Paperback. 11,00 / 18,00 cm. In Turkish. 88 p. Genel Yayin Yönetmeni : Ertürk Aksun Hazirlayan : Özlem Esmergül Ölümlü bir dünyada, insana yarasir sekilde yasamaktan daha iyi ne olabilir? Roma'yi en iyi yöneten bes imparatorun sonuncusu olarak tarihe geçen Marcus Aurelius, stoaci bir filozof olarak sadece liderligiyle degil, düsünceleriyle ölümsüzlesmistir. Mutlu bir hayatin çok az seye bagli oldugunu ve ölümlü bir dünyada insana yarasir sekilde yasamaktan daha yüksek bir amaç olamayacagini hatirlatan Aurelius'un gösteristen uzak, yalin, basit ama mutlu bir yasam üzerine insa ettigi güçlü felsefesi, insanligin binlerce yildir süregelen mutluluk arayisina isik tutmaya devam ediyor.
Marcus Aurelius'dan ziyade yayıma hazırlayan Özlem Esmergül'ün bir kitabı. Çok az biyografik bilgi, Aurelius'tan bir kaç alıntı ve bol bol Esmergül'ün şahsi fikir ve yorumları. Dolayısıyla da ucuz bir kişisel gelişim kitabından fazlası değil.
İçinde alıntılar ve bunlara ait olması gereken ama kapsamını, içeriğini hiçe sayan, çay bahçesi sohbeti ciddiyetinde kurulmuş kötü cümleler ve savruk fikirler var. Alıntılar kimin, bunlara yorum mu yapılıyor anlamak mümkün değil. Yazar kim, yayıma hazırlayan içeriğin ne kadarına sahip kestirmek bile istemiyor insan okurken. Okurken boğuluyorum.
Beklentisizce ve ne bulacağımı bilerek dinledim bu sesli kitabı. Ben yağmur bekleyen bir çiftçi olsam tarlama düşen birkaç damla yağmura bile şükran duyarım. Bu yağmur azdı, sabah beşte yağsa daha iyiydi gibi söylenemem. Bana kattığı şeyler için üç yıldız.
Güzel kitap aslında. Yalnız yazarı Marcus Aurelius değil. Pazarlama aracı olarak kullanmışlar bu adı. Marcus Aurelius'un ve genel olarak da stoacıların fikirlerini alıp yazmışlar. Mutluluk odaklı bir hayat isteyenler okuyabilir. Marcus Aurelius'un kitabı Kendime Düşünceler. Onu sipariş ettim. Gelince okuyacağım. Bakalım ne anlatıyor kendi kitabında. Muhtemelen bu kitapta alıntılanmış yerler orada asıl metin olarak gözüme çarpacak. Okuyunca onu da yazarım.
Eh. Bu pek de Aurelius'un kitabı gibi olmamış. Özlem Esmergül kitabı okuyup çıkardığı dersleri yazmış gibi. Bunu okumak yerine direkt Düşünceler kitabını okumak daha iyi olur.
Kitap akıyor. Bir oturuşta bitirilecek kitaplardan. Aslında bildiğimiz ama değerini unuttuğumuz şeylerden bahsedip bunların da bizi mutlu edeceği söylüyor.
Bazı kavramları ve tanımları bende değiştirdi:kendine güvenmek, öz saygı...
Son olarak insanın ne kadar aynı olduğunu anladım çünkü 2000 yıl önceki insan ile günümüz insanının yapması gerekenler aynı sadece araçlar değişiyor.
Bi ✈️ yolculuğu kadar sürede sayfa sayısına ters orantıda etkili ilaç gibi geldi ruhuma, zihnime🤯Tüm soruların cevabı gibi etkisine şaşkınım. Bazen cevaplar en beklemediğin yerde🙏 #MarcusAurelius “Varmak ne ki... Ben yolu seviyorum oldum olası...”
Felsefeye girişte üçüncü kitabım da bitti. Bu kitapta da oldukça keyif aldım ve düşündüm. Bu seriyi tam olarak felsefe değil de kişisel gelişim gibi görüyorum artık. Aşağıdaki alıntıdan da göreceğiniz gibi "sen sadece kendine bak ve iyi ol ve başkalarına uyma" sonucuna bağlandım.
"Sen iyi ol, sevgi dolu ol ve sadece kendine yönel, kendini değiştir, kendinle mücadele et.. Kendi erdemine ve ahlakına ada bütün hayatını. Kimsenin seçimi, senin seçimlerini etkilemesin. Kimsenin yaptığı senin yaptığına ters diye bir infial uyandırmasın. Dışarıda kötülük var diye, sen iyiliğinden vazgeçemezsin. Başkalari sevmiyor diye, sen sevginde cimri olamazsın. Zira bu davranışın insanlığa indirebileceğin en ağır darbe olur. İnsanlığa yapabileceğin en büyük haksızlık olur."
“Üç bin yıl da yaşasan, bunun on bin katı fazla da yaşasan hiç kimsenin yaşadığı hayatın dışında başka bir hayat yaşamadığını, kaybetmekte olduğundan başka bir hayatın olmadığını ve hiç kimsenin yaşadığı hayatın dışında başka bir şey kaybetmediğini hatırla. (…) Hiç kimse ne geçmişi kaybedebilir ne de geleceği...” Destek Y., 2020, s.24.
Kitap Marcus Aurelius’un çoğunlukla kendine telkinlerini içeriyor. Ama kitap bana daha çok, insanın olmak istediği kişi için verdiği iç savaşı gösterdi. Aynı zamanda Marcus Aurelius ne kadar istediği insan olabildi çok merak ettim. Tabi anlatmak istediği gibi, ideal olan “çaba ve süreç” de olabilir. Kısacası, iç muhakemeniz için yardımcı bir kitap olarak önerebilirim.
Binlerce yıldır mutlu olabilme gayreti içinde insan. Kim bilir, belki milyonlarca yıldır.. Ateşten önce de, tekerlekten sonra da.. Sanki bir dolu koşulu varmış gibi mutluluğun..
Derleme bir eser. Kitabın girişinde de söylendiği gibi daha önce bilmediğiniz bir şey anlatmıyor. Hap niyetinde derin bilgiler. Biraz Marcus Aurelius’un hayatı, biraz düşünceleri… Bu kitabı okuduktan sonra “Kendime Düşünceler” kitabını okumaya karar verdim. İlk fırsatta halledeceğim.
Bu tür kitaplara yemek yaparken dinlenmelik kitaplar diyorum. Bir süredir storytell'de bu antik filozoflar hakkındaki kısa kitapları dinliyorum. Küçük otobiyografik detaylar, hayata dair anektotlar ile keyifli vakit geçirmelik. Çok derin felsefi bir yanı olduğunu söyleyemem
On altıncı Roma İmparatoru olarak bilinen Marcus Aurelius, imparatorluğu en iyi yöneten “Beş” iyi imparatorun sonuncusu olarak tarihe geçmiştir. "Ondokuz yıllık imparatorluğunun onyedi yılını seferlerde, savaşlarda, çatışma, kan ve ıstırap içinde geçirmesine karşın, seferde yazdığı kitaptaki insancıllık, doğaya ve insana saygı, şefkat, sevgi, merhamet, iyilik, sadelik, zarafet ve hoşgörü temalarının fazlasıyla güçlü olması, hayli dokunaklıdır. "
2000 yıl öncesinde zihnini eğitmeye çalışan bir Roma İmparatoru. ''Mutluluk içimizde’’ demiş, stoacı filozof, imparator Marcus Aurelius, dışarıda aranmayacak kadar içimizde, içimizde olduğu kadar da yalın ve basit.
Bir devlet lideri olarak sadece stratejik zekası ve askeri yetenekleriyle değil yazım gücü ve felsefe alanındaki dehasıyla da öne çıkan, hayranlık uyandıran bir isim…
Marcus Aurelius’un mutlu bir hayatın çok az şeye bağlı olduğunu, sadelikten yana olduğunu, adaletten ve arzularımızı sınırlamaktan geçtiğini, basit yaşamak gerektiğini, kaostan uzak bir şekilde olacağını anlatır.
Marcus Aurelius’un kendisini yücelten, bugün bile kendisinden övgüyle bahsedilmesinin en büyük nedeni belki de bütün gücüne rağmen büyük bir bilge ve hayatının sonuna kadar da erdemli bir insan olarak kalmasıdır. Bu özelliğini kendi hayatıma da uygulamaya çalışıyorum fakat çok başarılı olduğum söylenemez…
Bir imparator ve filozof olarak üç temel ilkeye sahipti Aurelius: • Dürüst yaşamak, • Kimseyi incitmemek, • Adaletli davranmak. Bu 3 ilkeyi hayatımıza uygulayabilirsek daha mutlu ve kaliteli bir hayat yaşayacağız eminim :)
Aurellus’un ismiyle çıkmış olsa da kitap bir kaç alıntısının analizi üzerine yazılmış. Kendini tekrar ediyor ve okurken sıkıldım. Felsefe refah düzeyinin yüksek olmasından ötürü insanların durup hayatı sorgulaması üzerine geliştiğinden, alıntılara anlam verebiliyor olsam ve analizlerde insan hayatı üzerine olan demeçlerin bazılarına katılaam da analiz/yorum kısmının çoğu kısmını beğenmedim. (İnsanın tek düşmanı kendisidir fikrine katılıyorum tamamen) Fakat refah düzeyi yüksek, kaygısı olmayan (adam kral ve 17 sene savaşmış ama toprak hırsındayken onun tercihi olmuş mecburiyetse bilemem) birinin ‘arzulamayın, olmadıysa savaşmayın, olsaydı zaten olurdu, diken battıysa gülü sevme, yoluna engel çıktıysa etrafını dolaş, olmadıysa bırak öyle kalsın’ gibi aforizmalar kullanması ve yorumların sa bunu körüklemesi beni baydı. Yani abicim -sayın kral- yediğin önünde yemediğin arkanda her şey elindeyken ‘olmazsa demek ki doğa böyle istediği’ demesi çok kolay ve bilgece gelebilir o zamanlarda sana ama sen gel bir de 2024 Türkiye’sinde yaşa. Stoacı bir zihin Türkiye’de pozitif kalamaz zira doğayı bulamaz ya yakılır ya satılır ya da yaşam alanı yapılır. Öte yandan kitabın anlatımının kendini tekrar ettiğini düşünüyorum. Sevdiğimi söyleyemem.
Destek yayınlarının bu serisi tamamen bir derlemedir. Ne tam anlamıyla biyografi ne de kişisel gelişim ya da felsefe kitabı değildir. Serideki tüm kitapları yayına hazırlayan ve derleyen kişiye bakarak okumakta fayda var. Çarpıcı sözlerle, tanınmış düşünür, yazar, bilim adamı insanlarla, kapak fotoğrafıyla kitap ilgi çekici hâle geçirilmeye çalışılmış. Beklentiyi karşılamasa da çok kötü de denilemez.
Bu kitapta ise Stoacı düşünürlerden Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un mutluluk üzerine söylemlerine yer verilmiştir. "Mutluluk yalınlık ,sadelik ve basitlik sanatıdır." der. Ayrıca Kendime Düşünceler adlı kitabını da savaş dönemlerinde kaleme almıştır. Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü ve Gladyatör filmlerinde de Marcus Aurelius canlandırılmıştır.
Felsefeden çok kişisel gelişim tadında olan bir kitap; hâliyle beklentim karşılanmadı.
Yayıma hazırlayan kişi yorumlarını katarak kitabı yazmış yani MARCUS AURELIUS’UN KİTABI DEĞİL.
Madem yayıma hazırlayan kişi tarafından fikirler katıldı, o hâlde dümdüz kişisel gelişim kitaplarında okunan cümleleri eklediğinde bunun “nasıl”ını da açıklasaydı. Tamam, bir fikrin var e ama nasıl yapacağız? Açıkla, örneklendir.
Kitap berbat değil fakat yetersiz.
Ayrıca Marcus Aurelius’un adı kullanılarak yorumlarla doldurulmuş. Sosyal medya dilindeki “clickbait”e benziyor.
Marcus, Roma imparatorluğunun ihtişamlı dönemini yaşatan bilge kral. Kendine notlar yazarak ortaya koyarak mutlu hayatın sadelikte olduğunu ifade eder. Hayatta ne kadar az şeye bağlı olunursa mutluluk insana o kadar yakın. Ne kadar varlık olursa, hevesin çokluğu mutluluktan uzaklaşmanın yolunu açar.