İlk kitabı Derdin İncinmesin’deki özgün hikâye anlatıcılığını sürdüren Mustafa Orman, uzunöyküye niyet ediyor bu kitabında. Ovada Paldır Küldür, taş kesilen duyguların, ilmek ilmek örülen gecelerin, uzun konuşmaların ve kadersizliğin karşısında inadına yaşamanın anlatısı…
İnsanı, fotoğraftan taşırıp anlatıyor Orman. Mahcup. Olmaktan, yaralanmaktan, yarasını kaşımaktan yorgun. Ne merhamet etmeli onun yaratısındaki hayaletlere ne de şifa bulmalı. Fotoğrafın tam ortasına sabitlenmeli, olan biteni izlemeli; ovada zaman algısı müphem, insanların siluetleri belli belirsiz. Ama gerçeklik çok net ve olabildiğine acımasız…
Ovada Paldır Küldür, sinematografisi yüksek, kendi sesinde kavrulan, kurgusu sağlam, oluşturduğu atmosferin gölgesinde yükselen bir metin.
“Ovayı, insana, göğe, dağlara karşı çırılçıplak eden kış, yerini ilkbaharın bütün tonlarına bırakıyor. Bahar ovayı giyindiriyor. Güzel kokulara, çiçeklenmeye her an hazır ağaçlara, duvar diplerinde biten otlara, gökte pamuk bulutlara, sürü sürü uçan kuşlara koşuyor bahar. Yazın kapısını aralamaya gidiyor. Binbir koku. Kuş uçuşu. Kelebek sessizliği. Böcek tırmanışı. Sulu yemişler. Bütün yükünü yaz için hazırlıyor. Her dalda ısrarla başlattığı çiçeklerin taçlanışını, toprağı yararak serpiştirdiği ekinlerin rengini buluşunu, dağların böğründe kışın bıraktığı karların eriyişini yazın omuzlarının üzerine atıyor, sırtına bindiriyor. Her mevsim birbirine bir yük bindiriyor, her mevsim bir güzellik yetiştiriyor. Bahar güneşlenmeyi salıyor. Güzelliğin bir yük olduğunu da anımsatıyor. İlk yaprak düşünceye kadar sürecek.”
2020 Fakir Baykurt Öykü Ödülü sahibi muazzam bir öykü kitabı ile selamlar!
Daha önce 'Derdin İncinmesin' isimli kitabını okuduğum yazarın bu ödüllü kitabını edinmek ve okumak benim için biraz geç oldu, olsun geç oldu temiz oldu diyelim.
Kitabımız üç ana bölümden oluşuyor. Üç bölüm de bir şekilde hep birbirine değiyor, ki bu benim okur olarak hep en sevdiğimdir. Bu şekilde anlatınca aslında öyküden çok novellayı andırır gibi dursa da net bir öykü dili var kitabın.
Düşündüren, duygulandıran ve kendine has bir üslupla kaleme alınmış öyküler okumak isteyenler için bire bir.
‘Dallarını hem uzanılabilen hem de uzanılmayan yerlere bırakan dünyada, dökülmüş, toprağa karışmış bir yapraktım. Üzerime basılıyor, eziliyor, kayboluyordum.’ . Rıza ve Münip Usta’nın susması gereken bir şeyler var. Susup da eksiğini yamaması gereken şeyler. Bacaklarına baktıklarında dillerine dökülmemesi gereken nice söz.. Bir ‘ah’ saklı ikisinin de yüreğinde. Üzerine aldıkları, başkalarına emanet bıraktıkları.. . Üç öykü-bir roman aslında Ovada Paldır Küldür. Başı ile sonu sanki bir yolculuk. Şöyle bir ova havası, kışıyla baharıyla. Mustafa Orman, karakterleriyle-kurgusuyla içe işleyen bir eser ortaya koyuyor. İster ah’ı yüklenin ister zamanı.. Çok sevdim.. . Emir Tali kapak tasarımıyla~🌿
Mustafa Orman’dan okuduğum ikinci kitap Ovada Paldır Küldür. 119 sayfalık bir uzun öykü. İçinde sanki 3 öykü varmış gibi biçimlendirilmiş olsa da aslında birbiriyle bağlantısı olan tek bir öykü.
Derdin İncinmesin’e göre bu kitabını daha çok sevdim. Ebru Aykaç tavsiyesiyle almıştım kim bilir ne zaman. Çok kolaylıkla okunuyor. Kitaptaki diyaloglar çok başarılı.
Bir diyalogda, okurun aklına hakaret eder gibi, karakterin adı yazılı kalmış muhtemelen editör hatası. Yine -mış’lı geçmiş zamanda hikaye anlattığı bölümde bazı cümlelerin çekimi -di’li geçmiş zamanda kalmış. Bu ikisi dışında tertemiz bir kitap, üslubu, dili kendine has.
Kesik uzuvlarla yürek burkan, “eden ettiğini bu dünyada bulur” kurmacasıyla ilerleyen capcanlı bir hikaye.