Demokrasinin tüm imkânlarını kullanarak demokrasiyi yok etmekte olan bir zümre ve onların itinayla ve gözlerini kırpmadan kandırdıkları –kanmaya meyilli– koca bir kalabalıkla karşı karşıyayız, biliyorum. Aynı ülkede yaşayıp aynı dili konuştuğumuz, aynı yollarda yürüyüp aynı yemekleri yediğimiz halde aramıza sıkışmış yüzyıllar olduğunun da farkındayım. Maalesef, Türkçe bilmeyen bir Çinliye 10 dakikada anlatabileceğimiz problemleri kendi anadilimizde kendi vatandaşımıza anlatamıyoruz ki, bizi en çok yaralayan da bu. Çünkü içten içe biliyoruz ki, kötülüğü bildiği, gördüğü halde görmezden, bilmezden gelen ve fütursuzca destekleyen bu yığın, yarın eline fırsat geçse bize aynı kötülükleri tereddüt etmeden yapmaktan vazgeçmeyecek. Ne yapmalıyız? Her şeyin sonuna gelmişiz gibi bir hali var çoğunuzun. Oysa ki her şey daha yeni başlıyor. Laftan, kaygılanmaktan, serzenişte bulunmaktan daha çok çalışmaya ve sahada mücadele etmeye ihtiyacımız var. En önemlisi de sizin gibi aydınlık yarınlara inanmış vicdanlı insanların varlığını daha çok hissetmeye…
İlkokulu Karşıyaka Aydoğdu İlkokulu'nda, liseyi İzmir Eşrefpaşa Lisesi'nde okudu. Daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuğu, Los Angeles Film Okulu Oyuncu Yönetmenliği eğitimi almıştır.
Atv'de yayınlanmış olan Avrupa Yakası adlı dizide Cem Onaran karakterini canlandırmıştır. Oyunculuğun yanında haftanın 3 günü Türkmax'ta yayınlanan Akıl Şampiyonu adlı yarışmada da sunuculuk yapmıştır.
1996 yılından beri İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncusu olan Levent Üzümcü Gezi Direnişi sürecindeki duruşu ve Sosyalist Enternasyonel'de yaptığı konuşma sebebiyle Mayıs 2015'te İstanbul Büyükşehir Belediye Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilmesinin ardından Ağustos 2015'te görevinden ihraç edildi. Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunundaki rolüyle 2015 Sadri Alışık Tiyatro Ödüllerinde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu seçilmesinden kısa süre sonra bu karar verilmiştir.
Mart 2020’de İstanbul Şehir Tiyatroları’na geri dönmüştür.
Ada ve Batu Üzümcü'nün babası olan Levent Üzümcü, psikolojik danışman Ebru Tuay ile 20 yıla yakın bir süre evli kalmıştır.
Türkiye'nin "aydın" ve "sanatçı" diye bildikleri keşke bir Levent Üzümcü kadar olabilseler. Özellikle Sosyalist Enternasyonel konuşmasının tam metni çok hoşuma gitti; bir de kitapla aynı adlı son yazısı...
Tarık Akan in olum haberini duyduğum gün 36 saatliğine İstanbul a gelmiştim, çok merak ettiğim için değil... Yada edebi bir değeri olduğu için değil, sadece benzer değerlere sahip olduğumuzu düşündüğüm için, kitabınızın satışına katkıda bulunmak için aldım, İstanbul'dan dönüş yolunda kitap bitti. Bana kalan, vicdanlı insanlar, sizi tanımak, harika bir eşiniz olduğunu öğrenmek. Sadece daha iyisi olması için, kitabın ismi içeriğinden daha zayıf olmuş. Yazmaya ve sahnelere devam etmeniz dileğiyle
'Sanat toplum içindir,' yüksek zümreleri şımartmanın, pohpohlamanın, halktan kopuk yaşamanın bir anlamı olabilir mi? Bir tarafın hayvanat bahçesi ve bir tarafın da ziyaretçi olması mı gerekli?
“Demokrasinin tüm imkânlarını kullanarak demokrasiyi yok etmekte olan ve bunun farkında bile olmayan bir kitleyle karşı karşıyayız, biliyorum. Üstelik aynı ülkede yaşayıp aynı dili konuştuğumuz, aynı yollarda yürüyüp aynı yemekleri yediğimiz halde, aramıza sıkışmış yüzyıllar olduğunun da farkındayım.” (Kitaptan)
Fikirler önemlidir, peşinde olduklarının önemini unutma.
<>
Kitapta yazarın mesleğine, aile hayatına, fikirlerine dair anlatılar yer alıyor. Yazarda yazılarını kitap haline getirmeden önce bu yaşamış olduğu ve hakkında fikir sahibi olduğu yaşanmışlıkların bir bölümünü daha önceden belli başlı köşelerde paylaşmış ve yenilerliyle beraber bu kitabı, boyun eğmeyişi okurlara sunmuş.
Boyun eğme, der ve boyun eğmez. Halkın sanatçısı nedir ve nasıl olunur?” Sorularınının yanıtlarını kitabı okurken aydın, eleştirel düşünmeye açık usların adımlarının, fikirlerinin “korku dünyası içinde” baskılanmaya çalışılan, korkmadan doğruyu dile getiren, haksızlık olduğunda sesini çıkartan, topluma yön verebilecek donanımda olan, kendini bilen hatta ve hatta birey olmakla beraber bütüncül sağlıklı bir toplumsal kucaklaşmayı dileyen, iyileştiren kimselerdir çıkarımları aklıma gelmekte.
Anlaşılabilmek, iletişim kurabilmek ve sosyal anlamda güven duygusu oluşturabilmek için çoğunlukla ne yazık ki, aynı dili konuşmak, konuşabilmek yetersiz kalmaktadır. Bunun bir insanlık ayıbı olduğunu düşünürüm ve dile getiririm. Aynı gökyüzü altında, fikirlerin baskılanması, hayallerin ertelenmesi büyük bir faciadır. Şimdiyi yaraladığı gibi geleceği de endişeyle kanatmaktadır.
Şimdiyi düşünemeyenlerin gelecekten yana mağlup oldukları apaçık ortadadır. Şimdinin olmayışı, yarının kaybedilmiş olduğunu çağrıştırmaktadır. Bu çağrıların bireyler için büyük bir mesaj olduğunu düşünmekteyim. Çürümenin ötesinde, bireyleşmeyi, adımlamayı ve keyifli okumalar yapmayı dilerim.
Levent Üzümcü'yü oyuncu kimliğiyle severim, işin aslı kitabı sadece kendisinin Gezi Eylemleri'ne desteği nedeniyle, bir nevi "Saygı Sunma" olarak aldım.
Yazınsal olarak başarılı olabileceğini düşünmemiştim, fikirlerini saptırmadan, açık ve net olarak okuyucuya sunmuş. Son dönemde basılan bir çok kitabın aksine imla hataları ve anlatım bozuklukları ile dolu değil. Dili sade ve anlaşılır.
Çocukluğundan başlıyor Levent Üzümcü anlatmaya... Tiyatro yaşamına nasıl başladığından tutun, Gezi'deki duruşu nedeniyle; Şehir Tiyatrolarındaki memuriyetinden atılmasına,kendisine gelen dilekçelerden, hakkında açılan davalara, sanatımızın uğradığı dolaylı-açık sansürden, sanatçılarımıza yönelik baskı ve sindirme çabalarına kadar her şeyi açıkça paylaşmış.
Dava sürecinin başlangıç öğelerinden biri olan, babasının kendisine söylediği; "Oğlum, tanımadığın birileri gelir de babanın adı ne, nerede oturuyorsunderlerse hiçbir şey söyleme." cümlesi ile başlayan "Sosyalist Enternasyonel" konuşması, günümüzde kendisinin oğullarına kurduğu aynı cümleyle bitiyor.
Kendisinin tüm "Boyun Eğme! Gücünün farkında ol"lu tüm ikna çabalarına rağmen, ister istemez düşünüyorsunuz; maalesef 36 yılda değişen pek bir şey olmamış!
Levent Üzümcü'nün yazdığı yazıları topladığı bir kitap.
Bu yazıların arasında devlet memurluğundan atılmasına neden olan yazılar ve sonrasında mahkeme tutanakları da var. Kitapta davanın sonucu yeralmıyor.
CHP abuk sabuk adamları milletvekili yapacağına Levent Üzümcü'yü yapsın.
Fikirlerine katılmasanız da okuyun, en fazla 10 ₺ kaybetmiş olursunuz. Okuyunca, bir anda fikirlerinizde 180 derece bir değişiklik olmayacaktır, ama en azından ne demek istediğini anlayabilirsiniz ki, bu bile sizin için 10 ₺ ile ölçülemeyecek bir kazançtır.
Gücünüzü farkında olun, demokrasi beden ağırlığı üstüne yürüyor ama akıl ağırlığı çok daha etkilidir. Bir başkası yok, sadece siz varsınız. Lütfen yılmayın, lütfen boyun eğmeyin!