"Bazilari vardir ki yasarken Ölüdürler ve bazilari da Ölüyken diri. GÖnlü Ölü olanin bedeni diri olsa da Ölüdür. GÖnlünün sirrini bilen Ölse dahi diri... Ölmek dedikleri o sebeple hep ayni degildir iste. Bu âlemi Ölü gibi yasayanlar Öte âlemde diri gibi dolasirlar" dedi Yahya Efendi. GÖzlerini kisarak Besiktas sirtlarindan deryaya bakiyordu. Ölüm bedeni Öldürüyor lakin gÖnlüne dokunmuyordu insanin. Eskiler Istanbul'un dÖrt manevi muhafizi var diye inanirlarmis. Iste Yahya Efendi o dÖrt manevi muhafizdan biri... Ölse de vazifesi bitmeyen bir gÖnül eri... Cihan Sultani Kanuni Sultan Süleyman'in sütkardesi...Istanbul'un sahipleri topragin üstünde yasayanlar degil, altinda yasayanlardir. "Ölümsüz bir ask mi istiyorsun o vakit Ölümsüz olan bir sevgiliye âsik ol" diyor eskiler, iste ben de Öyle bir âsiktan bahis açiyorum bu kez. Bu dünyadan gÖçüp giden ama Ölmeyen birinden... Yahya Efendi'den... Zira Yunus'un da dedigi gibi "Âsiklar Ölmez..."Ölenler yok mu oluyorlar saniyorsun kâri? Ya Ölmeyen Ölüler de varsa?(Tanitim Bülteninden)Ince Sayfa 208Baski 2015 Sayfa 171Baski 2016 Türkç Nesil Yayinlari
Her bir mezar taşında farklı bir hikaye vardı ve mezarın altında yatan sadece bir beden değil bütün bir dünyaydı. Zira herkesin dünyası kendi ömrü kadardı ve o kadardı işte dünya, bir ömür kadar…
“Lakin biz içine bakarız da bakmayız dışında ne vardır. Dışa bakarsan yanılırsın, zira ne cevherler vardır ki bir harabenin içinde, ne nimetler vardır ki kara bir kabuğun içinde, ne eşsiz güller dikenlerin içinde... İnsan da bu misal işte... Sırf beden değildir. Öyle zannedersen hata edersin. Zira dış yanıltır, iç yanıltmaz. Yaş gözden aksa da gönülden gelir. İşte bizim derdimiz de vazifemiz de içte olanı görmek değil midir?
Gitmek her vakit terk etmek değildir. Yani ki her gidiş bir terk ediş değildir. Ve hatta gitmek peygamberî bir haldir. Hicrettir gitmek. Yaşamak dediğin dahi gitmektir esasında. Bin gelmek için bir gidilir. Bilirim acı verir gitmek, terk etmek, ırak olmak... Can yakar bilirim. Lakin duman ancak yanan yerde tüter, ocak yanmazsa ısınmaz hanedekiler. İşte burasıdır ocağın, burada yanacak da sensin yakacak da. Yanacaksın ki ateşin diğerlerine de ilişsin, o vakit işte odun ateşiyle değil gönül ateşiyle ısınacaktır âlem. Ve bu ateş çölü de yakar gölü de. Zira odun ateşi söner ama sönmez gönül ateşi.”
iki günde okula tek başıma yolculuk ederken okudum. Yahya Efendi Dergahına gitmiştim daha önce, ama hakkında hiçbir şey bilmiyordum. O zaman çok etkilenmiştim, bir sonraki gidişimde hissedeceklerimi kestiremiyorum. Oldukça akıcı bir anlatımı vardı, anlatılanlar da beni çok etkiledi. Cümlelerin altını çizerek okumak ve ara ara okuyarak kendimize 'hakikati' hatırlatmamız gerek.