Jump to ratings and reviews
Rate this book

Goebbels - Büyük Yalanlar

Rate this book
Adolf Hitler’in sağ kolu, propaganda bakanı, yakın dostu… En önemlisi 1933’te iktidara geldikleri günden sonra “Halkın Führer’ini” yaratan adam… Dünya tarihinde kara propagandayı en iyi şekilde kullanıp kitleleri bu kadar uzun süre ve sebatla peşinden sürükleyen sayılı insan olmuştur. Göreve geldiği ilk günden beri halkı istediği her şeye inandırabilen Büyük Yalanların Ustası Goebbels’in en çarpıcı konuşmalarından ve oluşan Büyük Yalanlar’da, propaganda dediğimiz siyasi eylemle tek bir insanın, kitlelere neler yapabileceğini ve yaptırabileceğini göreceksiniz.

(Tanıtım Bülteninden)

470 pages, Paperback

Published January 1, 2019

22 people are currently reading
265 people want to read

About the author

Joseph Goebbels

100 books166 followers
German politician and Reich Minister of Propaganda in Nazi Germany from 1933 to 1945. As one of Adolf Hitler's closest associates and most devout followers, he was known for his zealous oratory and anti-Semitism.

He played a hand in the Kristallnacht attack on the German Jews, which historians consider to be the beginning of the Final Solution, leading towards the genocide of the Holocaust.

Goebbels earned a Ph.D. from Heidelberg University in 1921, writing his doctoral thesis on 18th century romantic drama; he then went on to work as a journalist and later a bank clerk and caller on the stock exchange. He also wrote novels and plays, but they were rejected by publishers. Goebbels came into contact with the Nazi Party in 1923 during the French occupation of the Ruhr and became a member in 1924. He was appointed Gauleiter (regional party leader) of Berlin. In this position, he put his propaganda skills to full use, combating the local socialist and communist parties with the help of Nazi papers and the paramilitary Stormtroopers, aka, Brownshirts, SA. By 1928, he had risen in the party ranks to become one of its most prominent members.

Goebbels rose to power in 1933 along with Hitler and the Nazi Party and he was appointed Propaganda Minister. One of his first acts was the burning of books rejected by the Nazis. He exerted totalitarian control over the media, arts and information in Germany.

From the beginning of his tenure, Goebbels organized attacks on German Jews, commencing with the one-day boycott of Jewish businessmen, doctors, and lawyers on April 1, 1933. His attacks on the Jewish population culminated in the Kristallnacht assault of 1938, an open and unrestrained pogrom unleashed by the Nazis all across Germany, in which scores of synagogues were burned and hundreds of Jews were assaulted and murdered. Goebbels used modern propaganda techniques to psychologically prepare the German people for aggressive war and the annihilation of civilian populations.

During World War II, Goebbels increased his power and influence through shifting alliances with other Nazi leaders. By late 1943, the tide of the war was turning against the Axis powers, but this only spurred Goebbels to intensify the propaganda by urging the Germans to accept the idea of total war and mobilization. Goebbels remained with Hitler in Berlin to the end; just hours after Hitler's suicide, Goebbels and his wife, Magda, killed their six young children. Then, they both committed suicide as well.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
20 (20%)
4 stars
44 (44%)
3 stars
26 (26%)
2 stars
5 (5%)
1 star
5 (5%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for Beybulat-Noxcho.
273 reviews9 followers
July 14, 2025
“Fransızların bir deyimi vardır: Başpiskoposu yanınıza çekmeden devrim yapamazsınız.” (s.262)

Kitap yer yer öyle böyle yarmamıştır beni. Hele sonlara doğru Goebbels kat çıktı. Tabii kendisi sıradan biri değil. Çok fazla karikatürize edilen "propaganda peygamberi" kısmını geçiyorum, bu konu hakkında da çok galat-ı meşhur var. Aynı şey Makyavel için de geçerli; kendisi "Hükümdar" kitabında yazdığı prensipler gibi prensibi olmayan bir hükümdar olun demiyor — zaten kendisi ahlak profesörü, bunu demez. Dediği şey: bunu yapanlar başarılı oluyor.
Aynı şekilde Goebbels, "çok yalan söylerseniz inanan bulunur" diye tavsiye niteliğinde söylemiyor. Aksine, Churchill’i kastederek “Bu İngilizler öyle utanmaz adamlardı ki, yalanları onlarca yıl tekrarlarla inandırdılar” diyor.

Nazi tarihini okumama, hatta çok fazla araştırmama rağmen bu kitapta anladım ki kaçırdığım bir konu olmuş. Goebbels, Nazi denen pür-i saf oevlatrının ideolojinin sözcüsü gibi. Daha doğrusu, Nazi diye bir şey dile gelse, Goebbels olurdu. Ama bu monstrumların Yahudilere muamelesinde ya da saldırılarında bir bahane sunduklarını bilmiyordum. Meğerse Yahudilere yaptıklarını — ve sonra Sovyet işgalini — neredeyse "meşru müdafaa" bendinden açıklıyorlarmış. Bu kısmı kaçırmışım. Hele 1945'te finale gelirken yazdığı:

“Doğuda on binlerce Alman kadının işkenceye maruz kalıp tecavüze uğramasını yahut da on binlerce Alman çocuğunun korkakça ve korkunç yöntemlerle öldürülmesini veyahut yüzlerce insanımızın düşmanın barbarca hava saldırılarında katledilmesini haklı çıkaran uluslararası yasalar tam olarak nerede?” — 22 Nisan 1945 (s.466)

...bunu okuyunca zaten kahkahayı atıyorsun


Tek prensibimiz var: Tanrı ancak kendi kendine faydası dokunabilen milletlerin yanındadır” (s.34)

“Propaganda bir teori üretme meselesi değildir, bilakis konuşulanı pratiğe dökmekle alakalıdır” (s.47)

“Propaganda materyalinin ne kadar akıllıca olduğunun bir önemi yoktur, propagandanın amacı, bünyesinde başarılı akıllıca öğeler barındırması değil, aynı zamanda başarılı olmasıdır. Bu yüzden ben, propaganda üzerine yapılacak her türlü teoril tartışmalardan kaçınırım çünkü bu tartışmalardan bir sonuç çıkmayacağını bilirim. Bir propagadanın iyi olup olmadığını, belirli bir süre içinde insanları ateşleyerek belli bir fikre yöneltmeyi başarmasından anlayabilirsiniz. Şayet propagandanız o süre içerisinde hedeflenen kitleyi kazanabiliyorsa, kabul edilebilir ölçüde başarılıdır; kazanamıyorsa da şüphesiz başarısız olduğu ortadadır. Kimse size propagandanının kötü, basit ya da fazla sert olduğunu ve hatta yeterince samimi olmadığını söyleyemez çünkü propagandanın başarısında etkili olan kriterler bunlar değildir; propagandanın amacı ne samimi, ne nazik, ne zayıf ne de mütevazı olmaktır, propaganda yalnızca başarılı olmayı hedefler” (s.47)

“Kant şöyle demiştir: “Hayatınızın en önemli prensibi aynı zamanda ulusunuzun en önemli prensibiymişçesine hareket edin” (s.49)

“...aşırı milliyetçilik ideali Marsizmden çok daha büyük bir fikirdir” (s.53)

“Hitler de Münih’teki mahkemede kendisine sorulan şu soruya aynı şekilde karışılık verdi: “Böyle ufacık bir azınlıkla altmış milyon insan üzerinde bir diktatörlük kurabileceğinizi nasıl düşündünüz? Hitler’in yanıtı şöyleydi: “Eğer koca bir ulus delicesine korkuyorsa ve korkaklardan geriye, harika bir şeyler yapmak ve devleti dönüştürecek güce sahip olmak isteyen sadece bin kişi kaldıysa, ulus dediğiniz aslında o bin kişiden ibarettir” (s.56)

“Eğer saygıdeğer bir beyefendi karşınıza çıkıp size, “Siz sadece bir propagandacısınız,” derse verebileceğiniz en iyi yanıt şu olacaktır: “Peki sizce İsa bundan farklı bir şey mi yapıyordu” (s.66)

“Bu nüfus azalmasının Alman halkının kaderi olduğuna asla inanmıyoruz. Almanya’nın bu dünyada gerçekleştirmesi gereken önemli görevleri olduğuna inancımız tam.” (s.109)

“Napoleon basından -dünyanın yedinci süper gücü- diye bahseder” (s.119)

“Tek millet, tek devlet, tek amaç: Almanya’nın parlak geleceği” (s.127)

“Nasyonel Sosyalizm ve Faşizm hoşlanmadığı ortak bir mesele var: Fazla rahat ve bu vesileyle de fazla keyif alınan bir hayat sürmek” (s.162)

“Ahlaklı olmak, zenginler için fakirlere nazaran çok daha kolaydır, bu tecrübeyle sabit bir durum. Zenginliğin etrafında bir koruma kalkanı varken fakirlik içten içe çürümeye yıkılmaya meyilidir.” (s.176)

“Dua ederken en çok bağıranlar, gedikli günahkarlardır” (s.177)

“Tarih kendini tekrar etmez; yaratıcı olan her şeyde olduğu gibi tarihin de hayal gücü ve barındırdığı ihtimaller sınırsızdır. Aynı zamanda zamanda sonsuza dek geçerli olacak bazı kanunlar vardır ve insanlar bu kuralları görmezden geldiği ya da çarpıttığı için hep aynı olaylar yaşanır durur” (s.197)

“Tanrı, cezalandırmak istediklerini gerçeğe kör kılar” (s.205)

“İngilizler hala yalan söyleyeceksen sonuna kadar git ve yalanını asla itiraf etme, prensibini izliyorlar. Yalanlarına da öyle sıkı sıkıya tutunuyorlar ki sık sık aptal duruma düşüyorlar” (s.254)

“Fransızların bir deyimi vardır: Başpiskoposu yanınıza çekmeden devrim yapamazsınız” (s.262)

“Bolşevizsmin yarattığı sosyal illüzyonu koruyabilmesinin tek nedeni; aldatılmış halkın içinde bulunduğu şartları kıyaslayabileceği herhangi bir düzen tanımamasıdır. Kişi yirmi beş sene boyunca karanlık bir hücrede kalınca ufacık bir gaz lambasını bile güneş zannebilir ve yirmi beş yıl boyunca sözde SSCB denen ülkenin vatandaşı olan bir kişi ise korkunç bir kulübeyi bir saray, bir parça ekmeği tanrıların yemeği olarak görebilir zira yıllar boyu, Bolşevik olmayan ülkelerdeki insanların hiçbir yiyecek bulamadığına dair masallar dinlemiştir” (s.279)

“Lemberg’e doktorlar, hukuçular, gazeteciler ve radyo programcılarından oluşan bir heyet yolladık ve döndüklerinde hepsinin yüzleri asıktı, şahit olduklarını tasvir dahi edemiyorlardı. Gazetelerimiz, Bolşeviklerin yönetimi altında yaşananların yalnızca ufak bir kısmını yazdılar. Öldürülen Ukraynalıların fotoğraflarını halkla paylaşmak istemedik zira görenlerin insanlığa olan inançlarını kaybedeceklerinden korktuk” (s.283)

“Yahudiler, kendi doğalarında herhangi bir değişiklik yapmaksızın etraflarına uyum sağlamak konusunda uzmandır. Tehlikeyi algılarımını sağlayan doğal içgüdülere sahipler ve kendilerini korumaya yönelik eğilimleri genelde, tehlikeden kendi yaşamlarını riske atmadan ve herhangi bir gereksiz cesaret örneği göstermeden kaçmalarını sağlahacak yollar bulmarına vesile oluyor” (s.284)

“Bir zamanlar Schopenauer’in dediği gibi, Yahudilerin yalanın ustalarıdır” (s.284)

“Askerlerimiz Moskova’nın planlarını bizzat şahit oldu ve önce Almanya sonra da Avrupa’nın yıkımı için yapılan hazırlıkları kendi gözleriyle gördüler”-28 Eylül 1941 (s.291)

“16 Kasım 1941- Dünyadaki bütün Yahudilerin, bu savaşın patlak vermesi ve büyümesindeki tarihsel sorumlulukları öyle aleni bir biçimde kanıtlandı ki artık bunun tekrar tekrar konuşulmasına gerek dahi yok. Savaşı Yahudiler istedi, şimdi istedikleri savaşta mücadele ediyorlar. Führer’in 30 ocak 1939’da Reichstag’ta yaptığı konuşmasında söyledikleri de bir bir gerçekleşti: Eğer Yahudilerin idare ettiği uluslarası ekonomik güçler dünyayı bir kez daha savaşmaya sevk etmeyi başarırsa bu savaş, dünyanın Bolşevizmi kabul etmesi ve Yahudilerin zafer kazanmasına değil, Avrupa’da Yahudi ırkının tükenmesine vesile olacaktır” (s.303)

“Şikayet, ruhu arındıran bir eylemdir” (s.379)

“Barış zamanında nasıl barışçıl oluyorsanız, savaş zamanında da birer savaşçı olun” (s.374)

“Tarihleri boyunca Ruslar saldırı konusunda özellikle yetenekli olmadıklarından bilhassa savubma konusunda inatçı ve sert tutum sergilemişlerdir. Ulus olarak karakterleri gereği savunmacı bir doğaya sahipler. Barbar denilebilecek kadar ilkeller. Katı ve yoksul bir varoluşa alıştırıldıkları için yaşama öyle sıkı sıkıya tutunma gereği duymuyorlar. Ortalama bir insanın bir bisikletten bile daha az değeri var onların gözünde. Yüksek doğum oranları sayesinde kaybedilen her bireyin yeri kolayca doluyor. Her biri, cesaret olarak adlandıramayacağımız primitif ve cok farklı sertliğe sahip. Cesaret dediğimiz insan ruhundan gelen cüretkar bir histir. Bolşeviklerin Sivastopol’da siperlerini savunurken takındıkları türden bir sertlik daha çok barbarca bir dürtü ve bunun kaynağının Bolşevik görüş ya da Bolşevizm eğtiminin bir sonucu olduğu tartışma götürmyecek bir gerçek” (s.391)

“Amerikan’nın dünya çapında tanınan ne bir şairi, ne bir ressamı, ne bir mimarı ne de bestecisi var. Elinde kültür namına var olan ne varsa Avrupa’dan devşirildi. Kendi diline, kültürüne, ve medeniyetine sahip olamayan bir ülke yalnızca. Her şeyi bir yerlerden çalarak, üzerine hiçbir şey koymaksızın basitçe Amerikanlaştırmaktan kastım ise şu; her bir kültürel değere Amerikan damgası vurarak olgun bir ifadeyi bir tür slogana dönüştürmekten ibaret, valsı caza, bir edebiyat eserini suç romanına çevirmek gibi..”
“Şayet Amerikalıların parası olmasaydı, muhtemelen dünyanın en bayağı halkına dönüşürlerdi” (s.398)

“İngilizler Hindistan’da koca bir kadim kültürü yok ettiler ve ülkenin ne tarihini ne de kültürünü değerlendirmeyi düşünmediler bile. Sonuç olarak kendiler İngiliz, dünyanın kendileri için yaratıldığını düşünüyolar ancak biz Almanlar, dünyaya hizmet etmek için yaratıldığımızı sanıyoruz” (s.406)

“NE PAHASINA OLURSA OLSUN DİRENECEĞİZ” (s.463)

“Doğuda onbinkerce Alman kadının işkenceye maruz kalıp tecavüze uğramasını yahut da on binlerce Alman çocuğunun korkakça ve korkunç yöntemlerle öldürülmesini veyahut yüzlerce insanımızın düşmanın barbarca hava saldırılarında katledilmesini haklı çıkaran uluslarası yasalar tam olarak nerede”-22 Nisan 1945”(s.466)
139 reviews
February 10, 2021
3. Reich Alman ideolojisinin beyni, bazılarına göre düşünceleri Hitler'den bile daha tehlikeli olan adam. Hitler'in milyonları peşinden sürüklemesine tutkulu akılcı, kısa öz konuşmalarıyla destek veren hatip.
Onun farklı yerlerde yaptığı ve çok çeşitli konular hakkında görüşlerini gördüğümüz faydalı bir derleme. Ne kadar kuvvetli ve ikna edici olabildiğini onu okuyunca çok daha iyi anlayabiliyoruz. Churchill'den nefreti, ki bunu bir çok yerde tekrar etmekten imtina etmez, Almanya'da harp döneminde yaşanan kahve ve sigara sorunundan, elbette en büyük düşmanı Yahudiler'e, Alman kadının görevlerinden fedakarlığın ne olduğuna dair hemen her konuda bulunduğu yer müsait ya da alakalı olsun olmasın fikirlerini çarpıcı şekilde ortaya koyan bir hatibin kafasına yolculuk.
Hemen hiç kendinden bahsetmez. Tekil kişi çok çok ender karşımıza çıkar, onun için yalnızca Almanya vardır, Alman ulusu Onun kurtuluşu ve Führer. Yıllara göre sıralanmış konuşmaları savaşın gidişatı ile sönükleşir ve karanlıklaşır bunu asla gizleyemez. Yani tutkulu parlak 1939-1942 konuşmaları 43'ten itibaren yerini karamsar her ihtimali düşünen, her şeye hazırlıklı bir ruh haline bırakır. Hayal kırıklığını asla gizleyemez. Tıpkı coşkusunu gizleyemediği gibi.
Nazi Almanyasının üst aklına ışık tutması açısından meraklıları için bence çok ama çok faydalı bir derleme. Çevirenin ellerine emeğine sağlık.
Bunun dışında Hitler'in kavgamda genel hatlarıyla anlattığı Nasyonel Sosyalizm düşüncesinin günlük hayatta pratik uygulaması açısından da oldukça güzel notları var. Özellikle başlardaki kendi kendine sorular sorup cevaplar verdiği ilk dönem konuşmaları buna en güzel örnek.
İçinden geçen asla bastırmadığı ve bence bastırmayı da hiç ama hiç istemediği şiddet taraftarı görüşlerini de tüm açıklığıyla bulabilirsiniz.
Son olarak günümüz siyaset dilini yakınen takip ediyorsanız az biraz tanıdık ögeler sizi ağlamayla karışık gülümsetecektir.
Keyifli okumalar
3 reviews
June 18, 2021

Kitap sadece 1933-1943 yıllarındaki Goebbels'in yaptığı konuşmalarını barındırıyor. Herhangi bir yorum, bunu yapın veya yapmayın kitabı değil. Tarihten bir kesit. Ama Goebbels'in hitabetini ve anlatmak istediklerini, olayları halka sunuşuna hayran kalmamak elde değil

Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda bakanı seçilmiş. Fakat Führer'e ve ideallerine %100 inanan bir insan. Amacının sadece propaganda olduğunu düşünmüyorum bu kitabı okuduktan sonra. Çıkıp bir tarihçinin beni yanıltması nezninde bu bakanlığı gerçekten hakettiğini de kanıtlamış oluruz. Olayları açıklaması, halka anlatması hem analitik zekanıza hem duygusal zekanıza birden hitap ediyor. Göğsünüz kabarırken aynı zamanda mantığınız da internet terimiyle "yeşilleniyor". Bu yıllar içinde İngiltere ve Amerika'yla yaşadıklarına baktığımızda, tarihle de ilgiliyseniz anlatılanların çok da saptırılmaya gerek olmadığını kanaat getirebilirsiniz.

Profile Image for Tuna Çavuşoğlu.
30 reviews1 follower
March 27, 2022
Şeytani bir zekası olduğu su götürmez. Gülmekten yerlere yattığım iki yer vardı. Birincisi kahve alımı için yaşanan kuyrukların zenginlikten kaynaklandığını söylemesi ve stokçu insanlara suçu atması. Yani günümüzde böyle bir şeyi hayal bile edemiyorum. İkincisi de diktatör olmaya değil emir eri olmaya geldik demesi. Otoriter, yozlaşmış ve distopik bir ülkede yaşamadığımız için o günün insanlarıyla bağdaşıklık kurmamız zor ama yine de güzel bir derlemeydi. Tek eksiği yalnızca Goebbels'in yazdıkları/konuştukları değil de dedikleri hakkında yapılan yorumlar ve çıkarımlar da olsaydı daha aydınlatıcı olurdu diye düşünüyorum.
Profile Image for Onur Aydemir.
8 reviews
Read
March 15, 2025
This book is important because it is the first and, as far as I know, the only book that collects all the important texts of Nazi propaganda minister Dr. Joseph Goebbels in Turkish. What is the reason for this importance? First of all, at a time when the extreme right is once again becoming a contemporary danger, especially among young people, it is very important to show the main themes of this ideology, how it appeals to people and how it exploits the discontent of various sectors of society. Secondly, and in my opinion more importantly, it is an impressive collection of documents that show that the Nazi power was not established in one day, but went through a long process of political agitation and organization, which gradually transformed the masses into a passive herd, starting from the late 1920s, in order to penetrate one of the most cultured societies in Europe. I regret to see that this second aspect, the process of organizing German society into a Reich, is not sufficiently known today, and that this lack of knowledge tends to lead to dangerous consequences. I hope that this collection will be further expanded, if possible with a critical preface and epilogue, and that it will be read with a critical eye by a wide audience.
Profile Image for Nubar.
58 reviews4 followers
Read
September 2, 2023
Not going to rate this one, as it is just a series of transcriptions of speeches given by Goebbels. Took me a little long to finish as I was trying analyze every speech and put it into historical context accurately in my head. One of the most active readings I have done recently. Though, I feel like maybe the translation was a bit compromised, at times like these I wish I knew German.
Profile Image for Eren Güneş.
25 reviews
June 26, 2020
Goebbels gerçekten bir dahi. Ancak şeytani bir dahi. O zamanların medya imkanlarını en iyi şekilde kullanarak akılsız düşüncesini insanlara empoze edip tek vücut haline getirebilmiş. Gerçekten kitabı okuduğunuzda Goebbels'in sözleri doğru mu yoksa yalan mı arasında kalıyorsunuz.
Profile Image for Murat Yeğin.
75 reviews2 followers
August 5, 2020
Goebbels'in ne kadar kötü de olsa başarılı bir devlet adamı olduğunun kanıtı bu kitap. Almanların gerçekten savunma savaşı verdiğine ya da yabancı devlet adamlarına yönelttiği suçlamaları kendisinin yapmadığına inandırabilecek kadar iyi bir kitap.
Profile Image for Atrona Grizel (Sov8840).
571 reviews4 followers
Read
October 2, 2025
I have never been able to reconcile with, nor am I interested in resolution, those who see the world not as a kind of project or simulation to be questioned but as a kind of novel or “adventure” to be explored— usually the naive young “experience-hunters” far removed from any intellectuality.
9 reviews
August 21, 2022
Daha çok Goebbels'in nasıl Hitler'i bu kadar halkın gözünde yücelttiğini ve hitabet sanatının inceliklerini anlatmasını beklerken kitabın o dönemki konuşmalarını kronolojik olarak vermesi şoku..
Profile Image for Filiz I. .
166 reviews15 followers
March 12, 2020
Hitler'in Propaganda Bakani olan Goebbels'in soylevlerinden ve roportajlarindan olusan bu kitap, politikada hitabet sanatinin ne kadar onemli oldugunu bir kez daha gosteriyor. Bir toplumun yalanlarla nasil savasa suruklendigini ve yalanlarla orulmus bir fanusun icinde son gune kadar tutuldugunu gormemizi sagliyor. Cevirisi gayet iyi ama redaksiyonda gozden kacan yerler var.
Profile Image for Onur Susan.
6 reviews
May 3, 2020
Hitler'in propoganda bakanının; kitleler üzerindeki etkisini, yazdığı makaleleri okuyarak çok daha iyi anlayabiliyorsunuz.
50 reviews3 followers
August 24, 2020
Goebbels'in yazdığı veya yaptığı konuşmalar. Yalnız kaynakça kısmı oldukça zayıf gözüküyor. Konuşma ve makalelerin hepsi nereden alındığına dair geniş bir kaynak mevcut değil. Ayrıca elimde ki kitap 2. baskı olmasına rağmen, imla hataları mevcuttu.
Displaying 1 - 14 of 14 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.