“İktisada Giriş” iktisadın ilk dersidir... Hatta ilk kitabı...
İçinde bol bol rasyonellik, hatırı sayılır matematik ve geçmişin deneyimleri vardır.
Bugün ise inandırıcı gelmiyor kimseye. Neden mi?
Çünkü normal şartlarda iktisat “rasyonel insan”ı tarif eder. Hani şu özgür yaşayan ve sınırlı kaynaklarla sonsuz ihtiyaçları arasında dengeleme yapmak zorunda kalan insanı...
Ne yazık ki günümüzde rasyonel insandan söz etmek mümkün değil. Gelirinden fazla harcayan, arzularıyla ihtiyaçlarını birbirine karıştıran, “alışılmış mutsuzluklar için keşfedilmemiş mutlulukları feda eden” insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz.
Peki neden böyle oldu?
İktisat, rasyonel insanı ne zaman ve neden kaybetti?
Şimdi ne yapmak lazım?
Dünyanın en etkili ekonomistleri arasında gösterilen Prof. Dr. Emre Alkin, çok yönlü bir iktisadi değerlendirmeyle dünyanın ve Türkiye’nin ekonomisine dair çarpıcı ve rahatsız edici bir bakış açısıyla cevaplıyor bütün bu soruları...
Siyasetçiden iş insanına, sokaktaki vatandaştan firmadaki personele, futbolcudan sanatçıya kadar herkes için çıkarılacak dersler bulacaksınız bu kitapta...
Türkiye’den başlayıp küresel ekonomiye kadar uzanan “iktisattan çıkış” yolculuğu, sadece devletlerin değil, insanın da hikâyesi...
Kitabın adıyla içeriği arasında pek bir bağlantı yok kitabi alirken bir iktisat elestirisi beklentisi ile aldım adından anlaşilacagi uzere ancak kitap turkiyenin durumunu anlatan bir icerikle doldurulmus iktisat bunun neresinde yer yer neo-klasik iktisat övgüsü yapilmis.kitabin adi "bir liberalin gozunden türkiye ekonomisini eleştiren facebook gönderilerinin derlemesi"olmaliydi.
İktisatla ilgili bir kitap beklerken Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu (aslında Türkiye'nin çok ağır bir çıkmaz içerisinde olduğunu) pesimist dille anlatan bir kitapla karşılaştım. Yine iktisat/ekonomi kavramlarınız gelişmiş değilse kitabı okurken bazı kavramları anlamakta hayli zorlanıyorsunuz. Kitabın arkasında İktisadi terimlerle ilgili kısa bir açıklama bölümü olsaymış keşke.
Genel değerlendirmem okuduğum için pişman değilim bana katkısı oldu ama bu kitabın yerini doldurabilecek international hayli kaynak/kitap bulunabilir.
İsminin aksine pek teorik bilgi barındırmayan daha çok sohbet havasında geçen bir kitap.Hatta okumak için çok az iktisadi bilginiz olması bile yeterli .Bir iktisat öğrencisi olarak çok beğendim ve okurken keşke Emre hocadan ders alabilseydim dedim. Kitapta hocamız genel olarak eğitim-özgürlük- adaalet adalet başlıklarına değiniyor.Ve şuan ekonomide kötü gidişatın sebebini buna yoruyor.Hocamız yine ekonomide kötü gidişatın sebebinin ahlaksızlık olduğunu söylüyor.Bu durumu şöyle açıklayabilirim.Bugün 10 üniversite öğrencisini çevirip iş bulmak için hangi metodların önemli olduğunu sorsak 10 u da tanıdık birilerinin olması der diye düşünüyorum.Ne yazık ki bu durum gençlerin eğitime değer vermemesine sebep oluyor.Gençler ne kadar eğitimli ve bilgili olursan ol başarının dış faktörlere dayalı olduğunu düşünüyor(bu konuda yanıldıklarını sanmıyorum) Ve bu durum eğitime önemi azaltıyor. Hocamız ekonomideki kötü gidişatın diğer sebebini ise devamlılığın olmamasına bağlıyor.Bunu yalnızca ekonomi için düşünmemeliyiz.Yaptığımız tüm şeylerin uzun ve kısa vadede sonuçlarını incelemeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Yanlışlarımızdan ders almalıyız ama bizler sabırsız insanlarız ve bu da bize başarısızlık olarak geri dönüyor. Ekonominin kötü gitmesinin yanı sıra hocamız başka başlıklara da değiniyor.En çok ilgimi çekenleri paylaşmak isterim. Örneğin "Neden kalkınamıyoruz? " Biz iktisat öğrencileri olarak kalkınma ve büyümenin aynı şey olmadığını çok iyi biliyoruz.Kısaca aradaki farkı şu şekilde açıklayabilirim.Büyüme tamamen miktar artışıyla ilgiliyken kalkınma kalite artışıyla alakalıdır.Yani evet yapısal reformlar :) Yapısal reformlar için pek çok planımız var aslında ama bu planlar hedeflenen sonucu vermiyor.Hocamız kalkınma planının gerçekleşmesi için 4 şartı öne sürüyor.İlki Pazar.Satış yapacağımız pazarı doğru bir şekilde analiz etmemiz gerekiyor.Talep yoksa arzın bir önemi yoktur.Yani ürettiğimiz malı satamayız.İkincisi ise kapasite .Finansmanın ve altyapının gelişmiş olması gerekir.Üçüncüsü ise Tedarik .İlk iki şartı yerine getiriyoruz diyelim tedarik edemediğin sürece pek işe yaramıyor.Bu yüzden mal tedarik ettiğin ülkelerin siyasi ,sosyal , ekonomik durumunu çok iyi analiz etmeli ve bu analizler sonucu elde ettiğin senaryolara uygun çözüm önerileri geliştirmek gerekir.Aynı zamanda hocamızın tedarik hakkında hepimizin mutlaka bir yere not etmesi gereken bir yorumu var. " Herhangi bir tedarikçi toplam tedarikte &30 dan fazla pay almamalıdır.Yine aynı şekilde bir müşteri toplam ciroda %25 den fazla pay almamalıdır.Bu rakamlar o müşteri ve o tedarikçeye bağımlılık halini ifade eder. " En son faktör ise tedarik ağı. Malların hem güvenliğine ve hem uygun maliyete göre bir tedarik ağı bulunmalıdır.2020 pandemi döneminde hem tedarik hem de tedarik ağının yavaşlaması sonucunda şirketlerin aldığı hasarı düşünürsek önemini daha rahat kavrayabiliriz. Peki tüm bu cevaplar elmizdeyken neden hedeflerimiz tutmuyor? Çünkü elimizde düzgün ve doğru bilgi yok .Bunların analizi yapılamıyor veya yapılsa bile yanlış bilgilerle yapılan analizlerle hedefleri tutturamıyoruz.Bu yüzden yaptığımız tüm hesaplamalarda sınıfta kalıyoruz.
Vee gelelim enflasyona.Hepimizin bu ara en çok duyduğu bu ekonomik terim başımıza büyük bir bela.Hepimiz faiz ve enflasyon arasındaki ilişkiyi biliriz.Enflasyonun sebebini de çaresini de faize bağlıyoruz.Ama Emre hoca bu konuda bizden daha farklı düşünüyor.Farklı düşünüyor derken enflasyonla mücadelenin uzun vadede kalkınma ile birlikte gerçekleşeceğini söylüyor.Ve bu durumda yine başa dönüyoruz .Yani eğitim , özgürlük ve adalet kavramlarına . Bu konulara gereken önem verilmediği için malesef enflasyon kronik bir hastalık olarak daima bizimle yaşayacak.
Bazı tarihi gerçekler ve birkaç istatistiki veri ile yorumlama haricinde -ki onları da gerektiği durumda internetten araştırıp bulmak zor olmasa gerek- bilmediğim hiçbir şey yoktu kitapta.
Emre Bey belki de bunu bir giriş seviyesi ya da orta düzey kitabı olarak yazmıştır bilemiyorum, ancak ekonomi ile ilgili orta-üst seviyede bilginiz varsa sizler için de farklı bir tecrübe olmayacaktır. Odtü İşletme mezunu 34 yaşında bir bireyim ve 11 senedir finansal kurumlarda çalışıyorum, dolayısı ile teori kısmı da pratik kısmı da benim için sıradandı ve herhangi radikal bir katma değer hissedemedim.
Daha genç arkadaşların ve/ya ekonomi ile özel sektör dinamiklerine daha uzak kişilerin ilgisini çekebilir, onun haricinde gerek yok, naçizane.
Çoğu yorumda kitabın içeriği ile adının uyuşmaması gibi şeyler yazıldığını görüyorum. Arkadaşlar "İktisattan Çıkış" isimli bir kitabın, İktisada Giriş ders kitabı gibi arz nedir, talep nedir gibi soruları yanıtlamasını mı bekliyorsunuz?
Türkiye'de yaşanan olayların, alınan kararların ülke ekonomisini, demografik yapısını, eğitim sistemini vs. nasıl etkilediğini ve bunların sonuçlarının neler olacağını basit bir Türkçe ile anlatan bir kitap.
Güncel olmasa da, genel konuların temelleri üzerine fikir edinilebilecek bir kitap.
Gazete, dergi yazılarından derlenmiş kitaplardan değil bu, özellikle bir amaç için yazılmış bir kitap. Anlaşılır dili, sağlam argümanları ve rasyonel düşünme biçimiyle çok etkileyici. "Homo economicus" olamadığımız aşikar, olamayacağız da; ama bu aklın ve bilimin rehberliğinden vazgeçeceğiz demek değil - doğru soruları sormanıza yardım edebilir bu kitap.
Kıymetli Emre Hocam, İktisattan Çıkış ile Türkiye’nin içinde bulunduğu buhrandan çıkışı için gerekli olanları toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla dile getirmiş bulunmakta. Veriye dayalı, akılcı ve sade bir dille yazılmış bu çıkış yolunun iş ve özel hayatıma faydalı etkileri olacağına inanıyor, güzel ülkemin en kısa zamanda bu yola yönelmesi için gerekli adımların atılmasını temenni ediyorum.
Gunluk podcastlerini dinleren biri olarak daha da dusuk yildiz vermek icimden gelmedi ama cok genelgecer cok havada bir kitap... Emre Alkin'dan cok daha iyisini beklerdim
Kitapta öne sürülen fikirlere büyük ölçüde katılsam ve yazarın adalet-özgürlük-eğitim şeklinde bir perspektif üzerine fikirlerini inşa etmiş olmasını takdir etmiş olsam da kitabı, somut bir odağı olmaması, ele aldığı konuları derinlikli bir şekilde irdelememesi, kompleks ve çok boyutlu problemleri basite indirgemesi, sıklıkla kliselere başvurması ve son olarak kitabın ismi ve iddiasıyla içeriğinin örtüşmemesi sebepleriyle yetersiz buldum.
Bu fundamental sıkıntıların bir kısmının yazarın meslek dışında kişileri hedef kitle olarak almış olmasından ileri geldiğinin farkındayım ancak dünyanın en etkili iktisatçılarından biri olma iddiasıyla ve "iktisattan çıkış" gibi iddialı bir başlıkla yola çıkıp kalitesiz bir gazetedeki (Türkiye'deki hemen hemen bütün gazeteler de denebilir) köşe yazılarına benzer tarzda yazmak ve konu açısından daldan dala atlamak çok da kabul edilebilir bir şey değil diye düşünüyorum.
Kolay okunan, temel iktisadi meseleleri en basit şekilde anlatan bir kitap .Ekonomide niye böyle şeyler oluyoru biraz olsun anlamak isteyenlere gelsin :)