Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nde "Tüm insanlar eşit yaratılmıştır, Yaratan tarafından insanlara yaşama hakkı, özgürlük ve mutluluğa erişme hakkı gibi bazı devredilemez haklar bahşedilmiştir." yazıyorken Afrika halklarının köleliği devam ediyordu. Çelişki gibi görünüyor ancak değil. İnsan kimdir, kime insan denir? i tanımlayarak çelişki ortadan kaldırılıyor. İnsan beyazdır, tüm beyazlar eşittir dolayısıyla tüm insanlar zaten eşit.
Thomas Jefferson'ı okumak çelişkiler bataklığına girmek gibi. Bir siyahiyle mektuplaştığında siyahilerin beyazlar kadar yetenekli ve eşit olduğundan bahseder, bir beyazla mektuplaştığında ise siyahilerin yeteneksiz olduğunu ve bunun onların eşit olmayan yaşam şartlarından bile kaynaklanmadığını direkt biyolojik bir yetersizlikten kaynaklandığını yazar. Ne yapalım der, doğa onları talihsiz yaratmış, bunu reddedemeyiz.
Jefferson'ın siyahilere ve Kızılderililere karşı adil görünen faaliyetlerinin ardında vicdan değil politik strateji yattığını onun mektuplarında kendi ağzından okuruz. Bağımsızlık Bildirgesi'ni okuyunca devrimci ruhla kurulan bir Amerika varmış gibi hisseder, günümüzdeki her türlü devrimin karşısında duran Amerika profilinin, Amerika kurucularının kemiklerini sızlattığını düşünürüz. Oysa biraz mektupları biraz da tarihsel süreci okumaya başladığımızda günümüz Amerikası'nın, kuruluşunun izinden ayrılmadığı görülür.