“Gözlerine bir müddet baktım; beni görmedi. Sonra bu kadar derin olduğu için mukaddes olan bu acıya diz çöktüm. Bu benim tanıdığım Selma’ya benzemeyen kadının sarkan elini tutmak istedim. Titreyerek çekildim. Bir ölü gibi soğuktu. Hususuyla bu buz gibi elin üzerindeki soğuk nem vücuduma buz cehenneminde titreyen bir ruhun azabını ihsas etti. Zavallı, zavallı Selma!”
“Histeriyi kurmacalaştırması, sinir hastalıklarının temsili, döneminin psikolojik ve tıbbi söylemine işaret etmesi, estetik ve anestezik olan arasında girift ilişkileri sunuşu, metinler arası göndermeleri, müziği ve operayı anlatısına katışıyla Halide Edib edebiyatının tarihyazımına dahil edilmesi gereken Heyula, aramızda yeniden dolaşmalıdır.”
- Fatih Altuğ
Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda.
Halide Edib Adıvar was a Turkish novelist and feminist political leader. She was best known for her novels criticizing the low social status of Turkish women and what she saw as the disinterest of most women in changing their situation. She also served as a soldier in the Turkish military during the Turkish War of Independence.
Her father was a secretary of the Ottoman Sultan Abdülhamid II. She and her family were affiliated with the Dönmeh, a group that publicly practiced Islam but secretly practiced a form of Judaism called Sabbateanism. Edip was educated at home by private tutors from whom she learned European and Ottoman literature, religion, philosophy, sociology, piano, English, French, and Arabic. She learned Greek from her neighbors and from briefly attending a Greek school in Istanbul. She attended the American College for Girls briefly in 1893. In 1897, she translated Mother by Jacob Abbott, for which the sultan awarded her the Order of Charity (Nishan-i-Shafakat; Şefkat Nişanı). She attended the American College again from 1899 to 1901, when she graduated. Her father's house was a center of intellectual activity in Istanbul and even as a child Halide Edip participated in the intellectual life of the city.
Heyula Halide Edib’in ilk eseriymiş. Naif bir çalışma. Ancak psikolojik tahlillerin yanısıra dönemin sosyal hayatından kesitler sunması açısından ilgi çekici buldum. Halide Edip Heyula ile çok sevdiğim Handan’a hazırlık yapmış sanki.
Ziya Bey arkadaşı Haşim Bey' in evine ziyarete gider ve orada arkadaşının eşi Selma Hanım ile tanışır. Selma Hanım' ın hiç konuşmaması ve garip hareketleri dikkatini çeker. Sık sık ziyarete gitmeye başlar ve bir süre sonra müzik aracılığı ile yakınlaşırlar. Ziya Bey Selma Hanım' a tutulur. Selma Hanım sürekli olarak gelgitler yaşamaktadır. Zamanla Ziya Bey ve Haşim Bey bu durumun sebebini çözebilecekler mi?
Kitap güzeldi fakat beni yoran kısmı sürekli arka sözlüğe bakma ihtiyacı duymam oldu; çünkü bir sürü bilmediğim kelime ile karşılaştım. Bu da ister istemez anlam kopmasına neden oldu ve bazı yerleri başa alarak okudum.
syf 35: “ Kıskanç da olmaya başlamıştım felaketimde bir tek o eksikti.” syf 40: “ iyi ve kötü ne kadar failler,haletiruhaniye ce hayatın şekli şeraitine tabidir.” syf 43: “Bahçenin solgun ziyalarından, titrk dallarının altından geçerken içimde bir şey kırıldığını biliyordum” syf 44: “İhtisatimin ve idrakimin mecra ve mihverini avucun içinde tartarken hakayık-ı hayatın fevkinde, ta göklere çıkan bir hükm-i hükümranın var.” syf 45: “Uyuşuk vicdanımda yeni bir hayat, gençliğime yeni bir esef var.” syf 58: “..bana öyle bir mahzunluk veriyordu ki kurşunileşen akşam rengi kadar müphem bir hüzünle sükut ediyordum.”’ syf 61. “Hayır ölüm kendisini kurtarıncaya kadar bir heyula.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
Halide Edib'ten üst üste iki tane derinliksiz eser okuyunca biraz üzüldüm açıkçası. Kerim Usta'nın Oğlu'ndan sonra Heyula da beni pek tatmin etmeyen bir kitap oldu. Ama Heyula, Halide Edib'in tamamlanmış ilk eseriymiş. 1908'de gazetede tefrika olarak yayınlandıktan sonra onlarca yıl unutulmuş ve yıllar sonra ilk kez kitap olarak okuyucuya sunulmuş. Yapıtın acemliğini ilk eser olmasına bağlayalım.
-
İkinci okuma sonrası güncelleme:
Eserdeki metinlerarası göndermeler, yazıldığı tarih itibarıyla ele aldığı konular aslında ne ilginçmiş. Kişi ve mekân betimlemelerine biraz ağırlık verilmiş olsa, daha ciddi daha kapsamlı bir romana dönüşebilirmiş.
Nedendir bilmem hep yüksek bir beklenti ile açtığım kitap kapaklarında hüsran yaşarım. Tıpkı kitabını okuduğum filmleri izlediğim zaman hissettiğim gibi. Heyula'da da durum değişmedi. Bir gece başlayıp ertesi gün öğle arası bitirdiğim romanda içim karardı desem yanlış olmaz. Belki kurgu aksaklığı belki yazıldığı döneme ait kelime çokluğundan sıkıldım... Tavsiye eder miyim? Halide Edib'in okunası daha öncelikli eserleri var bence... Sinekli Bakkal gibi...