Hiçbir kirli sır gecenin nezaretinde tutuklanamaz.
Geleceği ellerinden tek gecede koparılan bir adam, öleceğini bilse dahi sessizliğin kanatlarına sığınmaz.
İki karanlık gecenin iki büyük suça gebe kaldığı ve iki yabancı ruhun birbirine körkütük düğümlendiği acı bir hikâyenin içindeyim. O iki yabancı ruhtan biri benim. Ve ben bir zamanlar, yolunda giden bir hayata sahiptim. Bir gün o çıkageldi ve içinde sadece doğruların olduğu dünyamı yanlışlarıyla altüst etti. Gözlerime bir kez bakması bile beni düşürmeye, düştüğüm yerde darmadağın etmeye yetti. Beni tehditlerle örülü bir kafese hapsetti, o kafesin kilidini ve anahtarını elime verdi. Gitmek de, kalmak da senin seçimin dedi. Ama ne kalabildim ne gidebildim. Yalnızca bekledim. Benim de onu düşüreceğim bir gün elbet gelecekti ve ben intikam almayı severdim. O gün geldi. Bir leyl vaktinde, ay gecenin koynunda dalgalanırken, hakikati sırtından vurdu kirli parmakları. Artık bu saçma hikâyemizde bizden başkaları da vardı. Zaman aktı... Kendiliğinden kırıldı hapsolduğum kafesin kapakları. Dışarıya adım attığım an hislerim pervasızca tökezledi. Zira sevdayı puslu gecelerde yüreğime kazıyan adamın ruhu artık içime işlemişti.
Kısaca konuya değinmem gerekirse; Hande Aksoy, arkadaşı Hilal ile geçmişte yaptığı bir hatadan dolayı Bora’ya tutsak oluyor ve daha sonrasında yaşananları okuyoruz. Sümeyye Koç ile ilk olarak bu kitapta tanıştım ve gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu. Okurken o kadar kitabın içine girdim ki karakterlerin yaşadıklarını ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Kitabın sağlam bir kurgusu olmasının yanında karakterlerinin çok güçlü olması çok hoşuma gitti. Hande beni arada sinirlendirsede verdiği ve yaptığı kararlar en doğrularıydı bence. Yazarın kalemi çok kuvvetliydi ben çok sevdim. Kitap ne çok sade bir dil ile yazılmış ne de çok yoğun bir dille. Rahatlıkla okuyabileceğiniz su gibi akıp giden bir kitaptı kesinlikle tavsiye ederim. Kitabın sonu nasıl bitti ya… Eğer kitabı alacaksanız ikisini birden alın çünkü Leyl öyle bir yerde bitiyor ki çıldırıyorsunuz. Gerçekten çok çok sevdiğim bir kitap oldu herkese rahatlıkla önerebileceğim bir kitap. Okuyun, okutun
Yazarın yazım dilini çok sevdim, akıcı ve merak uyandırıcıydı. Betimlemesi az değildi, fazla da değildi. Kurgusu da çok sağlamdı. Sayfaları çevirdikçe 'ah hayır bitmesin' dedim kendi kendime ama elimden de bırakamadım. Bora karakterini az buçuk sevdim, Hande -yer yer beni çıldırtsa da- severek okudum. Tavsiye ediyorum a dostlar!
Wattpad'de büyük bir kısmını okuduğum, basılı hali uzun zamandır elimde olmasına rağmen bir türlü tekrar okuyamadığım o kitap. Sadece tek bir şey söylemek istiyorum: ah Hande, ah Bora. Serzeniş: Leyl, her şeyiyle çok beğendiğim, tüm duyguları anbena kalbimin en derinlerinde hissettiğim bir kitap oldu. Normalde başka kitaplarda bunca olay okurken içimden hep "öyle yapma, niye böyle söylemedin ki" diye karakterlere kızarak okuyan biri olmama rağmen bu kitapta ne Hande'ye kızabildim ne de Bora'ya. Çok fazla şey yaşadılar, daha da fazlasını yaşayacaklar, çok yanlış yaptılar belki de ama bir kez olsun yanlış yapıyorsun bile diyemedim. Karakterlerin içerisinde bulunduğu çıkmazlar o kadar gerçekçi bir şekilde aktarılmıştı ki, ben kalkıp da "böyle söylesen işler bu raddeye gelmezdi, yanlış yaptın" diyemedim. Uzun zaman sonra kalbimin en derinlerinde hissedebildiğim ilk kitap oldu. Her olay, her duygu tam da olması gerektiği gibi, tam da dozundaydı. Kalemine sağlık Sümeyye Koç.