Musti'yi tanımak için güzel detaylar var ama kendini proje olarak tasarlamış bu abimizin projesinin bir ayağı gibi olduğu için bu kitap bi paradoks, çok yaman olmasa da (oğlu kadar) bi çelişki mevcut. Samimi ama işte o samimiyet de biraz proje kokuyor. Belli yaşı geçmiş, hatta aramızdan göçmüş abi ve ablaların suya sabuna dokunmadan her şey çok tatlıştı yaa kariyerim boyunca ya da kader bana hiç gülmedi uçlarındaki biyografilerine göre daha eli yüzü düzgün... Yine de iç bayan yeri bol olduğu için, iş adamlığı muhabbetleri çok olduğu içinn yapıştı biraz elime bitemedi birkaç günde...
Çocukluktan, ilk gençlikten, özellikle kariyer başlangıcından, ilk stüdyo günlerinden, dışa açılma stratejileri ve manitacılıktan bahsettiği kısımlarda ilgi çekici detaylar var. Ben vaktiyle Bomonti'de otururken bir dönem karşı komşum olan kızın o dönemki manitası Musti'nin grubundaydı ve bir Karadeniz turnesi dönüşünde Musti'ye hediye edilen, Musti'nin de buna verdiği dev bir Vakfıkebir ekmeğini biz yiyemeyiz diyerek bana vermişlerdi. Bu hikayeyle ilgili tek bir satır yok kitapta. Yazıklar olsun, yıkıl!
PS: Bu kitap sayesinde bir manita arakladım, birini daha da araklayacağım gibi görünüyor.
Hamiş: Bekar qızlar eqlesin.