“Bir insan hiçbir hatırası olmadığında yine aynı kişi olur mu? İnsan kim olduğuna nasıl karar verir? Seni ‘sen’ yapan şey nedir?”
Bu soruları hiç düşünmediysen şanslısın. Kim olduğundan eminsin demektir. Anı, senin kadar şanslı değildi. Kim olduğunu keşfetmesi gerekiyordu. Hatırlamak, onun için kimliğine kavuşmak demekti.
Hatırla, hafızasını kaybetmiş bir kızın hayatını yeniden keşif süreci üzerinden insan ilişkilerine, önyargılara ve hayatı yeniden kurmaya dair çok katmanlı bir roman.
2007’de Kadıköy Anadolu Lisesi’nden, 2011’de Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde Çevrimiçi Çocuklukta Özneleşme konulu doktora tezini tamamladı. 2005’te Münzevi, 2007’de Hissizleşme isimli fantazya romanları, Parmak Uçları, Likya’nın Şarkısı ve Hatırla olmak üzere çocuk romanları yayımlandı. Daha önce Filozof Çocuklar Kulübü adını taşıyan dört kitaplık serinin yeniden düzenlenmesiyle “Kafası Karışıklar” ortaya çıktı. Hayat Üretim Merkezi adında bilimkurgu romanı ile çeşitli antolojilerde yayımlanmış öyküleri olan Seran farklı türlerde yazmaya devam etmektedir.
Çocuklar için felsefe (P4C) atölyelerinde çocuklarla buluşur, çocuklarla buluşmadığı zamanlarda çocukluk ve çocuk edebiyatı konuşur, çeşitli üniversitelerde dersler verip makaleler yazarken çocukluğun farklı yanlarını düşünür; kısacası yaşamını çocuklarla zenginleştirir. Başka dünyaların mümkün olduğuna inanır ve uzun zamandır başka hayatların olanaklarını çocuklarla aramaktadır.
Hafıza kaybı teması, avantajlarının çokluğu sebebiyle çok kullanılmış, o yüzden çabucak klişeleşmiş temalardan. Tek seferde ana karakteri hızlıca tanıtmak, amaç edindirmek ve maceraya çıkmasını sağlamak bu temada bir hayli pratik. Buna “İşin aslı…” tarzında gizemler yapabilmenin kolaylığını, karakter gelişimini sıfırdan başlatabilmenin rahatlığını vs. eklemek de gerek. Kısacası, yazar için de okur için de bir hayli hoşluğa sahip.
Hatırla kurgusunda bunların hepsi var. Fakat temanın sağladığı avantajların rehavetine kapılmak söz konusu değil. Tüm tema, başına sıra dışı bir iş gelen sıradan birinin sıradan hayatındaki kesitler içerisine işlenmiş. Okuru büyük gizemlerin peşinden sürükleme hevesi yok. Heyecanı had safhada tutan gerilimler yok. “Sıradan biri hafızasını kaybederse ne olurdu?” sorusunun sınırları içerisinde, karakter çatışmalarını ve polisiye tatlı gizemi savsaklamadan ilerleyen bir hikâye var.