Bilim kitaplarına alışığız; evrim, kuantum fiziği, tıp, botanik, kozmoloji, jeoloji, kimya, sinirbilim ve daha nicesi… Ancak bilimin kalbinde yatan en temel felsefi duruşa, yani bilimsel şüpheciliğe dair donanımımız ne düzeyde? Gerçek olan ile olmayanı ayırt etmek konusunda ne kadar iyiyiz? Bilimle ilgili konularda doğru ile sahteyi, gerçek ile zırvayı birbirinden ayırmayı biliyor muyuz? Yoksa sadece “içgüdülerimize”, yani önyargılarımıza mı güveniyoruz?
İşte bu kitabın en temel amacı, sizi bilimsel şüphecilik kültürüyle donatmak ve böylece bilimin baş döndürücü dünyasına yapacağınız yolculukta, alet çantanızın çok daha zengin ve çeşitli olmasını sağlamak…
Elbette evrenin tüm sırlarına sahip değiliz ama sizleri bir süreliğine hayata daha bilimsel bir açıdan bakmaya davet ediyoruz. Şimdiden, kitap boyunca beyninizde yankılanacak şu cümleyi zihninize kazıyın:
“Aksi kanıtlanana kadar, inandığımız veya doğru varsaydığımız her şey yanlıştır.”
Born in Istanbul, he spent much of his childhood in the Middle East, attending St. Christopher’s School in Bahrain until his final year of middle school. He then settled in Turkey, continuing his studies at Özel Antalya Koleji before completing his bachelor’s degree at Istanbul Aydın University in the Faculty of Architecture and Design.
Driven by his early interest in skepticism, he has been actively engaged in scientific inquiry and public outreach since 2012, launching social media platforms such as “Skeptikler” and “Şüpheciler Kafe” to promote critical thinking and scientific questioning. Around 2013, he joined the writing team of “Evrim Ağacı,” aiming to reach a wider audience through his contributions.
Alongside his writing and content production, he has built a professional career in architecture and international business, working in roles that span site supervision, project management and coordination, quality control, and overseas sales and marketing.
Kitap fazlasıyla doyurucuydu. Hatta aynı konuları işleyen okuduğum diğer eleştirel düşünce kitapları arasında en sevdiklerimden biri oldu diyebilirim. Sözdebilim örneklerinin her bir iddiasına, bu iddialar ne kadar saçma olursa olsun olabildiğine titiz ve ayrıntılı bir şekilde özet cevaplar verilmiş. Diğer kitaplarda bu o kadar da iyi yapılmıyor; bu iddalara zaten inanmayan veya skeptisizme aşina olan bir okur kitlesi için yazılmış gibi üstün körü geçilip bırakılıyor gibi geliyor bana. Ama astrolojiyi, aşı karşıtlığını, düz dünyayı vs ciddiyetle savunan ve buna gönül vermiş bunca zeki insanın en azından aynı ciddiyetlikte bir eleştiri kitabını hak ettiklerini düşünüyorum. Ve bence bu kitap bunu başarmış. Evrim ağacının kendi sitesindeki yazılar daha ayrıntılı açıkçası ama kitaba direkt o yazıları koymak kitabın orijinalliğini kötü etkilerdi sanırım. İlgimi çekmeyen ve bu kadar üzerinde durulmasının beni bunalttığı bölümler olsa da o bölümlerin üzerinde durulmasını isteyecek sözdebilim inananları muhakkak olacaktır. Evrim ağacının harika astroloji yazılarıyla karşılaştırıldığında kitaptaki astroloji bölümü biraz sönüktü ama yine de okuduğum en güzel astroloji eleştirilerinden biriydi. Tevfik Uyar'ın "astrolojinin bilimle imtihanı" kitabıyla birleştirilse bomba gibi bir şey çıkabilirdi ortaya. Aşı karşıtlığı bölümü de şu anki salgın zamanlarında herkese okutulması gerekiyor, içimin yağlarını eritti resmen. Arsel'in yazdığı sonsözde de kendimden ve çevremden bir çok tanıdık şey gördüm. Kişisel olarak sorunlarımız farklılıklar gösterse de bu konularla ilgilenenler olarak hepimizin ortak olarak yaşadığı izole olma, konuşacak insan bulamama, umutsuzluk vs gibi konulara değinerek okuyanı birazcık da olsa yükseltmeyi çalışmış. Teşekkür ederiz ^^ Daha çok reklamının yapılması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Haber kanallarına, tartışma programlarına çağrılsanız hem çok eğlenceli olur hem de kitap için harika bir reklam olurdu! Programlarda Tevfik hocanın yanına adam lazım artık :P
Takıldığım 3 5 ufak tefek şeyi de yazayım. Duygulara başvurma safsatasının övgü ile ilgili olan kısmında (1. basım, sayfa 116) verilen ilk iki örnekte yalakalık olsa da pek mantık safsatası içeriyor gibi durmuyor. İkisinde de kullanılan "bu arada" kalıbı herhangi bir mantıksal ilişkiye karşılık gelmiyor çünkü. Bu kalıbın kullanıldığı cümle çiftlerinde amaç, ikinci cümlenin akla o anda gelen alakasız bir şeymiş izlenimi vermektir. Bu bazen gerçekten de öyle olduğu için kullanılır. Ama bu örneklerde istenilen amaca ulaşmak için kullanılan araç mantık değil de psikolojik bir olgu gibi görünüyor, ki bu da "öncesinde övgü gibi pozitif şeyler söylenen bir isteğin kabul edilmesi, öncesinde övgü olmayanların kabul edilmesinden daha olasıdır" gibi bir bilişsel kısayol olabilir. Böyle bir psikolojik etkinin gerçekten var olup olmadığını bilmesem de halk arasında var sayılıp sıkça kullanıldığını söyleyebiliriz. Bu psikolojik etki mantık safsatası şeklinde de kullanılabilir tabi; seni övüyorum bu yüzden bana hak vermelisin vs. Ama verilen örneklerde gizli bir amaç olsa da ne gizli bir öncül ne de mantıksal bir ilişkilendirme var. Belki bu cümleler kurulurken kullanılan vurgular ve bağlamlar bunu bir safsata yapıyor olabilir. Ben göremedim açıkçası. Acemi yalakalara önerim şu ki bu etkinin başarılı bir şekilde gerçekleşmesini istiyorsanız övgü ve istek arasına bir kaç saatlik zaman koyun ki karşı taraf aralarında bir bağlantı olduğunu düşünmesin :P
Gizemlerin arkasındaki gerçekler başlığının altında "Gerçekler bizlerin düşüncelerine göre şekillenmez, bizlerin algı ve bilgisinden tamamen bağımsız olarak vardır ." demişsiniz özet olarak. Buna karşı söylenecek bir şey yok ama en azından günümüz postmodern düşünürlerin bunun tam tersini savunduklarını, gerçekliği bizim yarattığımızı ve bizden bağımsız bir gerçeklik inancının savunulamaz bir şey olduğunu da iddia ettiklerinden de bahsedebilirdiniz. Yanlış bilmiyorsam Derrida bu düşünürlerden biri. Kişisel gözlemim felsefe öğrencileri arasında bilimin kültürel bir anlatı olduğu ve din gibi diğer anlatılardan daha üstün ya da aşağı olmadığı yönünde bir fikir birliği var. Bilimin göreceliliği ile ilgili fikirler de bir tür sözde bilim, sahte felsefe ya da felsefenin bilim karşıtı bir dalı olarak düşünülebilir ve kitaba bu yönde bir ek yapılabilir diye düşünüyorum. Çünkü Sözde bilim icracılarının gerçeğin göreceli olduğu gibi postmodernizm kaynaklı argümanları kendi sözdebilimlerini savunmak için kullandıkları durumlar da mevcut (Bknz: Şakanın Ardından - Alan Sokal).
Bilim bunu açıklayamıyor başlığı altında Evren ile ilgili çok temel bir varsayımımız vardır: "Şeyler gerçektir ve gerçek olan her şey, maddeci olarak izah edilebilir" demişsiniz. Bunun varsayım olmasından neyi kastettiğinizi biraz açmanız okuyucu için yararlı olacaktır. Benim aklıma ilk gelen Fiziğin metafiziği olarak adlandırılan, bizden bağımsız bir dış gerçekliğin var olduğu varsayımı oldu. Eğer bunu da kastettiyseniz minik bir açıklama ekleyebilirsiniz.
"Göremediğimiz için soyut olduğunu düşündüğümüz sözler ve anlamlarının fiziksel etkiye neden olamayacağını düşünmek absürt ve bilim dışıdır." Demişsiniz (belki davranışçılığa gönderme yaparak). Öyle düşünmek saçmadır evet ama yine de bu çözülmesi gereken bir problem olarak ciddi bir şekilde ele alınan bir konudur. Bunu okuyunca aklıma gelen kitap, bir bilince gerek duymadan tek başına var olan soyut bir anlamın fiziksel etkilere sebep olabileceğinin çok tatlı bir şekilde tartışıldığı "Ben Bir Garip Döngüyüm" oldu. Ve Steven pinker'ın "zihin nasıl çalışır" kitabından şu sayfa aklıma geldi: (Bunu paylaşma sebebim sizin bunları bilmediğini düşünmem değil {Çağrı'nın akademik alanının robotik olduğunu düşünürsek}, okurken aklıma gelen şeyler olduğu için paylaşıyorum sadece.)
"""Bilgi ve hesaplama onları taşıyan fiziksel medyumdan bağımsız olan veri kalıplarında ve mantık ilişkilerinde yer alır. Başka bir şehirde olan annenize telefon ettiğiniz zaman, mesajın biçimi, dudaklarınızdan onun kulaklarına giderken, fiziksel olarak, hava titreşiminden bir teldeki elektriğe, silikon yüklerine, bir fibernetik kabloda yanıp sönen ışığa, sonra da elektromanyetik dalgalara dönüşse ve sonra yine ters yönde dönüşse bile, mesaj aynı kalır. Aynı şekilde, mesaj, anneniz mesajı koltuğun diğer ucunda oturan babanıza tekrarladıktan ve annenizin kafasında uçuşan nöronlar ve sinapslarda yayılan bir kimyasallar şelalesine dönüştükten sonra bile aynı kalır. Belli bir program da ister vakum tüpleri, elektromanyetik düğmeler, transistörler, tümleşik devrelerde çalışsın, ister iyi eğitilmiş güvercinlerde çalışsın, aynı işleri aynı nedenlerle yerine getirir. İlk kez matematikçi Alan Turing, bilgisayar bilimci Alan Newell, Herbert Simon ve Marvin Minsky, filozof Hilary Putnam ve Jerry Fodor tarafından dile getirilen bu yaklaşıma artık hesaplamalı zihin kuramı deniyor. Entelektüel tarihin en büyük fikirlerinden biridir bu, çünkü "zihin-beden sorununu" oluşturan bilmecelerden birini çözüyor: Zihinsel yaşamlarımızın nesnesi olan anlam ve niyetin uçucu dünyasıyla beyin gibi fiziksel bir madde parçasını nasıl birbirine bağlayabiliriz? Bill neden bindi otobüse? Çünkü anneannesini ziyaret etmek istiyordu ve otobüsün onu oraya götüreceğini biliyordu. Başka hiçbir yanıt işe yaramaz. Eğer anneannesini görmek istemeseydi ya da otobüsün yolunu değiştirdiğini bilseydi, bedeni o otobüste olmazdı. Bin yıldır bu bir paradokstu. "İnsanın anneannesini ziyaret etmek istemesi" ve "otobüsün anneannenin evine gittiğini bilmek" gibi özler renksiz, kokusuz ve tatsızdır. Ama aynı zamanda bu özler fiziksel olayların nedenleridir, birbirine çarpan bilardo topları kadar etkilidirler. Hesaplamalı zihin kuramı paradoksu çözer."""
Kitabın Atlantis bölümünün ilk paragrafında Atlantis konusunun Aquaman(2018) filmiyle tekrar gündeme getirildiğini söylemişsiniz. Ama Aquaman en az superman ve batman kadar eski bir karakterdir ve yıllara yayılmış onlarca animasyon filmi, çizgidizisi ve çizgiromanı bulunmaktadır. Maceraların geçtiği Atlantis de bu kurgu evrenlerde sıradan bir mekandır açıkçası. Aquaman filmi ile gündeme tekrar geldiğini düşünmüyorum :P
Kitabın Aya inişlerle ilgili olan kısmı yine çok güzeldi. Gençken benim aklımda en çok kalan iddia veya "kanıt" astronotun kafasına bir stüdyo ışığının düştüğü ve kenarlardan normal kıyafetlerle adamların çıktığı eski görünümlü bir aya iniş videosuydu. Bence bu video, görselliği nedeniyle insanların aklında diğer iddialara kıyasla daha çok yer etmiş olmalı. Benim için öyle olmuştu en azından :P Aya iniş iddialarının arasına bu video da eklenebilirdi.
İklim değişikliği inkarcılarının iddialarından bahsetmemişsiniz. Sadece, bunun insan kaynaklı olduğuna karşı çıktıklarını söylemişsiniz. Bunu desteklemek için neler söylüyorlar? Bu kısmı eksik kalmış sanki. Ya da ben kaçırmış veya yanlış hatırlıyor olabilirim.
Son olarak bir okuma listesi eklenseydi çok güzel olurdu. Kitabın içine bir kaç şey serpiştirmişsiniz ama yeterli olduğunu düşünmüyorum.
Çağrı M. Bakırcı ile birlikte 2 sene boyunca onca işin arasında bu kitabı yazmaya çalışmak gerçekten zevkli olduğu kadar büyük bir çaba gerektiriyordu... Hem bilimseverlere hem de bilimle yeni tanışan kişilere hitap edecek bir eser ortaya çıkartmak çeşitli zorlukları da beraberinde getiriyordu. Ancak her bölümü onlarca kez revize ettikten sonra nihayetinde ikimizin de memnun kaldığı bir çalışmayı sizlere sunabilmiş olduk. Bu nedenle kitabımızı alıp vakit ayıran ya da okuma listesine alan tüm okurlara teşekkür ederiz. Burada yapacağınız değerlendirmeler ve yapıcı eleştiriler de bir sonraki çalışmalarımız için oldukça önemlidir. İyi ki varsınız...
Harika bir kitap. Ülkemizde çoğunluğun yaptığından haberi bile olmadığı ve artık hayatımızda fazlasıyla yer edinmiş safsatalardan bahsediyor. Sağlıklı bir tartışmada dikkat edilmesi gereken hususlara değiniyor. Ardından çoğumuzun duyduğu komplo teorilerine eleştirel ve mantıklı bir şekilde yaklaşıp okuyucuyla beraber doğruluğunu sorguluyor. Kitabı Evrim Ağacına destek olmak için almıştım fakat okuyunca kitabın amacının sadece popüler konular üzerinden yürüyüp ilgi çekmek olmadığını; tersine ülkemizdeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek, okurlarına gelecekte karşılaşacakları tartışmalarda ve haberlerde daha mantıklı ve eleştirel yaklaşma becerisi edindirmek olduğunu öğrendim. Akıcılığı harika. Bir haftaya çok rahat bitirebileceğiniz bir kitap. Görsellerle de zenginleştirilmesi ayrı güzel olmuş. Teşekkürler Evrim Ağacı ekibi :)
"Kuyunun dibinde yaşayanlar, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar görürler." (Konfüçyüs)
Mantık safsatalarının felsefi alt yapısının detaylarını inceleyenler klasik mantık ve mantık felsefesidir.
Mantık Safsataları: 1)Kişiye ve Kişiliğe Saldırı (Argumentum ad hominem) 2)Otoriteye Başvurma (Argumentum ad verecundiam) 3)Çoğunluğa Başvurma Safsatası (Argumentum ad populum) 4)Duygulara Başvurma Safsatası (Argumentum ad passiones) 5)Döngüsel Argüman Safsatası (Petitio principii) 6)Cehalete Başvurma Safsatası (Argumentum ad ignorantiam) 7)Yüklü Soru Safsatası 8)Taraflı Örnekleme ve Aceleci Genelleme 9)Hatalı İkilem ve Orta yol Safsatası 10)Kırmızı Sazan (Tahrik) Safsatası 11)Korkuluk (Saman adam) Safsatası 12)Bundan Sonra Oldu, Dolayısıyla Bundan Ötürü Oldu Safsatası (Post hoc) 13)Kaygan Zemin Safsatası 14)Kale Direklerini Ötelemek (Hedef Kaydırma)
"Birçok insan benim şüpheciliğimden nefret eder ve sanırım bunun nedenini anlıyorum. Pisişikler oldukça zor ve olağan bir dünyada sonsuz olasılıklar ve harikalar sunuyorlar. Size sağlık, servet, bilgelik ve sonsuz yaşam vaat ediyorlar. Ancak kayıtları bir incelerseniz, aslında insan yaşantısını geliştiren şeyleri verenlerin psişikler değil ama inatçı bilim insanları olduklarını görürsünüz. Ve bu bana bilimin herhangi bir psişik hayal dünyasından çok daha ilginç bir dünyayı yorumladığını gösteriyor. Burası iyi bir dünya- mükemmel değil- ama bizim dünyamız. Bu yüzden olduğu haliyle yaşamayı öğrenmeliyiz." (James Randi)
This entire review has been hidden because of spoilers.
I have never read a book like this before. I am so glad such a book was written by people from my geography. And same degree I am little bit sad and worrying, the book will be underrated because of the same reason. I loved first chapter, scientific specticism, should be added primary and high school curriculum. I cut one star because of such a book takes "flat earth believe" issue seriously. I assumed this is chunk of sarcastic memes
Ülkemizde şüphecilik alanında bir tek Hüseyin Batuhan'ın "Bilim ve Şarlatanlık" kitabı vardı.(Ya da en azından benim bildiğim). Ancak bu son olmadı. Arsel Berkat Acar imdadımıza yetişti. Çağrı Mert Bakırcı ile ortak olarak yazdığı bu eserde mantık safsatalarıyla başlıyor Arsel Berkat Acar. Ardından güncel paranormal ve sözdebilim iddialarının perde arkasındaki gerçekleri bizlere sunuyor. Özellikle bu kısmı okurken oldukça şaşıracak, öğrenecek ve bilimsel düşünmenin nasıl olması gerektiği hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Eğer bilime ilginiz varsa bu kitap tam size göre. Bu kitabı hemen edinin. Güzel bir haber daha: Bu kitabın daha fazla güncel örnek içeren devamı da yolda.... :)
Şüpheci olmak bir süreç ve bu süreçte belki de ilk adımlarınızı atmayı sağlayacak bir kitap. İlk bölümde ''Bilimsel şüphecilik nedir, şüphecilik ne kadar gereklidir veya fazlası zararlı mıdır?'' gibi sorulara yanıt aramaya çalışıyor. Özellikle bilimin gerçekten ne olduğunu bilen ve metodolojisini anlayan az insan olduğu için ilk bölümde bunu anlatmaları güzel olmuş. İkinci bölümde sahtebilimin ne olduğunu ve neden bu kadar yaygın olduğu sorularına yanıt bulurken bilim ile sahtebilimin arasındaki farkları anlatıyor. Ve benim favori bölümümse mantık safsataları. Bu bölümde öğrendiğim çok şey oldu ve öğrendikten sonra birçok tartışmamda bu safsataları tespit ettim. Her gün tartışmalar esnasında gördüğünüz ama farketmediğiniz mantık safsatalarını öğreneceksiniz. Kitabın en uzun bölümü dördüncü bölüm, bazı komplo teorilerini ele alıyor ve neden yanlış olduklarını anlatıyor. En son bölümde argümanlarımızı nasıl işlevsel kullanmamız gerektiğini anlatıyor ve harika bir sonsözle kitap bitiyor.
Tartışmayı ve bilimi çok seven birisi olarak kitabı okurken baştan sona keyif aldım. Şüpheci olmak 21.yüzyılda çok önemli bir özellik ve siz de bu kitapla birlikte bir adım atabilirsiniz. Herkese keyifli okumalar.
Kitapta argümanlar ve mantık safsataları konularına oldukça kısaca değinilip en geniş alan toplam 32 başlık altında çeşitli iddialara ayrılmış, ki bence kitabın hedef kitlesi çözellikle bilimsel bakış açısına uzak olan kişiler olduğuna göre biraz daha dengeli bir yaklaşım tercih edilebilirdi. Yine - muhtemelen bu hedef kitlesine istinaden - kitabın çoğu zaman oldukça basit, sanki sohbet ediyormuş gibi, ama bazen de didaktikleşen ve bana kısmen itici gelen bir dili var. Beni kitapla ilgili en fazla rahatsız eden konu ise evrim ve iklim değişikliği inkarcılığı ile (9/11 ve Illuminati gibi) politik delüzyonların ve (Reptilianlar ile Emoto'nun duyarlı su molekülleri gibi) - daha uygun bir kelime bulamadım - saçmalıkların aynı başlık altında ele alınması. Gezegenimizin ve inasanlığın geleceği açısından bilimsel düşüncenin bu en önemli çarpışma alanlarını bu safsatalar ile aynı alana hapsetmek onları hafifsemek gibi olmuş sanki.
Şüpheciliği, tartışmayı, tartışma kültürünü, safsataları ve onlarla mücadele yöntemlerini anlatan, bir yandan popüler iddialara cevap veren, bir yandan da amacın aşağılamak ya da haklı olmak olmadığını belirterek düzgünce izah eden harika bir kitap. Akıcı dili eğlenceli örnekleriyle başucu kitaplarımdan biri olacak.
Başlarda biraz zor okunsada zamanla açılıyor. Safsata ile ilgili bölümler bana çok iyi gelmedi, örnekler yetersizdi bence. Ama daha önce bu konuda daha iyi kitaplar okuduğumdan - belki de anlatım tarzları bana daha ilgi çekici olabilir- bana öyle gelmiş olabilir.Komplo teorileri kısmı çok iyi, basit ve hızlı bir şekilde argümanlarla çürütüyor. Başlangıç için güzel bir kitap.