Muslim theologian and philosopher Abu Hamid al-Ghazali of Persia worked to systematize Sufism, Islamic mysticism, and in The Incoherence of the Philosophers (1095) argued the incompatibility of thought of Plato and Aristotle with Islam.
Born in 1058, Abū Ḥāmid Muḥammad ibn Muḥammad al-Ghazālī ranked of the most prominent and influential Sunni jurists of his origin.
Islamic tradition considers him to be a Mujaddid, a renewer of the faith who, according to the prophetic hadith, appears once every century to restore the faith of the ummah ("the Islamic Community"). His works were so highly acclaimed by his contemporaries that al-Ghazali was awarded the honorific title "Proof of Islam" (Hujjat al-Islam).
Al-Ghazali believed that the Islamic spiritual tradition had become moribund and that the spiritual sciences taught by the first generation of Muslims had been forgotten.[24] That resulted in his writing his magnum opus entitled Ihya 'ulum al-din ("The Revival of the Religious Sciences"). Among his other works, the Tahāfut al-Falāsifa ("Incoherence of the Philosophers") is a significant landmark in the history of philosophy, as it advances the critique of Aristotelian science developed later in 14th-century Europe.
أبو حامد محمد الغزّالي الطوسي النيسابوري الصوفي الشافعي الأشعري، أحد أعلام عصره وأحد أشهر علماء المسلمين في القرن الخامس الهجري،(450 هـ - 505 هـ / 1058م - 1111م). كان فقيهاً وأصولياً وفيلسوفاً، وكان صوفيّ الطريقةِ، شافعيّ الفقهِ إذ لم يكن للشافعية في آخر عصره مثلَه.، وكان على مذهب الأشاعرة في العقيدة، وقد عُرف كأحد مؤسسي المدرسة الأشعرية في علم الكلام، وأحد أصولها الثلاثة بعد أبي الحسن الأشعري، (وكانوا الباقلاني والجويني والغزّالي) لُقّب الغزالي بألقاب كثيرة في حياته، أشهرها لقب "حجّة الإسلام"، وله أيضاً ألقاب مثل: زين الدين، ومحجّة الدين، والعالم الأوحد، ومفتي الأمّة، وبركة الأنام، وإمام أئمة الدين، وشرف الأئمة. كان له أثرٌ كبيرٌ وبصمةٌ واضحةٌ في عدّة علوم مثل الفلسفة، والفقه الشافعي، وعلم الكلام، والتصوف، والمنطق، وترك عدداَ من الكتب في تلك المجالات.ولد وعاش في طوس، ثم انتقل إلى نيسابور ليلازم أبا المعالي الجويني (الملقّب بإمام الحرمين)، فأخذ عنه معظم العلوم، ولمّا بلغ عمره 34 سنة، رحل إلى بغداد مدرّساً في المدرسة النظامية في عهد الدولة العباسية بطلب من الوزير السلجوقي نظام الملك. في تلك الفترة اشتُهر شهرةً واسعةً، وصار مقصداً لطلاب العلم الشرعي من جميع البلدان، حتى بلغ أنه كان يجلس في مجلسه أكثر من 400 من أفاضل الناس وعلمائهم يستمعون له ويكتبون عنه العلم. وبعد 4 سنوات من التدريس قرر اعتزال الناس والتفرغ للعبادة وتربية نفسه، متأثراً بذلك بالصّوفية وكتبهم، فخرج من بغداد خفيةً في رحلة طويلة بلغت 11 سنة، تنقل خلالها بين دمشق والقدس والخليل ومكة والمدينة المنورة، كتب خلالها كتابه المشهور إحياء علوم الدين كخلاصة لتجربته الروحية، عاد بعدها إلى بلده طوس متخذاً بجوار بيته مدرسةً للفقهاء، وخانقاه (مكان للتعبّد والعزلة) للصوفية.
Eski zamanlarda bir adam varmış, bir de put. Adam demiş ki ben bu putu kırayım.
Yolda karşısına şeytan çıkmış. Güreşmişler. Adam yenmiş.
Şeytan demiş ki, bu puta dokunma, sana güç kuvvet vereyim, Allah için başka hayırlar yap. Adam kabul etmemiş. Tekrar güreşmişler, adam şeytanın dişlerini dökmüş, saçlarını çekmiş.
Şeytan demiş ki, bu puta dokunma, sana uzun ömür vereyim, Allah'ın uğrunda yaşa. Adam kabul etmemiş, tekrar güreşmişler, adam bir WMA dövüşçüsü gibi canına okumuş şeytanın.
Şeytanın mecali kalmamış. Demiş ki, bu puta dokunma, her gün yastığının altına iki altın koyayım. Bu iki altının birisini Allah'ın yolunda harcarsın, diğeriyle de kendi hayatını idame ettirirsin.
Adamın kafasına bu yatmış. Tamam demiş. Gitmiş işine gücüne bakmış. Sabah uyanmış. İki altın varmış. Ertesi sabah uyanmış, iki altın varmış. Üçüncü gün tekrar uyandığında altın maltın yokmuş yastığının altında. Bizim adam da öfkeden deliye dönmüş.
Varmış gitmiş putun başına. Şeytan onu orada bekliyor. Dövüşmüşler. Bu sefer şeytan adamı evire çevire dövmüş, bir güzel pataklamış. Adam şaşkın şaşkın, ben daha üç gün önce sana havada parendeler attırıyordum, ah ne oldu da böyle karşımda ceberrut kesildin ey iblis demiş.
Şeytan da demiş ki, sen beni döverken, Allah için dövüyordun, öyle olunca da ben sana galip gelemiyordum. Ama şimdi sen buraya nefsin için geldin. Gücün de kesilir, soluğun da tükenir. demiş.
**
Bu kıssa kitapta en çok sevdiğim, ve belki de toplamda en çok faydalandığım kısımdı. Gazali'nin bütün ilminin küçük bir parentezi varmış, bunu yeni öğrendim. Kendisinin hadis ilmi zayıfmış. İnanmadınız mı? Öyleyse bu kitabı okuyun. Özellikle Zühd bölümünde çizilen Müslüman portresinde, ilk defa duyduğum bir sürü hadisle bir şekilde temellendirilmiş, son derece içe dönük, çileci, herhangi bir devlete layığınca yayılsa o devletin üç gün içinde yıkılmasına sebep olacak bir müslümanlık algısı var.
Niyet ve ihlas konusundaki bölümden daha çok öğrendim. Ancak, burada da aslolanın niyet olduğu, niyetsiz ibadet olamayacağı, ama niyeti de Allah'ın nasip ettiği gibi, ibadetin içerisinden özgür iradenin çıkarılıp, tam teslimiyeti olması gereken, ama tek başımıza da bizim olduramayacağımız bir anlayış epey kafamı karıştırdı. Sanırım anlamam gereken şöyle bir şey. İyiliğin ve kötülüğün niyeti içimize dışarıdan geliyor, biz de birini seçiyoruz, harekete geçene kadar Schrodinger'in kedisi gibi hem iyi niyetliyiz, hem de kötü, harekete geçince belli oluyor kimliğimiz, ama yine de hareketin kendisi değil de, hareketin imlediği o ilk durum bizim kim olduğumuz oluyor.
Kitabın içindeki dizgi tashih ve OCR hataları ise tek kelimeyle rezalet. Hakkımı bu yayıncılara helal etmiyorum, ama onlara söylemeyeceğim.
Bunu okuyacağınıza İhya-u Ulumi'd-Din'i okuyun. Bu kitap asıl kitaptan bir parça. Sırf para kazanmak için basılmış bir kitap. Son okuması yapılmamış, bırakın son okumayı basmadan önce bir kişi bile okumamış, ellerindeki metinden kopyalayıp yapıştırmışlar ve bu otomatikliğin sebep olduğu YÜZLERCE hata var. Bu yayınevine para kazandırmayın. Yapmayın.
Ha ama İmam Gazali güzel yazmış. İhya-u Ulumi'd-Din'i okuyun, bununla zaman kaybetmeyin.