İstanbul, mizahın da başkentidir. Çünkü her renk ve her meşrepten bu büyük metropole gelen insanlar, zengin, güçlü ve köklü bir mizah anlayışı oluşturmuşlardır. Mizahın çizgiyle buluşmasıyla da İstanbul'un çizerleri bu mizah sahnesinde yerini almıştır. 1870 yılında Diyojen dergisinde Nişan Berberyan ve Ali Fuat Bey ile başlayan karikatür geleneği; Cemil Cem, Cemal Nadir, Ramiz Gökçe, Oğuz Aral dev isimlerle bugüne ulaşmıştır.
Bu isimler karikatürü adeta geleneksel bir sanat haline haline dönüştürmüşlerdir. Anılması gereken öenmli bir konu da, karikatürlerin ve karikatüristin gelişmesini, ekoller oluşturup yaygınlaşmasını ve her daim taze ve güçlü bir kaynak gibi bugüne ulaşmasını sağlayan mizah dergileridir. Şayet bu dergiler olmasaydı, ne gelişmiş bir çizgi-mizahtan ne de yetenekli karikatüristlerden bahsedebilirdik.
Sonuç olarak bu kitap sadece karikatüristlerimizi ve onların çizgilerini anlatmakla yetinmiyor. Bunun yanı sıra son 150 yıllık sosyal, kültürel, siyasal ve kentsel yaşantımıza ilişkin ipuçları da veriyor.
İstanbul’un değil, Türkiye’nin deselermiş daha iyi olabilirmiş. Bu konuda daha detaylı daha güzel bir çalışma yapılabilirdi. Bu çalışma güzel bir başlangıç olarak kullanılabilir.
Ortadoğu kültürü o kadar işlemiş ki ruhumuza, güldürü yayınlarını düşman, karikatüristleri hain bilmişiz tarih boyunca. O baskıların altında bile çok eser yayınlanmış meğer. Kitap büyük emekle ilmek ilmek örülmüş adeta; çevirisi, dergilerden seçilen karikatürlerin taranması büyük bir hizmet. Emeği geçenlerin ellerine sağlık...