"Son günlerde," diye konuşmasını sürdürdü Meyra, "bir duygu her karanlık çöküşünde gelip yakama yapışıyor. Onu yenmek için bir şeyler yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Bazen korkum ve üzüntüm birbirine karışıyor. Sabrım, bütün korkularım, belirsizliklerim ve acılarım. Hepsi sanki bu duyguda bir araya gelmiş gibi. İşte o zaman aklıma sen geliyorsun, seni düşünüyorum. Özellikle de akşamın o ilk saatlerinde..." Bir Bosna Hikayesi, Avrupa'nın orta yerinde, bütün dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen 20. yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyor. Tamamen gerçeklere dayanan kişisel hikayelerden, acılardan yola çıkan Sinan Akyüz, sadece siyasi meseleleri etkili bir biçimde ortaya koymakla kalmıyor, mikro düzeyde iki insan arasında -komşu, arkadaş, sevgili, akraba- oluşan duyguları da ustalıkla gözler önüne seriyor.
Sinan Akyüz’ün ilk okuduğum kitabı İncir Kuşları’ydı. Okurken ağlamıştım mükemmel bi kitaptı. Bu onun tekrarı gibi olmuş. Maksimum 250-300 sayfada anlatılabilecek bi roman 600 küsür sayfaya sürdürülmüş ve sürekli nerdeyse her sayfada “suçumuz Müslüman olmamız” “Nasıl oldu da komşularımızın (Sırpların) gerçek yüzünü göremedik” “Birleşmiş milletler ve tüm Avrupa bize ihanet etti”... vs evet bunlar gerçekler ama her sayfada aynı şeyler yazılmaz ki bi kere söyleyince anladık zaten 600 sayfa boyunca vurgu hep bunlarda. Bi de “Orda öylece durup ne kadar ağladı bilmiyordu” bu cümle de defalarca kullanılmış. Bosna’ya karşı duyduğum genel merak sayesinde okuyup bitirdiğim bi kitap oldu tavsiye eder miyim? İncir Kuşlarını okuyun buna gerek yok bence 🤷🏼♀️
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Biraz fazla beklenti ile okumaya başladım ancak hiç bitmeyecek zannettim. Çok gereksiz uzatılmış, çok gereksiz detaylar tekrar tekrar anlatılmış. Maalesef tavsiye etmiyorum.
Yazar kendini tekrarlamak yerine daha net anlatsaydi olaylari daha iyi olurdu.her seye ragmen Bosnadaki olaylari ogrenmek, birazda fikir sahibi olmak icin okunabilir
Kitap Bosna savaşının başlangıcı ve sonuna kadar Bosnalı bir kaç ailenin çektiklerini anlatıyor.
Aslında maksimum 400 sayfa olabilecek bu kitap hep aynı cümleler ile "biz Türk degiliz" "komşularımız nasıl bize ihanet etti" gibi aynı cümlelerin her 2 3 sayfada bir tekrarlanması zaten çok acı bir olayın okunmasını iyice güçleştiriyor.
Bir de beni bir diğer rahatsız eden konu tecavüz sahnelerinde sürekli içine girdi yazması. savaşta tabiki en korunmasız kişiler kadınlar ve evet bir çok tecavüze uğruyorlar ancak bu acı hadiseleri çok daha değişik ṣekilde çok daha çarpıcı yazılabilir Dünya edebiyatında harika bir çok örneği var.
kitabın son 100 sayfası çok daha güzeldi keske tüm kitap o tempo ile devam edebilseydi.
Konu itibariyle çok etkileyici olması gerekirken Sinan Akyüz'ün sürekli tekrarlayan betimlemeleri duyguyu kaçırmasına neden olmuş. Gereksiz olarak sayfa sayısı uzatılmış, gereksiz detaylarla his kaçmış. Hayal kırıklığı yaşadığım bir kitap oldu.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Gereksiz ayrıntı insanı sıkıyor ve yazarın sürekli bir dolaylı cümleyi sürekli yüklemle ayırmasını çok itici buldum. Mesela " Sen" dedi "hemen buraya gel". İncir kuşları çok daha güzeldi.
Genelde emeğe saygı olarak düşünüp asla bir kitaba ve yazara böyle bir yıldız vermem, kötü yorum yapmam ama kesinlikle burada bir emek olduğunu düşünmüyorum hatta okuyanı dalga geçercesine hafife almış yazar.
Yaşanılmış korkunç kötü bir dram, trajedi, savaş bu kadar duygusallıktan uzak yazılabilirdi. Sürekli aynı kelimeler aynı cümleler aynı diyaloglarla 626 sayfa doldurulmuş. Tekrar gibi okumaktan kitabın bütününden çıkıyorsunuz zaten. Kitabın ismi Meyra ama vurgu kesinlikle bu karakterde değil kitapta ki bütün karakterlerden de aynı bahsedilmiş. Gerçekten zaman kaybı bu olayları tüm gerçekliğiyle ve vahşetiyle anlatan başka kitapları deneyin derim.
620 sayfalık bir kitapta sürekli tekrarlanan aynı cümleleri okumaktan bi ara fenalık geçirdim. Evet Bosna katliamını öğrenmek çok önemli!!!Ancak sürekli “Biz Türk değil Boşnak ız” , “Tek suçumuz müslüman olmak”, “Komşularımızın gerçek yüzünü tanıyamamışız” vb gibi cümlelerle kitap kendi kendini tekrar etmiş... Açıkcası sırf Bosna katliamını konu edindiği için 3 Yıldız verdim yoksa puanım 2 Yıldız...
Kitabi bitirmek icin cok ugrastim, piruze ile tanizmistim ve ayni onun gibi surukleyicidir diye dusundum ama yanilmisim. Ilk 400 sayfayi okudum ama zorlanarak son 200 sayfa daha akiciydi.. Kendimi kesinlikle kitaba veremedim ve aaa hadi kitabi bitireyimde diyemedim. Sanirim tavsiye edebilecehim bir kitap degil.
Daha önce buna benzer İncir Kuşları’nı yazmış olan Sinan Akyüz’ün bu kitabı tekrardan ibaret.Bir an İncir Kuşları’nı okuyorum sandım tek farkla bu kitap 600 küsür sayfa. Anlatımda da tekrarlar çok ,keşke sadece İncir Kuşları’nı yazıp Bosna katliamı üzerine bıraksaymış diye düşündüm okurken. Akıcı anlatımını sevdiğim için okudum yoksa diğer kitap yeterliydi.
Surekli tekrarlanan cumleler, ayni betimlemelerle zar zor bitirdim. Daha kisa olabilirdi kitap. Savas konusunda diyecek bir seyim yok cok cok uzgunum, bazi kisimlari okuyamadim. Baris ve huzur icinde yasamak dilekleriyle.
Bir Bosna hikayesi... 20.yy da bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen Bosnalı Müslümanların yaşadığı akıl almaz işkenceler, tecavüzler, soykırım...Gerçeklere dayanan hikayeler...
Yazar kendinden bir sürü olaylar yazdı, nasıl öğrendiğinden endişeliyim. Haris mesela, o adam tek başına çetniklerle kalıp elindeki bombayı açarak kendini ve yanındakileri öldürdü. Eee yazar bu kişinin son dakikaları nasıl geçtiğini nereden öğrenebildi acaba ? bilen varmı ? Eğer o olaydaki insanlar hepsi bomba yüzünden ölmüş nasıl öğrendin peki Sinan bey ayrıntıları ? Bunun gibi olaylar çok var kitapta , şu bir fabl artık roman değildir. Şu iki yıldızı "Bosna" ve "Sinan Akyüz" kelimesi için koydum.
Müslümanların şiddeti sadece kendileri için araç olarak görmeleri ve bunun müslüman toplumlarda en yaygın davranış biçimi olması. Allah için yapılan savaşların mübah olması ve müslümanlara yapılan saldırıların hep haksız olması. Peki savaşları gerçekten büyük dini duygularla, din yaşama özgürlüklerini yeniden kazanmak için yapıldığına emin miyiz? Yoksa toprak kazanmak gibi yüzeysel ve dünyevi hırslarla mı çıkıyor savaşlar? Kanla yazılmış olan insanlık tarihinde Sırplardan bu kadar nefret edip Işid hakkında herhangi bir nefret îmâsı yapmayanları anlayamıyorum. Şiddetin her türlüsüne karşı çıkabilen herkese saygım sonsuz ama müslümanız garibanız ondan bizden nefret ediyorlar edebiyatını da sevmiyorum.
Kitap çok güzel bir amaç için yazılmış, bu katliamı herkesin bilmesi gerekiyor. 20. Yüzyılda yapılan bu katliam, hepimizin utancı. Fakat kitap kendini çok tekrar ediyor, kitap sanki 600 degil 300 sayfa olmalıymış. Kendini çok tekrar etti ve daha olaya dayalı olsaymış. Konuşmalar bu kadar uzatılmasaymış çok daha güzel bir eser olabilirmiş.