СЪДБАТА Е ХВЪРЛИЛА ЗАРОВЕТЕ СИ – СЛЕД ГОДИНИ ПЪТИЩАТА НА ДВЕ ВЕНЕЦИАНСКИ КРАСАВИЦИ СЕ ПРЕСИЧАТ В ХАРЕМА НА ОСМАНСКИЯ ДВОР
Нурбану валиде султан е майка на падишаха и по нейна воля братовчедка `и София Бафо, наречена Сафие, трябва да го омагьоса и да стане съпруга на султана. За кратко време наложницата със златни коси ще се превърне в приказна легенда. Сафие като фея успява да очарова Мурад Трети и да го впримчи в законен брак. Падишахът обаче, отдаден на плътски наслади, е оставил държавните дела в ръцете на майка си и своите приближени. Между Нурбану и Сафие започва борба за власт, която ще се отрази на цялата империя...
В харема се завързва интрига, която бушува като смъртоносна фъртуна. Сафие успява да надделее, мислейки си, че е непобедима след смъртта на Мурад, когато синът `и Мехмед става новият господар на Османската империя. Но всичко се срутва за миг, когато разбира, че има нова съперница...
ЛЮБОВ И СТРАСТИ, РЕВНОСТ, ОМРАЗА И ПРЕДАТЕЛСТВА...
Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji’ni ve Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdi. Hacettepe Üniversitesi’nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980’den itibaren, TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Birçok roman çevirdi ve halen çeviriyor. Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul’da yaşamaktadır.
Serinin en kötüsü. 848 sayfa kitap yazdım demek için bu kadar uzatılmaz kitap. Safiye de Nurbanu da nefret ettiriyor kendinden ama başarılı kötü karakterler oldukları için değil tam tersine çok gereksiz anlatıldığı için. Kısaca yazık oldu gözlerime, Zaman'ıma, sayfalara. Neyseki para verip aldığım değil, ödünç bir kitap da parama yazık demiyorum....
Bu kitabı pek beğenmedim çünki Nurbanu Sultan kitabı ile çok tekrara düşmüş o yüzden malesef bazı kısımları atlayarak okudum. Yazar, Philip Gregory'nin kitaplarını çevirdiği için onun etkisinde kalmış olsa gerek, Osmanlı sarayını Kral Henry'nin sarayı gibi göstermiş. Padişahın erkek çocuklarını doğuran cariyelere Haseki Sultan denir. O dönemde haremdeki tüm kızlar köle sayıldığı için doğurdukları çocuklar piç sayılmazdı. İstediği kadar din değiştirsin farketmez. Yazarın daha derin araştırma yapmasını dilerdim. Bir de kitapda Nurbanu Sultan artık valide olmuş Safiye'yi padişah oğluna getirmiş gibi gösterildi, ama gerçekte Safiye Murata şehzadelik zamanlarında sunulmuştur. Hatta oğlu Mehmeti doğurduğunda Sultan Süleyman hala tahtdaydı ve Mehmet ismini o verdi. Bir de Safiye Sultan hiçbir zaman nikahlanmamıştır, Nurbanu Sultan buna hep engel olmuştur. Bu tip tarihi yanlışlar beni rahatsız etti açıkcası.
This entire review has been hidden because of spoilers.