At Sancısı, Kadıköy’den Karaköy’e, Beyoğlu’ndan Beyazıt’a dokunan; Demokrat Parti iktidarında yükselişe geçen motorlu taşıtların ve mekanik taşımacılığın karşısında gerileyen atlı arabacılığın seyrüseferini anlatan bir ilk roman.
Elvan Kaya Aksarı, kadim kelimeleri kullanmaktaki maharetiyle anlamı daha da zenginleştiren ve toplumsal bir olaya değinmesiyle cesur, özgün ve çetin bir işe girişiyor, hatta yüz yıl önce yazılmış klasik romanların rüzgârını estiriyor…
Romanda birçok yan karakter arzıendam etse de iki farklı cephenin öncüleri olarak devletin yetiştirdiği ve bir makama getirdiği Barış Bey’i ve handiyse atların emzirdiği, at menkıbeleriyle büyüyen Süleyman’ı görürüz. Romanın ismiyle akıbeti her bakımdan irtibatlıdır. Atlardaki bir türlü anlaşılamayan sancı, aslında bir çağ ağıdıdır. Atlar artık aceleyle kurtulmamız gereken eski bir sancıdır. Romanın başından beri beklenen ve muştu olarak görünen yağmur, atların sancısı dindiğinde başlar. İnkılap muhalifi atlar vurulmuştur.
Keyif almamanı anlayabilirim, insan fırsat vermediği şeyin yabancısıdır. Bak bu şehrin ayakları sürekli denize değer de yine de balıktan, bilmem kaç çeşit deniz mahsulünden habersizdir. Yosun kokusunu, balık kokusunu iyi bilir buraların insanı ama iş balığın ismine cismine gelince acemidir. Kaç çeşit balık çıkar, ne zaman hangi deniz mahsulü yenilir, bilmediği gibi merak da etmez. Denize nazır kurulup da böyle karaya saplanan başka bir şehir sanırım yoktur. Senin aran nasıldır balıklarla?
Yazar bu romanı ile 2019 yılı Everest Yayınları İlk Roman Ödülü’nü ve 2020 yılında Attila İlhan İlk Roman Vakıf Özel Teşvik Ödülü’nü aldı. Yazarın okuduğum ikinci romanı. İlk okuduğum romanı Saatçi İbrahim Efendi Tarihi de, 2025 NDS Roman (Mansiyon) Ödülünü aldı.
Çok başarılı bir roman. Hikaye akıcı, heyecanlı, merak uyandırıcı. Yazarın söyledikleri, döneminin ötesinde anlam taşıyor.
Yazarın üslubu, kelime, deyim, deyiş ve söylem hazinesi çok etkileyici. Okumayı bir keyfe dönüştürüyor.
Yazarın söylemek istediği bir çok şeyi ve çok birikimi olduğunu anlıyorum. Umarım daha bir çok romanını okuruz.
Kitabı henüz bitirdim. Açıkçası ilk roman olduğu için kuşkuluydum ama roman aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor. Dil ve üslup olarak yetkin bir eserle karşı karşıya olduğunuzu hemen ilk sayfalarda anlıyorsunuz. Türkçede okuduğum iyi eserlerden biri, mutlaka öneririm.
“… insan fırsat vermediği şeyin yabancısıdır. Bak bu şehrin ayakları sürekli denize değer de yine de balıktan, bilmem kaç çeşit deniz mahsulünden habersizdir. Yosun kokusunu, balık kokusunu iyi bilir buranın insanı ama iş balığın ismine cismine gelince acemidir. Kaç çeşit balık çıkar, ne zaman hangi deniz mahsülü yenilir, bilmediği gibi merak da etmez. Denize nazır kurulup da böyle karaya saplanan başka bir şehir sanırım yoktur…”
Türkçeyi yücelten bir roman olmuş At Sancısı. Anlatılan döneme hakimiyet de yaşıtım olan yazarın kelimeleri incelikli kullanışı da hayran bıraktı. Ben yazmadığım için kıskandığım romanlardan oldu.
Hayvan sevgisini hiç tatmamış olanlar,sadece insana değil bir canlıya çıkarsız vefa duymanın ne demek olduğunu bilmeyenler Süleyman Efendiden feyzalsın der susarım,bu kadar mı sıcak bir roman olur,âdeta böyle elimden tuttu yazar beni çocukluğumda gezintiye çıkardı,müteşekkirim,ama diğer tüm eserlerinde olduğu gibi ya sonra ne oldu merakını kucağıma bıraktı kaçtı,Saatçi Ibrahim Efendi Tarihinde de aynısı oldu,sayın Elvan Kaya Aksarı karakterleri öyle etten kemikten öyle gerçek yaratıyorsunuz ki ister istemez dahasını okumak istiyor insan, ezcümle efendim okuyunuz ,okutunuz
Elvan Kaya Aksarı’yı ilk kez “Saatçi İbrahim Efendi Tarihi” kitabı ile @1kitap.1mekan ‘da görmüştüm. Kitabın ismi merakımı uyandırdı ve bu yüzden de yazarın iki kitabını birden aldım.
2019’da yayımlanan “At Sancısı”, yüz yirmi yedi sayfa olmasına rağmen okuru doğrudan 1950’li yılların içine taşıyor. Motorlu taşıtların yükselişiyle gerileyen atlı arabacılığını, dönemin insanlarının gözünden ve ağzından anlatıyor @elvankayaaksari .
Bir çağın kapanmasının ve değişimin sancısının hikâyesi olarak yayımlanan bir ilk roman için yazarın kalemi hiç amatör durmamış. Ayrıca döneme özgü kelimelerin özenle seçilmesi, metni neredeyse bir zaman kapsülüne dönüştürmüş. Yani zamanın ruhu, kelimeler ile kitaba güzel bir şekilde aktarılmış.
Çağdaş Türk Edebiyatı’nda yeni kalemlerle tanışmak isteyenler yazarın kitaplarına bakabilir.@_sayfayolcusu_
Ben bu kitabı bitiremedim, ben zorladıkça sayfalar itti. Pek çok yerde; ‘ablacım konu bu mı gerçekten ?’ Dedim kendime. Her sayfada bambaşka felsefe? yapılmış. Ay mesela o tespih meselesi, neden okuduk onca sayfayı ? İlk kitap diye mi bu kadar kasılmış yazar yoksa dili mi böyle, ikinci kitabında anlayacağız sanırım.