Sayfalarını çevirmek üzere olduğunuz kitap, bir roman değil. Sabah gözünüzü açar açmaz baktığınız Instagram hikâyeleri tadında, ilişkilerle ilgili kısa hikâyelerden oluşan, keyifli bir geçit töreni. Kadınların kitabını yazan erkekler, erkekleri parmağının ucunda oynatan kadınlar, rüya gibi evlilikler, kâbus gibi boşanmalar, çocuktan sonra şirazesi kayan çiftler, on adımda mutluluğu bulmayı bekleyenler... Kısacası Aşk Satar’da yok yok. Aşk satar dostlar... Ya sizi satar ya da size satar. Aşkın alıcısı hep vardır. Aşk pastasından kaderinize düşen ister bir dilim, ister bir bütün olsun, siz yine de onsuz kalmayın. Bu kitap benden, aşka inancını yitirmeyenlere gelsin.
Şebnem Burcuoğlu, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü takiben yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Birliği Çalışmaları bölümünde tamamladı. Kurumsal İletişim alanında yönetici olarak çalışan Burcuoğlu, aynı zamanda köşe yazarlığı yaptı. 2014’ün en çok satan kitaplarından biri olan ilk eseri Kocan Kadar Konuş, BKM tarafından aynı adla sinemaya uyarlandı.
Şöyle başlamak istiyorum yorumuma, bir Kocan Kadar Konuş ya da Çevrimdışı Aşk değil benim için bu kitap, fakat zaten tarz olarakta benzemiyor. Aslında kitap yazarın kendisinin de dediği gibi Instagram storyleri gibi, bir hikâyeden diğerine geçiyorsunuz. Furkanla açılıyor instagram hikayeleri oradan Mervedir, Mehmet'tir gidiyorsunuz. Fakat bir şekilde her aşka ve hayata bakış açısını anlatıyor kitap. Kısa kısa hikayeler çok yoğun ve bitik haldeyim dediğiniz zaman keyifli vakit geçirtiyor. Bazı içerikleri başka kitaplarında da kullandığından yazarın önceki kitaplarını okuduysanız aaa bunu şu kitapta da demişti diyorsunuz. Kısacası hayatta "Empati kur. Kendini başkasının yerine koy." derler ya, kısa kısa da bunu yapıyor. Hani yeni doğum yapan kadını da anlıyorsunuz o kadının kocasını da. Kitabın mottosu gibi aşk bazen size satıyor bazen de sizi satıyor. Öyle derin derin okumak için değil ama iki güleyim iki de kafa dağıtayım derken biraz da aslında "Harbiden ya." dedirten bir kitap bana göre.
Şebnem Burcuoğlu yine dolu dolu ve kendine has esprileriyle gelmiş. Kafa dağıtmak, hoşça vakit geçirmek için güzel bir kitap. Zaten kitap da size bunu vadediyor, okuyunca karadeliklerin formülünü falan bulmayacağız yani.
Ama şöyle de dokunan bir tarafı var: Farklı bakış açıları. İlişkiler, anne-baba olma vb. konulara farklı farklı karakterler ve onların bakış açılarıyla yaklaştığı için şöyle bir içe dönüp kendinizi sorgulatıyor. Bazen diyorsunuz "Ay yok artık, gerçekten böyle düşünenler varsa yandık!" sonra "Sanki ben çok şeyim de!" diye de düşünmeden edemiyorsunuz :) Şuan ne yaptığınızın ve bu yaptığınız şeyi sizin gerçekten isteyip istemediğinizi de irdeletiyor, ki bunca gülümseme ve kahkaha arasında bunu yapabilmesi de şahane!
Şebnem Burcuoğlu'da en sevdiğim şey kalemindeki o hazırcevaplılık ve çok alakasız bir konudaki bir terimi alıp, oradaki konuşmaya yapıştırıp absürt ama çok eğlenceli bir an yaratması. En çok da karakterlerin içsel konuşmalarında çok iyi yapıyor bunu ve bu kitapta da durum bu. O nedenle okurken çok keyif aldım, kendi bakış açımla, son zamanlarda yaşadıklarımla kafamda harmanladım ve bana iyi geldi. Eline, soluksuz espri bombardımanına, gözlemlerine sağlık Şebnem Burcuoğlu!
Sosyal medya yada haberlerde covid-19 bilgilerine maruz kalmaktan çok daha keyifli bir vakit geçirme aracı. gayet kolay okunur bir şekilde yazılmış tipik bir Şebnem Burcuoğlu kitabı. Çevrimdışı aşk kadar olmasa da yine de sevdim. kafayı boşaltmak, morali düzeltmek, beyni tazelemek için bu sıkıcı günlerde rahat rahat okunabilir.