikatın geçmişine ilişkin süreç anlatısı röportaj ile kısıtlı neredeyse. tarikatın geçmişine ilişkin iz sürülebilir, gelişme süreci üçüncü kişilerden de dinlenebilirmiş. - kitabın içerik düzenlemesi daha düzgün, anlaşılır yapılabilirmiş. menzil anlatılırken birden diyanet'in tarikatlar raporundan bir bölüm çıkıyor. örneğin bu bölüm kitaba ek olarak konulabilirmiş. Genel anlamda tek başına değerli olmasa da kolay okunabilir ve yardımcı bir eser.
ben de bir koyu topluca satın alıp kendi binalarimi dikmek ve kendi yemeğimi yetistirmek isterdim ama bunun bedeli gunde 15 bin ziyaretci kabul etmek zorunda kalmak olmamali
Cok kapsamli bir arastirma yapildigini yadsimamakla beraber anlatimi daginik ve carpici olmaktan uzak buldum. Oysa anlatacak cok derin bir hikaye ve akilda kalici bir cok detay var. Bu anlamda Ismail Ari’nin Menzil’in kasasi kitabi cok daha akilda kalici ve etkili.
Kitabın ilk bölümleri biraz "altın günü" tasviri gibi, yedirmişler içirmişler, doğal organik, yoğurt, bulgur çorbası, bayatlamayan tam buğday ekmeği.
Yazar Menzil tarikatının iki kolu ile yerinde ziyaret ve röportajlar yapmış. Gerçekten çok çarpıcı sorular ve sorulara içten cevaplar verildiğini söyleyemeyeceğim. Doğrusu ilk ziyaret edilen kolun röportajını daha bilgilendirici, ikinci ziyaret edilen kolun cevaplarını daha dürüst buldum. Ama iki taraf da top çevirip duruyor. İkinci tarafın misalen CHP'den beklentileri ise "tekke ve zaviyeleri kaldırdılar, bizden oy istiyorlarsa geri getirsinler" çerçevesinde, gerçeklikten oldukça uzak. Sorulan sorular, belki dolayısıyla aldığı cevaplar bence oldukça vasat.
Kitabın son bölümlerini, Menzil köyünü nasıl "ele geçirdikleri", tarikatın devletle ilişkiler kısmı, Sağlık Bakanlığı ve kurdukları ticari işletmeler bölümünü daha çok beğendim. Son iki üç bölüm için okumaya değer. Son bölümde ayrıca Diyanet'in tarikatlar raporundan alıntılar da mevcut.
Özetle içinde bol tekrarlar bulunan, oldukça hızlı okunabilecek, malesef gazete yazı dizisi tadında ve ötesine geçemeyen bir eser. Menzil tarikatıyla ilgili birşey bilmiyordum, kitap vesilesiyle bir miktar öğrenmiş bulunuyorum.
Kitapta genel olarak amaç tarikatı detaylı, yerinde, kısmen belgelerle ve direkt en üst seviyede olan şeyhlerle görüşerek analiz etmek. Mantık doğru bence. Bununla birlikte röpörtaj kısımlarında sorular cesur ve açık olsa dahi verilen cevaplar takiyyeden öteye gitmiyor. Dolayısıyla amacı sulandırıyor. Anlatılan ritüeller ise az çok bilinen şeyler.
Recep Akdağ’ın tarikat içerisindeki yeri çok anlatılıyor. Uzun yıllardır var olan tarikatın hamisiymiş gibi izlenim veriliyor. Ama hep izlenimde kalıyor.
Özetle menzil tarikatının iç yüzünü öğrenmek için okudum ama biraz internet araştırması ile ulaşılabilecek bilgilerin ötesine geçebilecek detayların olduğunu söylemek zor. Buna rağmen kitap ;menzili hiç bilmeyen okuyucular için fikir verebililir ve daha detaylı inceleme yapmaları için anahtar konular/olaylar/kişilere ulaşabilirler.
Kitap, yazarın bölünmüş Menzil tarikatının şeyhleriyle yaptığı röportajlara ve çeşitli resmî belgelere dayanmaktadır. Okuma sürecinde, “Acaba Türkiye’de kapsamlı bir toprak reformu gerçekleştirilmiş, ağalık ve feodal beylik sistemi kökten kaldırılmış olsaydı, devlet köylünün eğitimini ve tarımsal üretimini üstlenseydi nasıl bir tablo ortaya çıkardı?” sorusu ister istemez akla geliyor.
Toprak ağalığı, kültleşme ve kadrolaşma temaları üzerinden yapılabilecek derin sosyolojik yorumlar mevcutken, yazarın kimi yerlerde “bikinili ve seks kölesi kadın müritler” gibi ifadeler kullanması, kitabın genel derinliğiyle çelişen bir yüzeysellik yaratıyor. Türkiye’de devletin görevi olan kamusal hizmetlerin feodal yapılara devredilmesi, Tevhid-i Tedrisat ilkesinin ihmal edilerek bu yapıların kendi gayriresmî eğitim sistemlerini oluşturması ve Diyanet’i devre dışı bırakarak kendi “hocalarını” yetkilendirmeleri, “Biz gerçekten aynı ülkede mi yaşıyoruz?” sorusunu doğuruyor.
Menzil şeyhlerinin tıpkı Said Nursi ve Fethullah Gülen örneklerinde olduğu gibi “siyaset yapmıyoruz” söylemini sıkça tekrar etmesine karşın, kitapta aktarılan 1991 yılındaki bir zehirlenme olayı, hem köylüler hem de devlet kadroları üzerinde nasıl bir siyasî güç ve etki alanı oluşturduklarını açık biçimde ortaya koyuyor.
Ayrıca, devlet kadrolarında gerçekleştirilen görevden almalar ile Menzil grubuna mensup olmayanlara yönelik baskı ve yıldırma girişimleri, tarikatın siyasi bir yapılanma özelliği taşıdığını belgelerle ortaya koymaktadır.
Öncelikle kısa bir kitap. Saygı Öztürk gündem konusunda kitap çıkarmak için biraz acele ediyor. Aslında başarılı bir gazeteci. Bazı kitapları kendisinin yanında zayıf kalıyor. Kitapta tekrar eden çok fazla ifade var. Bunlar hiç ayıklanmamış, editörün kulağını biraz çekmek lazım. Birebir roportajlar kısmı biraz sıkıcı. Menzilcilerin kendilerini anlattıkları kısımdan sonra neler yaptıklarını, güçlerini nasıl kullandıklarını dinleyince o röportajlardan eser kalmıyor. Daha fazla bilgi içerebilirdi. Başka kişilerle de röportaj konulabilirdi. Sağlık Bakanlığı dışında kalan kurumlardaki durum da anlatılsa daha faydalı olurdu diye düşünüyorum. Yazanın eline sağlık tabi ki. Cesaretine "Saygı"yla....
Kitap, Menzil diye bilinen Nakşibendi Tarikatının, Adıyaman ve Eskişehir'de bulunan iki şeyhi ile yaptığı röportaj açısından önemli. Tek orjinal kısmı da bu röportajlar. Fotoğraf ve bazı resmi belgelerle desteklenmiş olması da ayrıca bir artı.. Gerisi, gerek röportaj gerekse de yazarın daha önce köşe yazılarının kitap içinde tekrarından ibaret. Hatta konuyla ilgisiz olan Diyanet'in tarikatlar raporundan uzun bir alıntı da mevcut. Düzen, kompozisyon, bölümlerin planlanması okumayı güçleştiriyor, tekrarlar bıktırıyor.
Yazarın 2019 yılında yayınlanan kitabında tarikatının tarihi ve işleyişi hakkında bilgiler yer alıyor. Bilgilerin kaynağı Saygı Öztürk’ün tarikatın Adıyaman ve Eskişehir’de bulunan iki kolunun liderleriyle yerinde yaptığı röportajlar.
Kitabın son elli sayfası ise yazarın daha önce çeşitli ortamlarda paylaştığı yazılardan oluşuyor.
Menzil tarikatını merak edenlerin ilgisini çekebilecek bir kitap.
Beklentilerimin altında kaldı.Yazar,Menzilin iki yakasına da gidip röportaj ve araştırma yapmış ama dün bildiğimden daha fazla birşey öğrenemedim açıkçası.
Menzil Tarikatının iç yüzü ile ilgili ön bilgilendirme veren bir kitap, konu ile ilgili olanların hali hazırda bildiklerinin üzerinden geçiyor. Çok iyi bir dille yazıldığını söyleyemem.