İki öykü üzerinden kitaba kısa bir bakış:
Perde “Delilik” ile açıyor. Okur kendini, ana karakter Başar’ın yanında Osman Hamdi Bey’in o meşhur tablosunu dikkatle incelerken buluyor. Tablonun gizemini Başar’la birlikte çözmeye davet ediliyor. Bahar, iki ayrı karakteri İlahi bakış açısıyla ele alıp kurguyu genişletirken, delirmekte olan bir insanın duygu ve düşüncülerinden kesitler sunarak aslında her birimizin böyle bir yanı olduğunu hatırlatıyor. Kurgu ve işleniş bakımından oldukça başarılı olan bu öykünün sonlarına doğru sürpriz maalesef bozuluyor. Bahar’ın, öykünün sonuyla bağlantı kurulması için verdiği bir ipucu belki de maksadını aşarak sonu afişe ediyor. Merak unsurunu başarıyla kullanılırken verilen bu ipucu öykünün sonundaki sarsıcı gücü azaltıyor.
“Sokağın Başındaki Servi Ağacı”, ölüm karşısında gösterilen bir duruşun öyküsünü anlatıyor. Ölüme tavır almaktan uzak, klas bir duruşun öyküsü. Ölümle hayat arasındaki ince çizginin üzerinde bir cambaz edasıyla yürüyen Bahar, metnin içerisine yerleştirdiği parçaları ince ince işleyip bir araya getirerek çok güzel bir son sunuyor. Servi ağacından deftere, bakkala olan borçtan Necmi Amcaya, her detay o kadar güzel birleşiyor ki, okura cambazın reveransını alkışlamak kalıyor.