Birgün karşınızda havada asılı duran bir tuş belirseydi ne yapardınız?
İnsan, yaşı ilerledikçe gençlere imrenip Ah ulan nerede o gençlik yıllarım, diye geçirir ya kafasından... Bir arkadaşım, bunun tam tersine, yaşlılara imrenirdi.
Yaşlı bir adam görünce Ah ulan şunun kadar yaşayabilsem daha ne isterim, derdi. Adam 70 yıl yaşamış ne güzel, biz o yaşlarımızı görebilecek miyiz, diye düşünürdü.
Artık daha iyi anlıyorum arkadaşımı. Yakında dünya yok olacak ve ben şu yeryüzünde yalnızca 36 yıl kalmış olacağım. 90 yaşında ve yaşamının sonuna gelmiş bir insanı ister istemez kıskanıyorum...
Çizimleri ve konusu özgün güzel bir çizgi roman. Az biraz bazı şeyler havada kalmış gibi olsa da güzel hazırlanmış. Belki kurgu biraz daha işkenebilirdi belki karakterler az biraz daha derinleştirilebilirdi ama bular olmadan da olmuş hissi verdi.
Sanırım lisedeydim, herkesin bileğinde "acil durumda kırınız" yazan bir dairesel cam ve içinde basılınca acısız bir şekilde insanını öldürecek bir buton/tuş olsa kaç kişi intihar ederdi diye düşünüp, bunun üzerine bir hikaye yazmak istemiştim.
Bundan mıdır bilmem bu grafik roman ilgimi çekti. Güzel çizgilere ve ilgi çekici bir temaya sahip olsa da, bu tema daha farklı daha güzel işlenebilirdi diye düşündüm.
Karşınızda birden bir tuş beliriyor daha doğrusu bütün dünyada birden havada asılı duran tuşlar beliriyor. Peki soru şu, bu tuşa basar mıydınız? Sonrasında ise olanlar çılgınca. Bazı tuşlar patlıyor bazıları sizi deve çeviriyor bazıları sizi zengin ediyor bazıları ise kalbinizi durduruyor. Şansınıza ne çıkar diye merakınıza yenik düşer miydiniz? Bu kitap işte bu enteresan olayın ardınıdan yaşanan daha da enteresan olayları anlatıyor. Dünya kaosa sürükleniyor, hayatlar tesadüfen yaşanmaya başlıyor ve tuşlar havada asılı durmaya devam ediyor. Ana karakter de olayları en başından anlatmaya karar veriyor. Konusu cidden çok farklıydı keyifle okudum. Tek eksik olarak çizimlerini pek beğenmedim tarz olarak. Ama hikayesi hem düşündürücü hem de merak uyandırıcıydı. Sonu belirsiz bırakılmış ki güzel bir seçim olmuş. Bazen açıklamalardan uzak olan olayları okumak daha güzel oluyor.
Okursanız tuşa gelmezsiniz:) ‘Karşınızda havada asılı duran bir tuş belirseydi ne yapardınız?‘ diye bir sorusu var kitabın. Bunun üzerinden kurduğu bir nevi distopik haller. Tuşa yüklenen anlamlar tabiiki türlü türlü. Okur olarak bizim yükleyeceğimiz anlamlarda eminim farklı olacaktır. Benim yüklediğim anlam körü körüne itaat edilen her şeyi temsil ediyor ‘tuş’! Sizce? .... Mart 2020 Korona günlerindeyiz. Kitaptaki tekinsiz ortaya çıkıveren tuşun yarattığı günlere benzer günleri yaşar mıyız bilmiyorum ama aklıma kitaptaki bir şey takılıp kaldı: Eve kapanmış kalmış, bize tuşun hikayesini anlatan yazarın aç kalıp bozuk bir dürüme tav olması. Yaw bu kadar da kötü değildir umarım bu topraklarda açlığın çözümünün sadece dürümle imtihan edilmesi. Bu bence başka bir distopya!
Nasrettin hoca hikayesi misali tuşa basanların bir kısmı"Ya tutarsa diyor" bir kısmı da "Basma lan işte, basma basma..." diyor. Biri diğerinden güzel bir şey çıktığını görünce "Amaaaan battı balık yan gider, bende basıcam, ona neler çıkmış bana da çıkar "diyip tuşa basıyor.
Toplumda çoğu olaylar zaten bu şekilde gerçekleşiyor. Şans oyunları ve kumarda da bir çok kötü örnek olsa da, "Baksana o oynamış kazanmış bende oynıycam" diyilerek başlayan hayatlar mafoluyor. İnsanların koyun misali bir şey yapma eğilimi var. Misal pandemi zamanında da maske takmayanları linçlemek gibi milli bir görevimiz vardı. Eee ne oldu en sonunda takmayın oldu. Aşı olmayanları linçliyorduk. O da aynı şekilde aşı olanlar da sıkıntı çıkmaya başlayarak gösterdi.
Ortada hiçbir şey yokken birden bire bir şey çıkıyor ve insanlar ilk başta izlenim yapıyor. Baktılarki bundan zarar görüyorlar, haber ve iletişim kaynaklarından duydukları her şeye harfi harfi uymaya başlıyorlar. İnsan işte kontrol etmesi ne kolay bir tuş yeterli ...
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bir yaratıcıya inanıyorsak bir yokediciye de inanabilir miyiz? Neyse fazla merak saça tarak(!) Çizimleri ve renkleriyle o boğucu ve sıkışmışlığı çok iyi veriyor, konu ilginç ve son-suz, post-apokaliptik bir evren ve en önemlisi kendi topraklarımızın insanları. Şans verin!
Kaliteli Fransız grafik romanlarında bulunabilecek bir hikaye ve anlatım tarzı. Şu haliyle tatminkar olsa da böyle bir hikaye biraz daha detaylı bir biçimde de ele alınabilirmiş gibi hissettim. Umarım bu gibi güzel çalışmaların devamı da gelir.
Hikayesi orijinal ve akıcı. Çizimlerin kendine has bir yapısı var. Başlayınca yarıda bırakasım gelmedi ve bir oturuşta kitabı bitirdim. Demek ki sıkıcı bir kitap değil. Sadece hikaye biraz daha derinleştirilebilirdi, ancak çizerin ilk çizgiromanı olduğu için daha sonraki projelerinde daha detaylı ve belki de seri olabilecek çizgiromanlar yaratabileceğine inanıyorum.
Yazar Aslı Tohumcu’ un katıldığı bir programda Atlantis çizgi roman serisini sevdiğini görünce, tavsiye ettiği bu grafik romanı da severim diye not almıştım. Hikayenin ön planda olduğu, çizgilerin ve renklerin hikayeyi güçlendirdiğini düşündüğüm romanın çizer anlatıcının da ilk grafik romanı olması şaşırttı. Distopik hikaye, anlatıcının bireysel hikayesinin toplumsal hikaye ile kesiştiği noktada başlıyor. Merak duygusu, belirsizliği anlamlandırma ihtiyacı, sistem eleştirisi, insan halleri, yalnızlık, açgözlülük, ekonomik gücün ayrıştırıcılığı, bireysel ve toplumsal iradenin kesişmesi.. kısacık bir hikaye önümüzde pek çok katman açıyor. Kitabın sonunu önce farklı algıladığımı, son sayfalara daha dikkatli bakınca “tuş” un onun için anlamını geç farkettiğimi de itiraf edeyim.
““Bir gazetecinin her günü birbirinden farklı olmalı” derdi hocam.”
ÇOK GÜZELDİ! Benim gibi özellikle kitaplar - çizgi romanlar - mangalar konusunda zor beğenen ve seçici biri için çok hoş bir Perşembe akşamı okuması oldu.
Öncelikle yazarın çizim tarzı bana hafif dozda da olsa Rob Guillory'yi (Chew by Image) çağrıştırdı, bilmiyorum başka benzeten var mıdır. Renkler bir nebze daha farklı ve(ya) pastel olabilir miydi diyeceğim; fakat kitaptaki renkler, tasvir edilen hikâye ve dünya ile tam bir kombinasyonda oldukları için sanıyorum ki olası bir farklılıkta bu ambiyans bozulmuş olurdu.
Bazı yorum yapan arkadaşlar karakterlerin daha derinine inilebilmesi şeklinde geri bildirim vermişler ancak kitap tam tadında başlayıp tam da olması gerektiği yerde bitiyor. Zaten stand alone / tek ciltlik bir hikâye olarak karşılaması gereken şeylere fazlası ile yetiyor.
Kapak rengi de benim için bir artı oldu, yeşil favori rengimdir ve bu turkuaz / teal tonu da çok yakışmış. Raf estetiği de önemli :)
Çok yaratıcı,değişik bir hikaye ve bunun üzerine kurduğu distopik evren. Gerçekten özgün bir çalışma olmuş. Çizerin fikirleri aktarma, ironik bakış açısı, hikayeyi anlatma biçimi, hoşuma giden mizah anlayışı ile bilinmeyen bir şeyle alakalı toplumsal refleksler üzerine tespitleri: Amerika'nın oyunu, terör, dış güçler, bilim çare arıyor, Tuşların geleceği Kur'an'da yazıyor, karma vb nedenlerle beğendim ve okunması gereken çizgi romanlardan, bağımsız işlerden biri diyorum. Keşke biraz daha karakter yaratsa, az daha derinleşse ve sonu biraz daha farklı olsaydı dedirtiyor yine tabi ama atmosferi ve insanları çok güzel anlatmış. Çizimleri detaylı olmakla beraber çok beğendim diyemem ama kötü de denemez, kendine has çizgiler. Renklendirme değişik, çizgi romanın yarattığı evrene uygun görünüyor ama pek tutmadım yine de.. Yani bir çok yönünü beğenmeme rağmen özgün oluşu, zekice yazılmış hikayesi, farklı ve yerinde renklendirmesi ve şahsına münhasır çizimleri ile okunmalı..
''Kapanmak üzere olan bir barın içindeki son müşterileriz. Eve biraz daha geç dönmek için kendime bir bira ısmarladım bugün...''
Orhan Umut abi güzel bir iş yapmış, kitabı okurken what's in the box diye sordum kendime. Çok insani bir duyguyu merakı ele alırken distopyamsı bir Türkiye'yi görme şansı da elde ediyoruz ama değişen bir şey var mı? Maalesef yok ülkenin siyaset kokan iklimi burada da karşımıza çıkıyor. Bilinmezliğe karşı ilgimiz buna karşı olan acizliğimiz de sorgulanması gereken şeylerden. Çizimleri ve özgün konusuyla destek verilmeyi hak eden bir kitap.
Çizimler keyifli ve stilistik. Hikaye ise çok daha büyük bir çizgi roman serisinin Türkiye de olan tie-in bir parçasıymış gibi maalesef. Yani hikaye basit ve konsepti açıklamak gibi bir dertleri yok.Çok basit olan bazı toplumsal mesajları tuş felsefesi altında vermeye çalışıyor ancak çok içerik tüketen biriyseniz o da sıkıcı gelecektir muhtemelen. Tek oturuşta biten ve rakiplerine kıyasla başarılı bir Türk çizgi romanı okumak istiyorsanız tavsiye edebilirim çünkü başı sonu adam akıllı okay örgüsü olan bir elin parmağını geçmeyecek kadar Türk çizgi romanı var.
Acilen yetenekli Türk çizerlerin kitaplarının da çevirilerinin yapılıp yurtdışında satışı yapılmalı (ben de bunun için kendi adıma elimden geleni yapacağım). Okuduğum Fransız grafik romanlarından farksız ve fazlası bile var. Çizer Orhan Umut Gökçek’in stilini ve kullandığı renk paletini çok sevdim. Ayrıca kitaptaki konu da çok özgün ve hikayesi enteresan. Her ne kadar sonu tam bağlanamadıysa da ben bu kitabı çok beğenenlerdenim. Grafik roman seviyorsanız Tuş tam sizlik. ‘Bir yaratıcıya inanıyorsak, bir yokediciye de inanmamız gerekmez mi?’
Çizimler zaten mest ediyordu da hikayenin de bu kadar iyi olacağını beklemiyordum. Hem muhteşem çizmek hem de bu denli ilgi çekici yazmak... Vay be. Kıskanmayayım, nazar değmesin de yeni kitap tez vakitte gelsin. O zamana dek ben bunu eşe, dosta tavsiye edeyim.
Not: Baobab'a teşekkürler, onlar sayesinde tanıştım kitapla. Karakarga bana duyuramamış bu harikayı.
Hayata dair endişelerimiz bir tuş olup etrafımızda belirseydi böyle mi olurdu? Ya da tuş neyin metaforuydu? Asla romanın sonunu merak etmeden sadece metaforu anlamaya çalışarak okudum. Çok keyifliydi. Metaforu bulamamak daha da keyifli 🛎️
Konunun ilginç olmasını sevdim. Okurken baya keyif aldım. Yalnızca çok kısa sürede bitmesi beni tam olarak tatmin edemedi. Daha uzun ve konunun biraz daha irdelenmesini isterdim. Ama genel olarak sevdim.
Aslında çok çok umut vaat eden bir hikaye, biraz havada kalmış gibi geldi bana sadece. Türkçe grafik roman örneklerinin artması çok güzel, takip etmeye devam edeceğim.
Dili oldukça güzel, kurguladığı dünya iyi tasvir edilmiş ve insan davranışı etkileyici bir şekilde aktarılmış. Özellikle çizim bence ümit vadediyor. Ancak konuyu çok benimseyemedim.