Korku, fantastik, bilimkurgu öykülerini bildiğim, okuduğum, üretimleri kadar kendisini de çok sevdiğim, yakinen tanışıklığın onuruna eriştiğim Işın Beril Tetik'in başka türlerde de çalışmaları olduğunu biliyordum. Duymak ve yaşamak bambaşka şeyler. İşte polisiye o türlerden biriydi ama açık söylemek gerekirse onun kulvara bu kadar hakim, kurgu ve romana dair dil ustalığının bu derece güçlü olacağını hayal etmiş ama tahmin edememişim. Atmosfer, akıcılık, neredeyse 10 sayda bir bizi iyice o hayatın, karakterlerin arasına çeken, onlarla yaşatan sürprizlerle süslenmiş performans sonradan oyuna girip maçın kaderini değiştiren müthiş bir deparın ayak izleri. Psikolojik çözümlemerin her cümleye adeta damıtılarak aktarılması, ölümler adına elinin titrememesi, sertlikte gözünü budaktan esirgememesi, ilahi adaletin iki yüzüne de dair o her öyküsünde bayıldığım duruşu beni benden aldı. 558 sayfalık kitap ne zaman başladı, nasıl bitti anlamadım ve şu an, son sayfa ile beraber yeni hikayelerin, romanların beklentisine girdim. Can Emir için bu hikayenin sonu geldi belki ama yeni maceralar için sanırım o da biz de heyecanla bekliyoruz. Kazanması gereken ödüller olduğunu, Işın Beril Tetik'in 2019 sonu, 2020 itibariyle bu kulvarda da yüksek sesle tekrarlanacak bir isim olduğunu belirtmeliyim. Roman, yazarı hakkında daha yazacak çok şey var ama ne desem boş. Bu kitabı, deneyimi benden dinlememelisiniz; yaşamalısınız. Polisiye seviyorsanız yüzünüzü doğan yeni güne çevirin. Işın Beril Tetik ve "Ayaz"ı takdimimdir. :)