Jump to ratings and reviews
Rate this book

Unutulan Yıllar

Rate this book
Niyazi Berkes, 1940’lı yıllarda Türkiye’de kaynatılan “cadı kazanı” sı­rasında ırkçı turancı saldırılara hedef olmuş, Behice Boran ve Pertev Naili Boratav ile birlikte Ankara Üniversitesi’nde yürütülen tasfiye sonucunda kürsüsü elinden alınmış bilim adamlarımızdan biridir. Daha sonra Kanada’ya giderek akademik hayatını McGill Üniversitesi’nde sürdüren Berkes, Unutulan Yıllar adını verdiği anılarında yaşadığı olayları çocukluk yıllarından başlayarak dile getiriyor. Bunu yaparken,dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını da çizen Berkes, bir top­lumbilimci olarak yorumlarda bulunup; çizdiği tablonun içine o yılların siyasetçilerini, bürokratlarını, gazeteci, şair ve yazarlarını da yerleşti­riyor. Millî Şef’ten Menderes’e, Hasan Ali Yücel’den Reşat Şemsettin Sirer’e, Nihal Atsız’dan Peyami Safa’ya, Zekeriya Sertel’e, Şevket Aziz Kansu’dan Suut Kemal Yetkin’e kadar nice portrenin yeraldığı Unu­tulan Yıllar’da, İkinci Dünya Savaşı’nın atmosferi içinde bastırılmak istenen demokrasi ve insan hakları mücadelesini, Millî Şef döneminin totaliter yöntemlerini, faşist eğilimlerin, ırkçı turancı akımların kolgezdiği çevreleri, tek parti rejiminin kuklalaşmış bürokrat ve siyasetçi­lerinin yanısıra az da olsa ayakta kalabilen namuslu ve demokrat bilimadamlarının ve yazarların öyküsünü bulacaksınız. Kanada’da Berkes’in öğrenciliğini yapan Ruşen Sezer’in yayına hazırladığı Unutulan Yıllar,bugün hâlâ tekrarlanan benzeri komplolar sonucunda ülkesindeki üniversite ve düşünce dünyasından uzaklaştırılan bir bilim adamının Türkiye’de demokrasinin önüne engeller ç›ıkarmaya çalışan bir zihni­yete yanıtıdır.

536 pages, Paperback

First published January 1, 1997

8 people are currently reading
249 people want to read

About the author

Niyazi Berkes

27 books26 followers
1908’de Kıbrıs’ta doğdu. 1927’de İstanbul Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde felsefe ve sosyoloji öğrenimi gördü. Bu sırada aynı fakültenin Tarih bölümünden de sertifika alan Berkes, bir süre Ankara’da Türk Ocağı Kütüphanesi’nde ve Türk Eğitim Derneği’nin kurduğu deneme lisesinde öğretmenlik ve müdürlük yaptı. 1934’te üniversitenin yeniden yapılanması sırasında Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Bölümü’nde sosyoloji asistanı oldu. Bir yıl sonra ABD’ye giderek Chicago Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde çalıştı. 1939’da Türkiye’ye döndükten sonra Ankara’da Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ndeki sosyoloji doçenti olarak göreve başlayan Berkes, 1945’e kadar burada çalıştı. Aynı yıl tasfiye hareketi sonucunda kürsüsü kaldırıldı. Bunun üzerine gelişen olaylar sonucunda 1952’de yurtdışına gitti. Kanada’da McGill Üniversitesi İslâm Araştırmaları Enstitüsü’nde önce misafir profesör olarak görev yapan Berkes, 1956’da aslî profesör oldu. 1958-1959 arasında bu görevinin yanısıra Hindistan’da Aligarh Üniversitesi’nde de ders verdi, Pakistan, Endonezya ve Japonya’yı ziyaret etti. Emekli olduktan sonra İngiltere’ye yerleşen Niyazi Berkes, çalışmalarını burada sürdürdü. 18 Aralık 1988’de İngiltere’de Hythe’da öldü.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
30 (35%)
4 stars
35 (41%)
3 stars
15 (17%)
2 stars
5 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Ülkü Doğan.
60 reviews19 followers
January 30, 2017
kitapta Türkiye'de bir akademisyenin üniversite eğitiminden, asistanlıktan başlayarak hayatında geçirdiği aşamaları ve zorlukları okuyabiliyoruz. kitabın ilk bölümleri daha çok bu yöne yoğunlaşıyor. fakat yine de, bu anılar bağlamında sosyal ve siyasal genel dersleri de içeriyor. örneğin;

"o zaman halk arasında Yahudi düşmanlığı yaygınlaşmıştı sanırım. (...) fakat propaganda öyle bir şeydir ki insan denen yaratık kendini korumak için kervana katılmak zorunda kalır. herkes birbirine girerek ya moda ya da zorunlu edilen bir hareket genelleşir. (...) Alman halkı da bu yüzden dünyaya tukaka oldu. çoğu ne yapılmakta olduğunun farkında bile değildi."

ya da

"düşün yaşamımda çektiğim en büyük ıstırap bizim toplumumuzda toplumbilimin bir süs (...) olmaktan öteye gitmediğini görmek olmuştur. bunun başlıca nedeni, düşün ve bilimsel araştırma özgürlüğünün olmaması, varılan sonuçlardan ürkenlerin elinde, bilimin üstünde olan bir güç bulunmasıdır."

kitabın ilerleyen bölümlerinde ikinci dünya savaşı ve sonrası, yazarın perspektifinden anlatılıyor. bir tarafta sansürü, diğer tarafta Türkiye siyasetinin değişmez aktörleri arasındaki çekişmeleri okuyoruz.

yazar, anılarında yer verdiği isimleri "şucu, bucu" olarak adlandırmaktan ve okuyucuya bu şekilde sunmaktan çekinmemiş. bu bana, çoğu kez, kişileri görüşlerine göre "iyi" veya "kötü" olarak konumlandırdığını hissettirdi. bazı bölümlerde, kimi politika ve eylemleri, onları yürüten kişilere karşı tepkisi üzerinden eleştirdiği izlenimi oluştu.

kitabın Berkes, Boran ve Boratav'ın üniversiteden atılması ile sonuçlanan soruşturmalar sürecini anlatan son bölümleri, en ilgi çekici kısmı bana göre. "komünist-karşıtı" yazı ve söylemler neticesinde ortaya çıkan sağlıksız toplumsal ruh hali... sonrasında Ankara Üniversitesi rektörünün onbinlerce kişi tarafından linç edilme tehlikesi geçirmesi... 1960 darbesi sonrasında 147'likleri protesto için istifa edecek olan Sıddık Sami Onar'ın şu sözleri: "herkes istediği bilimsel doktrine inanmakta serbesttir. komünizme inanmak bir suç ise bu Adliyeye aittir. biz ona karışmayız. üniversitede ders olarak komünizm de, sosyalizm de, liberalizm de objektif bir şekilde tetkik edilebilir." bakanın devam eden yargı sürecine Danıştay üyeleriyle görüşerek müdahalesi... neticede akademik hayatına yurtdışında devam eden bir akademisyen...

kendim için çıkardığım iki önemli sonuç: 1- CHP'nin tarihine bakarken, tek bir CHP olmadığını unutmamak gerekiyor; farklı görüşlerden, ideolojik veya sosyokültürel arkaplanlardan gelen insanların ağır bastığı farklı CHP dönemleri var; 2- Türkiye tarihi okumalarını farklı kutuplar arasındaki çekişmeler olarak okumak çok basite indirgeyici bir yaklaşım; tarih okumalarını hatıralar üzerinden yapmak, tarih kitabı okumaktan çok daha faydalı.
Profile Image for Cgcang.
339 reviews38 followers
September 2, 2025
Çok önemli bir kitap, çok önemli bir tanıklık, hiç kuşku yok. Yer yer çok güzel de yazılmış. Başka yerde kolay bulunmayacak şeyler okumak, bir çağa Berkes gözünden tanıklık etmek çok önemli.

Fakat.

Kitapta bir ufak kimlik krizi var. Bu bir anı kitabı mı? Araştırma mı? Anlatı mı, polemik mi?

Berkes'in bizzat içinde bulunduğu Üniversite davası ve ilgili kavgaları bir yana koyalım. Kişisel tanıklık ve görüşlerini de bir yana koyalım. İkinci Dünya Savaşı yıllarının diplomatik gelişmeleriyle ilgili söylediklerine epey kuşkuyla yaklaşmakta yarar var. Yine bizzat tanık olmadığı konularda siyasi olarak yorum yapmak üzere bu kitap için çalıştığı noktalar olduğunu sanıyorum, bunları da doğru zeminde, eleştirerek okumak gerekir. Çünkü yaklaşımını ve duygusunu anlasam da, bu konularda söyledikleri bugün sahip olduğumuz tarihsel veriyle pek çok yerde örtüşmüyor. Bir genel perspektif olarak değerli olabilir, ama o yılların kaynaklarıyla, üstelik tam ne amaçla yazıldığı da tartışmalı bir kitap içinde verdiği bilgiler, aman aman sağlıklı değil.

Ama kitap önemsiz mi? Hiç değil. Okunmalı mı? Belirli bir bağlamda mutlaka. Berkes'i daha iyi tanımak güzel mi? Kuşkusuz.
Profile Image for Efrahim.
57 reviews2 followers
January 5, 2025
Niyazi Berkes'in muazzam üslubu, gerçekten de kitabı bir roman tadında okutuyor. Özellikle de, ABD'den Türkiye'ye dönüşüne kadar geçen süreyi anlattığı otobiyografik bölüm (ilk 140 sayfa) gerçekten okumaya değerdi. Keşke kitabın devamında da, 1940'ların politik gelişmelerine bu kadar gömülmek yerine, o yılları da kendi deneyimleri üzerinden anlatsaydı diye hayıflanmamak elde değil. Ama zaten belli ki Berkes "benim hayatım neden yazılmaya değer olsun" gibi bir düşünce içerisinde olduğu için, o ilk 140 sayfayı yazmak için bile ikna edilmiş olsa gerek.
Kitabın ana gövdesini oluşturan savaş yıllarına dair ise, Berkes'in temel düşüncelerini şu şekilde özetlemek mümkün:
1- İsmet İnönü'nün savaş yıllarında Türkiye'yi savaş dışında tutmak için giriştiği manevralar ve bu anlamda gösterdiği söylenen başarı, koca bir yalandan ibaret. Zaten o dönemde savaşın içerisindeki büyük güçlerden herhangi birinin Türkiye'nin savaşa girmesinden yana bir çıkarı yoktu.
Berkes'in İsmet Paşa'ya dair hıncını bu sayfalardan başlayarak kitabın sonuna kadar göreceğiz zaten. İnönü'nün her olaydan, adeta tereyağından kıl çeker gibi sıyrıldığının ama hiçbirisinde de masum olmadığının ısrarla üzerine duruyor.
2- Savaş yılları boyunca, Türkiye devletinin ana aktörleri, bir uzlaşma içerisinde, Mihver güçlerinin Rusya'ya karşı galibiyet kazanmasını bekledi. İçerideki politik hamleleri de sürekli bu doğrultuda yapmaya çalıştı. Örneğin, Türkçü grupların öncelikle önünün açılması ve sonrasında göstermelik bir davayla mahkum edilmeleri, Alman devletinin içerisindeki güç çekişmelerinden ve bu devletin Orta Asya-Kafkasya bölgesine dair planlarından kaynaklanıyordu. Son anda Almanya savaşı kaybediyorken dahi, onlara karşı savaş ilan etmek zorunda kalan Türkiye içerisindeki bazı aktörler, Müteffikler'in Almanya ile birleşip, Rusya'ya karşı cephe alma yönünde görüşler belirtiyordu.
3- Savaş sonrasındaki güç dengeleri gereği, ABD Türkiye'yi kendisine bağımlı hale getirmedi. Aksine, Türkiye devleti ABD yanında saf tutabilmek için ciddi çaba gösterdi. SSCB'den geldiği söylenen toprak talepleri ve tehditleri o kadar göstermelikti ki, ABD'lileri dahi bunlara inandırmak mümkün olmadı. Aynı çaba doğrultusunda içeride bir anti komünist histeri yaratılma çabasına girişildi ve Berkes-Boran-Boratav davası da bu sürecin bir parçasıydı.


Profile Image for Hasan.
122 reviews4 followers
April 10, 2022
Kitabın ilk bölümlerinde tarihi olaylar ve kişiler ilgi çekiciydi. İnönü dönemi, tek parti ve milli şeflik rejiminin, Almanya, Rusya ve ABD arasında kalması ve İnönü’nün duruşunun galiplere göre şekillendiğini anlattığı bölümler çok fazla uzatılmış ve sıkıcıyı.
İnönü’nün 2 dünya savaşı başlarında faşist ve nazi yanlısı tutumu savaşın ilerleyen dönemlerinde ustaca değişiyor. Onun demokrasiyi getiren adam rolünü inandırıcı bulmuyor. Turancılık durumundan ustaca sıyrılıp, bu suçu diğerlerine nasıl yıktığını anlatıyor. Bu arada kendilerinin fakültede nasıl Sovyet yanlısı ve kominist olarak suçlandığını, kişilerin şahsiyetlerini de ortaya koyarak anlatıyor.
İnönü’nün tek parti ve milli şefliğini eleştirilen, mustafa Kemal’e hiç dokunmaması, hatta oldukça müsbet bakması tutarlılığını zedeliyor.
Profile Image for Doğukan Kuşlar.
48 reviews1 follower
April 24, 2024
üniversitede dipnotlarda görürdüm berkes’i. ilk cumhuriyet üniversitelerinin kuruluşu da dikkatimi çekmişti hep. uzun zamandır da bu kitabı kafamda bir köşedeydi. okudum çok şükür.

bu tarz kitapların güzel tarafı sular seller gibi okunabiliyor olması. sanıyorum her an okudum.

içeriği ile ilgili konuşmak istemiyorum. okuduğum her şey beni şüphelerden şüphe beğendirir hale getiriyor. daha da okumak zorunluluğu duyduruyor. bir sürü kitap aldım, bir sürü şey indirdim. devam edeceğiz evelallah.

akademik çalışmayı tekrardan düşünüyorum.
Profile Image for Ulas Ergin.
194 reviews
May 6, 2025
Ataturk sonrasi Turkiye’nin durumunu, ozellikle akademideki ve tek parti icindeki cekismeleri ,40’li yillarin atmosferini aktarmasi bakimindan degerli fakat yazarin belki ‘huysuz ihtiyar’ uslubu ile kimseyi begenmemesi, herseyin en iyisini kendisinin bilmesi kismi objektiflik konusunda soru isaretleri yaratti.
Profile Image for Efdal.
17 reviews1 follower
August 31, 2025
Niyazi Berkes'in sert dilinden kendi anılarıyla 40'ların rezil siyasal atmosferi... Kör ölmüş badem gözlü olmuş. Günümüz Türkiye'sine bakıp gördüğümüz tüm sorunlar çok benzer şekilde yaşanmış. Hep aynı tipler hep aynı söylemler siyaset hep aynı şekilde dönüyor. Hiçbir zaman değişmeyecek bir sirkten başka bir şey değil bu işler.
Profile Image for Fatma Kızıl.
64 reviews16 followers
March 30, 2025
Kemalist, İnönü’den nefret ediyor. Yobaz, örümcek kafalı gibi ifadeleri yerli yersiz kullanıyor. Akranı akademisyenler hakkında neredeyse tek müspet değerlendirmesi yok. Muzaffer Şerif’e bilhassa takmış. Kitapta inanılmaz fazla siyasî detay var, vakanüvis gibi her şeyi yazmış.
Profile Image for Onurcan Şar.
39 reviews3 followers
May 1, 2017
Berkes'in 1920-1960 arasına dair verdiği bilgiler ve sunduğu hatıralar eşsiz.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.