Nermi Uygur'u ilk kez okuyorum. Gecikmişim. Ya da en azından daha da geç okumadığıma seviniyorum diyeyim.
İnsan Açısından Edebiyat, aslında bir yazın felsefesi kitabı herhalde. Bu anlamıyla benim için bir ilk, hiç böyle nitelediğim bir kitap okumamıştım -ki kitaba ve okumaya ilişkin bir şeyler okumak beni sıklıkla eğlendiriyor-. Bunu, kitabın sıkıcı ve öğretici metinler içerdiği yönünde yorumlamamak gerek.
Uygur'un yazıları bir okur olarak beni çokça düşündürdü, kendine özgü bir biçemi, çok temiz bir Türkçesi var -güncel dilbilgisi kuralları bakımından metinler sorunlu bulunabilecekse de, ama bunların yanlışlardan ileri gelmediği, bilinçli seçimler olduğu anlaşılıyor- ve kitap baştan sona yazınsal, sanatsal bir deneyim.
Uygur yazınla ilgili konuşurken dışlamacılıktan kaçınıyor, yazına ve sanata değer veren her şeye ve herkese değer veriyor. Kendi başına sağaltıcı bir tutum bu. Bir okur olarak İnsan Açısından Edebiyat'ın özel olarak bana yazıldığını düşündüğüm noktalar oldu, okuyan herkes de böyle düşünecektir sanıyorum.
Sırada Uygur'un kendi okurluk serüvenini anlattığı 'Tadı Damağımda' var.