Kötülük, yani bilindik adıyla Lucifer, yeryüzüne iner… Kovulmuştur. İstenmeyen varlık olarak insan yurdundaki amacını ilan eder öncelikle;
“Ben Lucifer, karanlığın efendisi, ben alev kanatlı prens, yeryüzüne, etten meleklerin arasına çıkacağım. Ben Kötülük, tahttan yükselip onlara uçacağım ve onlarla, onların içinde olacağım.”
Herkese merhaba, Bugün size oldukça sarsıcı bir kitap önereceğim. Şeytan denen mefhum, binlerce yıldır insanın ve inançlarının bir parçası olageldi. Bazı dini inançlar yüzyıllar içinde değişikliğe uğrasa da, kötülüğün sembolü olan şeytan günümüze kadar hiç değişmedi. Kitabımızda yeryüzüne inip insanların içine giren Lucifer’ın hikayesi anlatılıyor. Böylece şeytan, insanların içine girerek saf kötülüğü ve yaşadıkları acıyı deneyimliyor. Kitap ilerledikçe kötüyü ve kötücül olanın ne olduğunu sorgulamaya başlıyoruz. Ekonomik güce tapanın, teknolojinin kölesi olanın, ensest ilişkiyi dayatanın, uyuşturucu müptelası olanın, hırsızlık yapanın, savaşlar çıkaranın, kaos yaratanın kim olduğunu sorgulamaya başlıyoruz. Dolayısıyla kötü olanın şeytan mı yoksa içindeki kötülükle şeytana taş çıkaran insanın mı olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Kitabın yazarı bu anlatısıyla çevremizde olup biten ama görmezden geldiğimiz belki de alıştığımız olguları tokat gibi yüzümüze çarpıyor. İnsanın nasıl yozlaşmış bir varlık olduğunu eğip bükmeden önümüze koyuyor. Müthiş bir toplum eleştirisi. Su gibi akan bir kitap değil, tekrar tekrar okuyup zor sindirdiğim bölümler oldu. Mutlaka okumanızı isterim.
"Il creato porta in sé il dolore come l'amore, e se in principio la materia assorbe, nel tempo la materia restituisce, nella pace del tramonto come nella furia del temporale." [...] "Ognuno conduce il proprio corpo lungo una strada a spirale che non porta da alcuna parte, se non alla morte, sempre alla morte, comunque alla morte. Camminano e camminano e continuano a camminare nel disperato tentativo di dimenticare dove la strada li conduce."