Zaman ve mekan üstü bir hakikat felsefesi: “Enel Hak...”
Mevlana’dan Yunus Emre’ye, Spinoza’dan Kant’a, Nietzsche’den Ficht’e kadar dünyaca ünlü büyük düşünürlerin felsefi akımlarına ilham kaynağı olmuş büyük İslam düşünürü Hallac-ı Mansur’un “Ene-l Hak” felsefesi üzerinden tarif ettiği varlık, benlik, hiçlik ve yok oluş kavramları, yüzlerce yıldır bilim, sanat, inanç ve felsefe dünyasına ışık tutmaya devam ediyor.
kullanılan kağıda da verilen paraya da yazık! bir arkadaşım Hallaç ismini görünce bana hediye olarak almıştı. ben de Nigahdar ile tanıştığım Hallaç için bir başlangıç kitabı olur diye hevesle başladım. Tam bir hayal kırıklığı! Yayına hazırlayan Mesud Topal Hallaç'ı anlatmak yerine kendi düşünceleri ortaya dökmüş ama öyle kötü ve boş bir şekilde ki 100 sayfalık bu cep kitabını okumak tam bir eziyet. Modern hayata ilişkin fikirleri de basma kalıp cümlelerden öteye gidemiyor. Modern hayatın kapitalizmini yererken aslında tam da buna uygun para kazanmak için yapılmış bu kitapta adı var. s44: "Öncelikle şunun farkında olmak gerek... İçinde yaşadığımız çağ, kandırmacadan ibaret. Her an aldatılıyor, kandırılıyor, ikna ediliyoruz."
not: Librarian yetkimi kullanarak da kitabın yazarı kısmını değiştiriyorum. Bu kitabın yazarı Hallaç değil. bunu Hallaç yazmış gibi göstermek en basit ifadesiyle terbiyesizlik.
Hallac-ı Mansur; Nigahdar kitabından sonra okumaya, incelemeye başladığım, ilmini,fikrini merak ettiğim biri. Bu maksimum 50 sayfalık okuma notları diyebilirim önüme çıktığında aldım. Çokça butik, kişiye özel mesajlar barındırıyor özünde. Ben sevdim. :) Tam olarak ne anlattığını ise; 7 tohum sayfası sayesinde etkilendiğim metini buraya koyarak anlatmaya çalışayım. “Kalabalık bir caddede hayal et kendini. İnsanlar geliyor ve geçiyor. Ve sen bakıyorsun; renklerine, ışıltılarına… Havayı hissediyorsun, ince serinliğini… Kenarda eğreti sıralanmış fidanlara bakıyorsun. İnsanlar geçiyor ve sen bir şey aramıyorsun, beklemiyorsun, kıyaslamıyorsun, istemiyorsun. Daha güzel olmak, daha güçlü olmak… Daha yeterli, daha başarılı, daha zengin, daha yeni, daha - kendinden tüm beklenenleri gerçekleştirmiş - daha mutlu olmak. İçindeki yargılayıcı ses çoktan dinmiş. Adaletsizlik hissi, yalnızlık hissi, ihtiyaç duyma hissi, beklenti hissi kaybolmuş. Her şey tam da olması gerektiği gibi. Hiçbir şeyin değiştirilmeye ihtiyacı yok. Görüyorsun; her şeyin arkasındaki büyük resmi, saklı güzelliği görüyorsun. Her şey o kadar yeterli ki… Hiçbir şeyin peşinden koşmuyorsun. Özgürlük nedir? Özgürlük budur.”
kaynakca belirtilmemis, kötü yazilmis bir kisisel gelisim kitabi gibiydi. kitap o kadar kötü yazilmis ki bir yerden sonra yanlis yerde kullanilan noktalama isaretleri bile rahatsiz etmeye basladi beni. cümlenin etkisini arttirabilmek icin sürekli üc nokta koyulmasi ayri bir vakaydi cunku kitap o kadar bos ki etkiyi ancak bu sekilde arttirabileceklerini dusunmusler sanirim. kisa bir wikipedia bilgisinden sonra calakalem yazilan bir kitap. tavsiye etmiyorum.
Hallac-ı Mansur devrin siyasi otoritesine boyun eğmediği için idam edilen bir alim, Doğu ve Batı felsefesini etkileyen büyük İslam düşünürü, Ene-l Hak (Ben Hakkım, Haktan başka bende kimse yok) felsefesinin savunucusu, düşünceleri günümüz içinde geçerliliğini koruyan bir değer..
İdam sehpasında önce ellerini sonra ayaklarını kestiler buna rağmen o gülüyordu, kesik bileklerinden süzülen kanı önce yüzüne sonra dirseklerine sürdü, bunu neden yaptın diye soranlara “Aşk abdesti alıyorum” dedi. Sonra yanına yanaşan bir derviş “Aşk nedir ey Mansur?” diye sorunca, Hallac-ı Mansur “ Aşkın ne olduğunu bugün, yarın ve öbür gün göreceksin” diye cevap verdi. O gün Hallac-ı Mansur’u işkence yaparak katlettiler. Ertesi gün cansız bedenini büyük bir ateşe atıp yaktılar. Öbür gün ise küllerini Dicle Nehri’ne savurdular...
“Görünen her şeyin mutlaka bir de görünmeyen tarafı vardır. Görünmeyeni görmek için çaba harca.”
İsminden ve içerisinde bir kaç satırın dışında başka bir esprisi olmayan, broşür niteliğinde, Mesud Topal'ın bir kaç dakikada Google'dan gayri ciddi araştırarak daha çok kendi yorumlarından oluşan Hallacı Mansur ile pek de alakası olmayan kitapçık. Destek Yayınevi'nin ve Mesud Topal'ın muhtemelen sadece ticari kaygı ile bir kaç dakikasını ayırarak internetten yaptığı basit araştırmaya dayanarak ve bana göre bu yüzden de hiç kaynakça vermeyerek hazırladığı bu şaheserini! kesinlikle alıp okumayın..
En'el Hak felsefesini seviyorum. Ve bu serinin diğer kitaplarını da sevmiştim ama bu kitap Hallac-ı Mansur'un felsefesinden ziyade derlemeyi yapan kişinin yanlı düşüncelerini barındırmaktan öteye gidememiş maalesef.
“Taş atanlar bizim halimizi bilmez bizi anlamaz ki der.. O yüzden atılan taşlar bizi incitmez. Ancak ya halden anlayanlar, dostumuz olanlar. Onlar değil taş, gül bile atalar, o gül bizi incitir.”
Hallac'ı Mansur hakkında genel bilgiler yani hayatı, ölümü ve yaptıkları hakkında bilgiler içeriyor. Açıkçası genel anlamda tanımak için güzel bir kitap fakat sonu beni fazlasıyla şaşırttı ve bilmiyorum kitabı değil de Hallac'ı Mansur'u pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.
Genel olarak tasavvufa giriş ve Hallac'ı Mansur'u tanımak için okunabilecek bir kitap. Lise çağından itibaren herkesin okuyabileceği akıcı ve sade bir dile sahip merak eden herkese tavsiye ederim.
"Görünen her şeyin mutlaka bir de görünmeyen tarafı vardır. Görünmeyeni görmek için çaba harca..."
Hallac-ı Mansur'u anlatacakmış gibi bir izlenimi var kitabın ki kapaktaki en büyük punto onun adına ayrılmış. Ama ne hayatını ne de düşüncelerini doğru dürüst anlatmıyor. Daha çok yazarın Hallac-ı'nın içinde bulunduğu düşünce ekolüne dair fikirlerini okuyoruz. Tamamen bir popüler kültür kişisel gelişim kitabı. Yazar sırf kitap alınsın diye adını kullanmış sanıyorum. Aslında bulunduğu türün emsallerine baktığımızda okunmaz bir kitap değil kesinlikle. Mesud Topal'ın anlattıklarından yer yer not ettiklerim de oldu. Fakat uğradığım 'click bait' yüzünden oluşan hayal kırıklığımı atlatamıyorum maalesef.
“Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”
Kitap falan değil bu. Sakın alayım demeyin. Ne anlama geldiği belli olmayan ifadelerle dolu. Her cümlenin sonuna üç nokta koymayı marifet sanan, referans vermekten habersiz biri tarafından hazırlanmış. Söz ve alıntıların ortaya atıldığı ancak açıklamalarını bulundurmayan bir kitapçık. Mesud Topal denen şahıs hakkında herhangi bir bilgi ne kitapta ne de internette var. Yetkinliği ve eğitimi mechul. Zamanınızı boşa harcamayın. Felsefe kitabı diye sunulan şey aslında hallac-ı Mansur'un düşüncelerini kendince yorumlama çalışmış bir adamın yetersiz ve özensiz bir çalışması.
kitap aynı gün 2 ayrı sekansta bitti şekerleme niyetine...yazım dili biraz basit kişisel gelişim kitablarının bir tık üzerinde Hallac-ı Mansurun felsefi ve tasavufi aforizmalarından günümüz dünyasına teşbihler ve bağlantılarla süslenmiş çok fazla birşey beklenilmemesi gereken ama bir o kadarda keyif verici kahve/çay yanında okunabilecek bir eser olmuş iyi değil çok iyi asla...vasat seviyede ama kötüde olmayan bir kitap...benim için en güzel sonucu Hallacı-ı Mansur'un kendi eseri Tavasin için ayrı bir merak uyandırması ve yönlendirmesi oldu
Oldukça basit yazılmış yer yer kendini tekrarlayan ve Hallac-ı Mansur'un kendi söyledikleri 1 2 sayfayı geçmeyen bir kitap olmuş. Hallac-ı Mansur'u ilk defa duyanlar için pek bir şey anlatmıyor bilenler içinse yeni bir bilgi veya bakış açısı sunmuyor.
Hallac-ı Mansur’un adı kullanılarak yazılmış ve yazarın kendi görüşlerini aktardığı bir kişisel gelişim kitabı. Söylemler de 5 yaşında bir çocuğun bile idrak edeceği düzeyde… Kısa olması ve sesli kitap formatında dinlemiş olmam kendi adıma vakit kaybı olmadı sadece.
İsmine aldanıp başladım, başlamışken de bitirdim ama benim için hayal kırıklığı oldu. Hallac-ı Mansur’la ilgili verilen bilgi wikipedia’da falan bulabileceğinizin ötesine geçmiyor. Kitap daha ziyade vasat bir kişisel gelişim kitabı olarak değerlendirilmeli.