Kırmızı Kedi'nin bu tür haber odaklı kitaplarının çoğunu okudum. İfşa örneğin, iyi yazılmış bir kitaptı. Metastaz yine, çok iyi bir kitaptı. Badeci Şeyh'in Sır Odası iyi bir kitaptı. Tabii odak noktaları başka başka bu kitapların ama genel çerçeve ve yazım bakımından belirli bir düzeyin üstündeydiler.
Dayının Casusları bomboş bir kitap. Öyle özelliksizce yazılmış, tatsız tuzsuz bırakılmış ki içinde çok önemli bilgiler veriliyor olabilir ve ben hiçbirini anlamamış olabilirim. Böylesine kuru, saman gibi bir kitap.
Bir kez, kitaba bir roman havası vermeye çalışmışlar. Neden? Çünkü büyük olasılıkla yazan ve düzelten kişiler bunun çok sıkıcı bir dosya olduğunu ve sarsıcı hiçbir yönü bulunmadığını saptamışlar. Bu yüzden bir casusluk romanı kılığına sokmaya çalışmışlar kitabı. Olmuş mu? Hiç olmamış. Çünkü belirli bir olay anlatılmıyor, Fethullahçıların TSK'yı yıpratmak için yaptıkları istihbari eylemlerden söz ediliyor. Kopuk kopuk, birbirine ancak belirli noktalarda bağlı, bir olay örgüsü içinde bir yerden bir yere gitmeyen bölümler var. Bu ölçüde önemli bir konuyu böyle sıkıcı yazabilmek gerçekten övülesi bir iş.
Türkiye'de gazetecilik eylemi ciddi, saygın bir eylem. Mutlaka Aytunç Erkin de çok çalışmıştır. Kitabın içinde değerli bilgiler de var kuşkusuz. Bunlar saygı duyulası şeyler.
Ama be kardeşim, okurluk saygın bir iş değil mi? Kitabın yazınsal bir değeri yok, bilimsel bir değeri yok, kalemin lezzeti yok, bir tadı tuzu yok. Çok daha ağır ve karmaşık konuları çok daha ustalıkla kaleme alan insanlar var bu ülkede. Bakın, Kamu İhalelerinde Olağan İşler bütün ağırlığına karşın çok sürükleyici ve vurucu bir kitap. Konusu ve işleyişi başka türlü olabilir ama o da kurgudışı, bu da kurgudışı. Demek ki oluyor.
Geçtiğimiz aylarda FETÖ Borsası için de benzer şeyler söylemiştim. Aslında ikisinin arasında hangisi daha iyi, saptamak çok güç. Benzer nedenlerden ötürü iki kitap da birer düş kırıklığı. Demek ki Kırmızı Kedi'den ne çıksa okumak alışkanlığı her zaman çok yararlı olmuyor.
TSK, MİT, Emniyet, yargı dörtgeninde fetönün nasıl örgütlendiği, örgütün nasıl çalıştığını anlatan kitabı okuduğunuzda daha pek çok sorunun cevapsız kaldığını anlıyorsunuz ve aslında örgütün hala aktif olduğu konusunda aklınızda ciddi soru işaretleri kalıyor ki sanırım bu konuda pek çok kişi hemfikir... Yazar konuşmayan kişiler üstüne ilgi çekmeye çalışmış, umarım çabaları ülkenin istikbali için meyvesini verir ancak bu konuşmayan kişilerin bu davranışlarını sürdürmeleri kendilerini de zan altında bırakıyor.
Medyada çok defa gördüğümüz Dursun Çiçek’in sözde yazmış olduğu belge hakkında bakın nasıl bir gerekçeli karar yazılıyor “ Burada hazırlanıp yazılmamış ise de burda yazılmıştır” !
İllaki okunması gereken bir kitap mı, hayır. Çok iyi bir dille mi yazılmış, hayır. Konu ile ilgilenenlerin göz gezdirecekleri türden bir araştırma çalışması. Kitabın sonunda yayınlanan resmi belgeler meraklısı için iyi bir kaynak olacaktır.
Başı sonu olmayan, dağınık konulardan oluşan ve çoğu hikayenin altı doldurulmayan bir kitap. Değerli ve ilginç bilgilerin olduğu bir gerçek ama bunu okuyucuya doğru dille aktaramadıktan sonra değerini kaybediyor maalesef. Okuduğum ilk Aytunç Erkin kitabıydı, muhtemelen son olacak.