Herkes birinin geçmişinden bir hatıradır. Ama herkesin bir geleceği de vardır. Bazısı da benim gibi başkasının hatırası olmayı seçer ve orada kalır.
Kötü olan, bir hatıra olmayı seçmişken bile unutulmaktır.
İçindekiler: Aziz – Ruh Esir, Beden Sıfır - Yazısı Kara – Hatıran Yeter – Sıradan Hikâye – Son Model – Çürük Elma – Sapiens – Ağır Ağır – Dudaklar – Melek – Sahiinden Satılık – Yakışır Sana – Çengel Bulmaca - Kış Uykusu – Gönül Kurusu – Ceylan Gözlüm – Alışırım – Temasa Gerek Yok İzlerin Var Ya - Kenarlar
Mükemmel... Espirileriyle, cizgileriyle, sıcacık hüzünlü öyküleriyle gerçekten çok iyi. Kendi ifadesiyle “aşka meyilli bünyesi” insanlık hallerini, hayatın cilvelerini, açlığı, tokluğu, sevgiyi, arzuyu yaşıyor ve okuyucuya da yaşatıyor. Gözlem gücü çok keskin Rewhat’ın. Bir bar çalışanını, temizlenen kediyi, bir mekanı o kadar güzel çiziyor ki sanki siz onunla gezmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Aforizma gibi sözleri de çizgilerini kuvvetlendiriyor. Çok sevdim bu çok çabuk aşık olan genci. Bir günde bitti kitap. “Bu şehirde hayat alçak seyreder, sanat yüksekten uçar”
"Bu şehirde hayat alçak seyreder, sanat yüksekten uçar.
Biz iş icabı gece yaşayanlar, hayatın kenarlarıyızdır. Ve işe koşturan diri bedenlerin arasından bir ölü gibi geçer, eve döneriz.
Kurtuluş (Tatavla) Caddesi bir mezarlıkla başlar ve bir kilise ile son bulur; ölümle yaşam arasında bir durak gibidir bu semt. Güneş en güzel bizim sokağa doğar, tül perdelerin ardında sarı gelin gibi oynardı.
Yeşil erik ve bira konuşturmaz, ikisini birlikte servis ediyoruz ki bara gelenler kafa ütülemesin.
Severim banka kartını, adımın kabartmalı yazıldığı tek şeydir bu hayatta.
O içeri girdi, öyle güzeldi ki, daha soba harlanmadan ateş bastı atölyeyi; müfettiş baskını yemiş taşra öğretmeni gibi soba başında hazırolda kalakalmıştım.
Fikrini söyleyemeyecek kadar giyinik bir adamsın, ruhunda bile yün içlik var senin. Bu kadar giyinik bir toplumda özgürleşme olmaz.
Çizer Rewhat’ın sıkılmadan okuyacağınız bir çizgi romanı. İçten ve her an olabilecek öykülerden kısacası sıradan hikayelerden, okumaya değer güzel öyküler haline getirmiş. Gerek anlatımıyla gerek çizimleriyle. Çizerin bu tip işlerinin artması dileklerimle. İyi okumalar.
Atilla Atalay vardı...üniversite yıllarında çok okurduk; Ebekulak, Menekşe İstasyonu. Yüzümüzde hüzünlü bir gülümseme oluşurdu okurken. Bana o hissi yaşattı bu kitap seneler sonra. Dergi takipçisi olmadığım için Rewhat Arslan'ı tanımıyordum önceden ama tanıştığıma memnun oldum:)