Kisi hakikati aramak icin, hakikati bulmak icin, bizatihi hakikat diye diye hakikat icin de bagirip çagirir...
Önemli olan; hayatta, "en çok sey"e sahip olmak degil, "en az sey"e ihtiyaç duymaktir...
Izdirap veren sorudur, cevap degil. Cevaplar yatistirir, sorular kiskirtir...
Hakikat yolcusunun, insanini hayvanina ezdirmemesi gerekir. Ezdirmemek icin de kendisindeki hayvani bilmesi/tanimasi gerekir. Yolcunun bu yasam yolunda bilmek zorunda oldugu esasen kendisidir. Insani, insanini evvela kendisinde bilmek zorundadir. Insanini, yani erkegini ve kadinini. Jung'un terminolojisiyle söylersek, animasini ve animusunu...
Hakikati bütünüyle bilmek demek, kendini bilmek demektir! Hakikat, insanda, insanin kendisinde saklidir çünkü...
Hristiyan inancinin olumlu kadin figuru Hz.Meryem, olumsuz kadin figuru Hz.Havva'dir...
Kadinla erkek Bati'da hep çiftlesti, bir turlu birlesemedi. Ilk gunah yuzunden. Cinselligin lanetlenisi yuzunden...
Bati'da ki tüm sorunlar, Hiristiyanligin yasama, dogaya, insana ve Tanri'ya iliskin hastalikli tasavvurlarindan kaynaklanir...
Bir tek insan bildigini bilmekle kalmaz, isterse bilmedigini de bilebilir...
Kisinin insanligini kaybetmesi, bilme istegini kaybetmesiyle, bilme iradesini kullanmaktan vazgecmesiyle, yani asktan ümidini kesmesiyle birlikte gerceklesir...
Düsünmekle baskasini biliriz, düslemekle kendimizi taniriz...