Karşınızdaki çocuk; bir yaban mersini, papatya, gündüzsefası, cennetkuşu çiçeği, gelincik, gök sarmaşığı ya da yeşil kanatlı yabani orkide olabilir. Hepsinin farklı ihtiyaçları, farklı hassasiyetleri vardır. Onlardan rengârenk tarhlar yerine, kasvetli çiçek mezarlıkları yaratmak istemiyorsanız başkasının çizdiği otoyolları, sizi gitmenizi istedikleri yerlere doğru yönlendiren işaretleri, politize olmuş düşünce kalıplarını, karmakarışık çizgilerle dolu haritaları ve bilindik yollardan gitme konforunu terk edin. Çocukların kendi yollarını çizmelerine ve kendi ruhlarını bulmalarına izin verin. Gölgesinde nefesleneceğiniz bir ulu çınar, bir yönder, bir bilge bulun. Birbirinizle yaptığınız iyi şeylerin ve güzelliklerin mayalarını paylaşın, emanetler alın ve emanetler verin. Ezilmemiş otlarla örtülü yeşil bayırlara tırmanın, taşları kaldırıp altlarına bakın. Mısır, pancar ya da pamuk tarlalarında başıboş dolaşın. Karşılaştığınız ıssız kulübelerin kapılarını tıklatın. Sükûtu sevin ve yüceltin. Sol yanınızda hiç durmadan atıp duran ve sesini size duyurmaya çalışan o ritmi dinleyin.
Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları, size eğer öğrencileri karakteristiklerini doğru analiz ederseniz çiçek mezarlıkları yerine nasıl çiçek bahçelerine sahip olabileceğinizin yollarını çiziyor. Öğrencileri (ya da çocuğumuzu) daha iyi anlamanın yolları ve sergiledikleri davranışların arkasındaki sebepleri keşfetmeye dair kıymetli yönlendirmeler var. Yazar (@tugbacoskunerr ), aktif olarak öğretmenlik yaptığı ve eğitim üzerine çeşitli atölyeler verdiği için kitapta anlatılanlar teorik değil, uygulanılmış ve sonuç alınmış pratik bilgiler. O yüzden çok kıymetli ve gerçek. Fakat Tuğba Hocamın da son söz de dediği gibi tüm önerileri bir anda uygulamaya çalışmak ters bir etki yaratabileceğinden acele etmeden ve doğru zamanda denemeler yapmak daha faydalı olacaktır Üzerine çokça düşünerek okuduğum, okurken şifalandığım, altını çizdiğim, notlar aldığım ve kapağını kapattığımda heybemi doldurmuş olduğum bir kitap oldu Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları. Peki ya siz? Sınıfınızdaki ya da etrafınızdaki dağ lalelerini, tavşan kirazlarını, su marullarını, amberçiçeklerini, veronika çiçeklerini, dev tavşancılotlarını, yelken çiçeklerini keşfetmeye hazır mısınız
Kalemine güç, kelimelerine bereket, yüreğine afiyet dilerim sevgili Tuğba Coşkuner. Her ne kadar bir öğretmenin kaleminden öğretmenlere hitaben yazılmış bir kitap olduğu izlenimini verse de hasbelkader çocuklarla ve dahi -aslında- insanla ilişkisi olan herkese bir mesajı var bu eserin. Her bir çiçek cinsini bir çocuk/insan cinsi ile özdeşleştirmis yazar. Böylece hem çiçeği hem çocuğu/insanı tanıma fırsatı sunuyor okuyucuya.