Bilemezsin bizim gibilerin nasıl hissettiğini. İşlerin çoğunun rast gitmemesini, kapıların öyle kolayca açılmamasını... Zengin fakirin halini anlar ama güzel çirkini anlayamaz. Ramazanda aç kalırdım eskiden fakirin halini anlamak için. Keşke bir de güzellik orucu olsaymış. Güzel insanların tutması farz olsaymış... Sonra bayramgelseydi arkasından. Gözyaşlarıyla sarılsaydık birbirimize. Her şey değişirdi o vakit. Kimse övünmezdi güzelliğiyle.
"Yine kış, yine kış, Bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış..."
Kurgusunu, meseleyi doğru yerden yakalamasını, karakter derinliği gayet iyi verebilmesini baya beğendim. Yazarın asıl maharetinin "gizlemek" olduğunu düşünüyor, bunun da kurguyla ilişkisini spoiler olacağı için söylemek istemiyorum.
Dilinin rahatlığından bahsetmek istiyorum biraz,temiz ama bir o kadar incelikli olduğunu söyleyebilirim. Daha önemlisi kendi içinde bir ahengi, ritmi vardı kesinlikle. Akıp gitti. Ama öyle akıp giderken silinip gitmek değil bahsettiğim.
Fatih Baha Aydın'ın ile ilk tanışmaydı, bir kitabı daha varmış. Onu da okuyacağım. Daha önemlisi ilerisi için takip listeme aldığım, neler yazacağını merak ettiğim genç bir yazar keşfetmiş oldum.
bu aralar ben mi roman okumaktan soğudum yoksa okuduğum romanlar mı böyle denk geldi bilmiyorum ama çok sığ ve sıkıcı buldum bu kitabı. konusu çok enteresan ve cesur gelmişti oysa. ailenin problemleri bana hiç geçmedi, karakterin dilemması da havada kaldı, hemen tüm erkek karakterlerin ayı, ayı gibi, iri yarı, dev gibi vs. diye tanımlanmasına da anlam veremedim. en gerçekçi ve iyi yazılmış şey ferhat ve deniz çiftinin gıcıklığı ve mıçmıçlığıydı. keşke yazar bu kadar dramatik bir öykü anlatmak zorunda hissetmese, yeşilçam filmleri gibi bir son yazma dürtüsüne gem vursa ve karakterine can katmak için uğraşsaymış.
Takip ettiğim Türk yazarlar listesine bir isim daha katıldı. Sade bir dille anlatılan derin duygular, sağlam bir kurgu ; elimden bırakamadan okudum Karanlıkta romanını .
dört yıldızı özellikle içeriği için verdim. spoiler vermek istemiyorum ama islami gelenekten gelen bir yazarın trans konusunu bu kadar doğru bir yerden ele alıp, ana karakterini bu denli derin kurması, muhafazakar bir ailenin ve taşranın tüm iki yüzlülüğünü gözler önüne sermesi, karakterin trans olduğunu aslında anlayamayanlar için son elli sayfaya kadar açık etmemesi ve bunu gerçekten becermesi (dikkatli ve iyi bir okur ilk ellide anlayacaktır), kitabın başı ve sonunu ustalıkla bağlaması gayet şaşırttı beni. fakat gereksiz karakterler, gereksiz dramalar yok mu? var. günlük olarak yazılan bölümlerde şiirler okuru metinden koparıyor mu? evet (çoook var çünkü). yine de eli yüzü düzgün bir roman.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitabı 2 ayrı zaman diliminde okudum.Ortalama İlk 80-90 sayfayı neredeyse 2 sene önce okumuştum. Gayet akıcı olmasına rağmen bir şekilde elimden bıraktım. İlginç olan 2 sene sonra kitabı tekrar okuma kararı aldığımda daha önce okuduğum kısmı gayet iyi hatırlıyor olmamdı.
2 ayrı kitap okumuş gibi hissediyorum. Son bölüme kadar bolca empati kurduran, akıp giden, sanki her ailede yaşanabilecek gerginlikler okuyoruz. Komik, sinir bozucu klişeler vs. Son bölümdeyse akıl almaz bir yıkım... Son bölüm olmasaydı hayretler içinde bir erkek yazar için fazla iyi yazılmış bir kadın karakter var diye düşünürdüm. Fakat son bölüm benimle alay etti diyebilirim.
Son bölümde keyifli bir beklenmediklik tüm o günlük girdilerini, anlatıları alt üst ediyor. Sonra zaten bakıyoruz ki her şey alt üst olmuş. Belki bu konuyla ilgili negatif olan tek şey kitap boyu bir insanın en derininde gezerken kitabın sonunda gelen hızlı yıkım o derinliği de hızlıca bitirip, yüzeye çıkmamıza sebep oluyor. Bir anda öyle uzak öyle tanınmaz hissettiriyor ki tanıdığımızı düşündüğümüz Deniz'i. Fakat bunun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum. Tam da bu kimlik çatışmasının temelinde yatan tanıdığımızı düşündüğümüz insanlar hakkında öğrendiklerimizin bizi bir anda onlara yabancılaştırması hadisesine dokunmuş gibi hissettim. Bir anda başkalarının bakış açılarına geçmesi sonra tamamen olayın dışına çıkması ve sadece bir vaka halini alması...
Uzun süre aklımda Deniz'le Ferhat'la Zeynep'le gezdim. Güzel bir yolculuktu. Başlı başına anlatımda çok hoşuma giden şeyler vardı: Arabada konuşulanları dinlemek istemeyince camı açıp sesleri yok etme sonra cam kapanınca anlatılanlara devam etmek. Film gibi izledim o anları çok hoşuma gitti. Bazı noktalarda fazla entelektüel geldi bazı yazılar Deniz için yalan yok. Bazı cümleler kafamda yer etti, bazı kelime grupları vs.
Güçlü bir kalem vesselam. Yerli edebiyatı okumayalı çok olmuştu, benim için kesinlikle iyi bir dönüş oldu. Yazarın bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.