"Tabiri caizse, demişti kadın yazar fotokopileri masaya bırakırken, bu ülkede her şey, devlet tarafından üzerinize atılan suçlar birer onur mücadelesine dönüşüyor. Çünkü iktidar suçun tanımıyla oynamayı, onda delikler açmayı, içini boşaltmayı seviyor."
"Fırsatçı bir yazar değilim ben, demişti kadın yazar, fırsatçılık beni tiksindiriyor, fırsatçı yazarlar beni tiksindiriyor, fırsatçı aileler, fırsatçı bir halk, fırsatçı takımlar ve fırsatçı bir toplum beni tiksindiriyor. Bulaşıcı bir fırsatçılık, temelinde büyük aşağılanmışlığın getirdiği bir gözü doymazlığın beslediği zayıf kişilik, başkalarının mutsuzluğunda kendi mutluluğunu doğuruyor." (s. 37)
"İnsan kendi kayıplarının ansiklopedisini yapmalı, belki de böylece yazılmış en gerçekçi kitabı yaratmış olur." (s. 45)
"Onun gücünü, görebildiği detayları, cümlesine sızan parıltıları asla göremeyecek olan ve onu anlamayan insanlarla birlikte bir mücadele yürütüyormuş. Evet, onu anlamamışlar, çünkü kimse kitaplarını okumamış. Romanlarını, hikâyelerini aslında hiç kimse okumamış, onları utandırmak istemediğinden konu onun yazarlığına geldiğinde hep geçiştirmiş, sırf onları utandırmamak adına, ama onlar da okumamış oldukları halde aymazca konuyu onun edebiyatına getiriyorlarmı." (s. 51)
(Not: burada "aymazca konuyu", "konuyu aymazca" olacak.)
"Biri kendini saklamak istiyorsa, bir şeyden kaçtığı için değildir bu, bir başkasının gelip onu bulması içindir, demişti kadın yazar." (s. 70)
Sağlam cümle yapılarına gidiyor Fatih Balkış, yazdığı her cümlenin ayağı yere basıyor, başı da göğe eriyor:) Özenle seçilmiş ve aynı özenle yan yana getirilmiş kelimelerle kurulmuş sağlam yapılı cümleler, büyük bir okuma hazzı veriyor; tabii ardındaki felsefe, düşünce de sağlam olmasa bu hazzı vermez. Öte yandan, gerçi çok sığ bulduğum bir eleştiri biçimidir yazara akıl vermek ama, ben romanın gittikçe kadın yazarın bir monoloğuna dönüşmesindense bu kadının yavaş yavaş ve anlatıcı yazarla karşılıklı bir ilişki içinde çözülmesini beklerdim. Ama yazarın ne yapmadığını değil de tercih ettiği biçimle romanı neden nasıl bu şekilde kurguladığını ve anlatısının ideolojisine bu tercihin nasıl hizmet ettiğini kurcalamak daha verimli olacaktır ki o da emek verilmesi, zaman ayrılması gereken bir sürece muhtaç. Umarım vakit bulurum:)