Kavram tarihi ile şiir kuramının, kanon tartışması ile edebiyat tarihinin iç içe geçtiği bir kitap İmgenin İcadı. Daha önce İmkansız Özerklik’te modernist şiirin estetik dirençle karşılanmasının tarihsel nedenlerini inceleyen Yalçın Armağan, bu kitapta, İkinci Yeni’ye gösterilen direncin zaman içinde nasıl kırıldığını, başlangıçta anlamsız bulunan şiirlerin imgeci şiir adıyla nasıl kabul gördüğünü ele alıyor.
1952 ile 1983 arasında şiir alanındaki hayli tartışmalı döneme odaklanarak, imgeyi tanımlamanın değil; imge kavramının nasıl ortaya çıktığının, bu kavrama niçin ihtiyaç duyulduğunun, Şiir imge sanatıdır önermesinimeşrulaştırmak için hangi argümanların ileri sürüldüğünün peşine düşüyor.
İmgenin İcadı, İkinci Yeni’yi imge kavramının dönüşümü açısından yorumlayarak alternatif bir şiir tarihi sunduğu gibi, edebiyat kurumunu analiz etmek için bir yöntem de öneriyor.
1977’de Kayseri’de doğdu. 2007’de Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nden doktora derecesini aldı. 2007-2011 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, 2011-2019 arasında İstanbul Şehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak dersler verdi. İmkânsız Özerklik: Türk Şiirinde Modernizm isimli kitabı 2011’de yayımlandı, 2017’de Naser Davaran tarafından Farsçaya çevrildi. Armağan, Melih Cevdet Anday ve İlhan Berk’in yazılarını ve söyleşilerini derleyip yayına hazırladı.
Türkiye'de şiirin "vezinli ve kafiyeli söz" söylemek olarak algılanmasından imge kurma sanatına dönüşmesinin yolculuğunu takip ediyor kitap. Yazara göre ilk kez Attila İlhan tarafından ortaya atılan imge kavramı, müphemliliği ve esnekliğiyle günümüze kadar tanımı yapılamamış ve yapılması mümkün olmayan bir kavram. İkinci Yeninin ortaya çıktığı 50'li yıllardan itibaren toplumcu gerçekçiler tarafından gerek ikinci yeniyi şiir dışı görmenin bir aracı olarak kullanılmış ve gerçekçi şiir-ikinci yeni dikotomisini beslemiş, gerekse şiirin bir gereği olarak görülüp toplumcu gerçekçiler tarafından sahiplenilmeye çalışılmış. 80'li yılların sonlarına doğru ise ikinci yeninin galip gelmesi ve genelleşmesiyle birlikte, günümüze kadar uzanan ikinci yeniyi yıkma ve şiiri yeniden tanımlama uğraşı sürmekte.
Yazar, modern şiirin incelenmesinde dilsel oyunların dilbilim ve söz sanatları açısından analiz edilerek, bu dilsel sapmaların adlandırılabileceğini, fakat bunun yerine imge gibi müphem bir çatı kavramı kullanarak işin bir çeşit büyülü yazıma mal edildiğini söyleyerek bitiriyor.