Abdülmecid döneminde Aziz Efendi’nin dairesinde 58, Murat Efendi’nin diresinde 42, Abdülhamit Efendi’nin dairesinde 34, Reşat Efendi’nin dairesinde 24 cariye bulunuyordu. Bu sayı diğerleri ile birlikte 688’e ulaşıyordu.
Esir pazarları ilk başlarda Haseki’de kurulurdu. Afrika’dan gelen zenci kölelerin satışı 1856 da yasaklanınca saraya cariye bulunması zorlaşır.
Ubıhlar; mert, dürüst, iyi ata binen, savaşçı insanlardı. 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlılar Doğu Karadeniz’den çekilince, Çerkezler, Abhazlar, Abazalar, Şapsığlar ve Ubıhlar bu toprakları savunurlar. Ubıhlar savunmada çelik güç olur ama 1864’de yenilirler ve 1 milyona yakın Ubıh Anadolu’ya göç etmek zorunda kalır.
Abdülaziz tahta çıktığında önce, haremi kapatacağını ve tek eşli olacağını söyler. 1867’de Napolyon’u ziyarete gider, Avrupa’yı gezer. 1869 sonrası ise beklenenin tersi, despot bir hükümdar olur, sarayı cariyelerle doldurur. Batıda gördüklerine özenerek, saraylar, köşkler yaptırır. Avrupa’nın endüstri devriminden, sosyal düzeninden ise hiç etkilenmemiştir. Döneminde saraydan geçinenlerin sayısı 6 bini geçer. Halk yoksulluk içinde, dış borçlar ileri derecede artmış, imparatorluk tam bir çöküntü içindedir.
Abdülaziz’in devrilmesi, intiharındaki entrikalar, ardından gelen Abdülhamit’in, baskıcı yönetimi, şeriatçı grubun modernleşmeye ve çağdaş eğitime direnişi; kısmen roman, kısmen tarih dili ile ve cariyelerin, kadın ağaların dünyasından anlatılmaktadır.
Köle pazarlarından toplanan cariyelerin; saraydaki acınası hayatları, entrikalar arasında yükselişleri, hükümdarın gözdesi olabilmeleri, doğan evlatların hükümdar edilmesi ile Valide Sultan mertebesine yükselip tüm imparatorluğa hükmedebilecekleri anlatılıyor.
Saraydaki entrikalar dünyasında; hükümdarın, yükselen başka bir şehzade-cariye grubuyla düşürülmesi durumunda, tüm çevresindeki kadınların da acımasız ve onursuzca alaşağı edilmesi ve aşağılanmaları gözler önüne seriliyor.
Osmanlı’da, hükümdarın iktidarı, haremdeki iktidar ile koşut seyrediyor.