Bir kediyle uyumamış ya da bir köpekle dostluk kurmamış yazar yoktur neredeyse!
Bu kitap çağdaş edebiyatımızın yaşayan kıymetli on yazarının hayvanlarla olan ilişkisini okurla buluşturuyor. Faruk Duman, İnci Aral, Haydar Ergülen, Buket Uzuner, Doğu Yücel, Sevin Okyay, Neslihan Önderoğlu, Haldun Çubukçu ve Murat Batmankaya mektuptan öyküye, denemeden anlatıya uzanan metinlerle hayvanlarla dostluklarını büyük bir içtenlikle paylaşıyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise, Neyzen Tevfik’in bir yerlere gitmeyen Mernuş’undan Nâzım’ın köpeği Şeytan’a, Nurullah Ataç’ın kedi dostluğundan, Tevfik Fikret’in Zerrişte’sine, Bilge Karasu’nun filozof kedilerinden, Fikret Otyam’ın çalınan keçisi Nimetçik’e kadar uzanan yelpazede yazarların hayvanlarla ilişkilerinden doğan ilginç olayları, anekdotları ve izdüşümler sizi bekliyor.
Faruk Duman, 1974 yılında Ardahan'da doğdu. Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Kütüphanecilik Bölümü'nden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlanmaktadır. 1996 yılında Çankaya Belediyesi'nin Öykü-Şiir Yarışması'nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik almıştır. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlanmıştır. 1997 yılında Can Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler, 1998'de Orhan Kemal Ödülleri öykü dalında ikincilik almıştır. Yazarın ikinci öykü kitabı olan Av Dönüşleri, 2000 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmıştır.
Kitabı oluşturma düşüncesi çok güzel, nitekim önsözde bu çok hoş bir anlatımla belirtilmiş. Ancak içerik olarak zayıf buldum kitabı, ısmarlama yazılar sırıtıyor. İçinde kitabın ismini tekzip edercesine sadece kuş olan bir hikaye de var. Tavşan, civciv, balık gibi hayvanların patililerin yanına monte edilmiş halleri var.
Hele Haydar Ergülen’in yazısı saç baş yolduran cinsten, laf kalabalığı, boş sözler ve alıntılar. Keşke sadece şiir yazsa dedim kendi kendime. Sevin Okyay da “yazmasa iyi olur”lardan. En beğendiğim öykü Neslihan Önderoğlu’nun yazdığı “Trampa” oldu, İnci Aral’ın “Maya İçin” de güzeldi. Neticede doğru bir adım ile başlayıp sarhoş adımlarıyla devam etmiş bir kitap.
Bu derlemeyi hazırlayan Damla Yazıcının iyi niyetli bir hayvan dostu olduğu belli. Ancak artık roman okuyup aklımda canlandırmak istemediğim bir süreçte kendimi anı, söyleşi, öykü, tarihi olayları takibine verdiğim bir okuma macerasında kendisinin edebiyatta pati izleri derlemesiyle kesişti yolum. 10 yazarın evcil ya da değil hayvanlar(ıy)la yaşantılarını anı, hikaye biçiminde yayınlamak... Peşinden de Türk Edebiyat ve Sanatının anıt yazar ve şairlerinin (Nazım Hikmet, Neyzet Tevfik, Fikret Otyam..) yine evcil ya da değil hayvanlar(ıy)la ilişkilerine dair yaşanmışlıklarını hapvari bir şekilde yazmak... Edebiyatta Pati İzleri eserinin temel sorunu biçimi: Toplama bir müzik albümü gibi: Yazarlardan rica edilmiş, kabul edenler ya yeni bir ya da mevcut hikayelerinin bu toplamada yer almasına izin vermişler. Bir kitap değil de yazarların evcil olan, olmayan hayvanlarla anıları, hikayeleri ana konulu bir dergi olarak piyasaya çıkabilirmiş. Hani şu her ay kapağına yerli ya da uluslararası bir edebiyat, sinema siması, Yeşilçam ya da sol, protest müziğin bir sesi yüzüne illüstrasyon çizgilerle yer veren dergiler gibi... Eserin birinci bölümü dergi kapağı misali isimleri yazan yazarların hikaye ve anılarından oluşuyor. Sunay Akın tarzı geçmişi hikayeleştirerek anlatan ikinci bölümü ise belirli kaynaklardan yararlanılarak derinlik katılmadan yazılmış hap-vari anı ve bilgilerin derlenmesiyle oluşturulmuş. Şeklen incelemeyi geride bırakırsak hikayelerin birçoğu ölümü içeriyor, bir kedi tarafından sahiplenilen, ıssızdaki köpekleri besleyen biri olarak ciğerim soldu diyebilirim. Haydar Ergüler, Buket Uzuner ve Neslihan Önderoğlunun hikayeleri iç ısıtırken Haldun Çubukçunun mesaj kaygısıyla boğulmuş hikayesi anlatımdaki farklı tekniğiyle adeta beni okuma diyor. Yazar, farklı anlatım teknikleri, düşük, devrik, öznesi belirsiz cümlelerle karanlık bir konusu olan hikayeyi iyice karamsarlaştırıyor. Bunlar benim sevdiklerim, kalan hikayeleri seven, sevmeyen olacaktır, karışmak ne haddime! Yenilersek: Damla Yazıcı bu eserin 4. baskısını kitap değil de ikinci bölümdeki beş, altı mini bilgi içeren anekdotsal yazı da iki hikaye arasına serpiştirilerek yazarların hayvanlarla ilişkisini konu edinen bir dergi olarak çıkartsın, şöyle üç aylık ibaresiyle, bayağı satar: Öğrenci evlerinden okul kütüphanelerine, muayenehane bekleme salonlarından ofislerin serbest zaman bölümlerine dek her yerde görebilirdik. 22 Mart 2020