Giderek daha da hassas hale gelen kanser tarama programları sayesinde daha iyi, daha uzun mu yaşıyoruz? Kronik hastalıkların olası komplikasyonlarını öngörmeye ve önlemeye yönelik bitmek bilmez çabalar bizi daha sağlıklı, daha mutlu mu kılıyor? Ne olur ne olmaz diye ameliyatların yapılması, yaşam kalitemizi artırma bahanesiyle sağlıklı dokuların alınması doğru mu? Risk Tıbbı’nın yazarı Robert Aronowitz bu soruların cevabının her zaman olumlu olmadığını savunuyor. Günümüzde sağlık sisteminin ve klinik uygulamaların pek çok açıdan risk azaltmaya ve risk kontrolüne odaklandığını ortaya koyan Aronowitz, son otuz kırk yıl içinde sağlık sektöründe, doktorları semptomları gidermek veya hastalıkları iyileştirmek yerine risk azaltmaya yönlendiren dönüşümleri mercek altına alıyor. Bu dönüşümün ardında, kısmen, ürünlerini nüfusun belli bir hastalıktan gerçekten mustarip ufak bir yüzdesi yerine, risk grubuna giren daha büyük bir yüzdesine pazarlamak isteyen ilaç şirketlerinin bulunduğunu savunuyor. Kanser tarama programları ve çeşitli önleyici aşılar gibi örneklerden yola çıkan yazar, günümüzde pek çok müdahalenin asıl amacının, korkuları ve belirsizliği azaltmak olduğunu iddia ediyor. Risk Tıbbı, modern tıbbın risk takıntısına dikkat çekerken, risk azaltıcı müdahalelerin daha sıkı denetlenmesi ve sağlık sektörünün, hastalıklardan mustarip insanların tedavisine ve ıstıraplarının dindirilmesine odaklanması çağrısında bulunuyor.
İlgiyle okuttu kendini. Çok güzel örneklerle açıklıyor hastalıklara karşı savunma sistemelerimizi ve bunun sağlık sektöründeki yansımalarını. Anlaşılabilir ve hep duyduğumuz, başımıza gelmiş ya da gelmesinden ödümüzün korktuğu güncel kanser örnekleriyle risk tıbbını anlatıyor bize Aronowitz.
Bir hastalığa tutulma riskimiz varsa mesela, (risk dediğim şey 40 yaşını aşmış bir kadının meme kanseri olma riski diyelim ki veya genetik faktörler) 6 ayda 1 gidip deliler gibi test yaptırabiliyoruz. Hastalığa tutulmuş, tedavisini olmuş biri de ilerisi için 6 ayda 1 aynı tetkikleri yaptırıyor. Hasta olmayıp sadece riski olan biriyle hastalığı geçirmiş birinin nasıl da aynı tetkikleri yaptığını, aynı korkularını yaşadığını ve hatta aynı ilaçları kullanmaya başladığını güzel güzel anlatmış.
Benim nedense içinde bulunduğumuz ve hastalık anksiyetemizin arttığı şu günlerde bir nebze olsun rahatlamamı sağladı.
current medical practices focus on managing risk rather than treating symptoms. The author argues this practice is problematic based on a series of case studies, because the uncertainty nature of risk, the possibility of pharma companies making profit by exploiting the fear of uncertainty, and the waste of limited medical resources.
This entire review has been hidden because of spoilers.