"Giysiler Ne Anlatır? sadece bir moda kitabı değil. Seda'nın tecrübeleriyle koşut olarak yakın moda tarihini aktarırken irdelediği pek çok konu var. Geçtiğimiz yüzyıllara ait korse, mini etek, smokin ceket gibi anahtar objeler, 80’lerdeki marka ve logo diktatörlüğü, 90’lardaki süpermodellerin imaj yüklemesi, blogger’larla editörlerin tartışması, feminizmin geçirdiği evreler ve modaya yavaş yavaş hükmetmesi, Batı’nın güzellik kavramındaki değişimlerin Türkiye’ye ayarlanmış merceklerle incelenmesi, modayla ilgili değerlerin nasıl dönüştüğü, kısıtlı basılı materyallerin dolaştığı zamanlardan, Instagram’ın egemen olduğu günümüz dünyasına geçiş gibi birçok meseleyi aktarırken izlediği kişisel yol, onun herkesten ayrılmasına sebep oluyor. Bence yazarın en önemli özelliği, neyi anlattığından çok, nasıl anlattığıyla ilgili.
Türkiye’ye özgü yaşamın ani sıçrayışlarının sokaktaki insana olan etkisini ve modanın Türk insanı için değişen anlamlarını, biraz gülümseyerek, biraz burkularak ama hep başınızla onaylayarak okuyor ve yavaş yavaş sindiriyorsunuz. Giysiler Ne Anlatır? moda tarihinin buğulu atmosferini okura öylesine etkileyici bir biçimde yansıtıyor ki, kendi gerçekliklerinizden apayrı, nostaljik bir yolculuk içinde, yazarla el ele yürüyormuş gibi hissediyorsunuz.
Seda Yılmaz’ı şimdiye kadar tanımadıysanız, bu kitapla onu sadece tanımakla kalmayacak, aynı zamanda yeni bir dostla, kahve ve lokum eşliğinde, içinizi ısıtan, öğreten sıcacık bir sohbet etmiş olacaksınız.”
Bora Aksu, Moda Tasarımcısı
“Bir çırpıda okudum, tadı damağımda kaldı. Moda sadece moda değildir, zaten ‘sadece moda’ diye bir şey de yoktur.”
Sosyoloji ve tarih hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Ben her iki alanla ilgili de okumalar yapmayı ve belgeseller izlemeyi severim ama aşırı ciddi metinlerle de mesafemi koruyorum. Giysiler Ne Anlatır?, modanın içinden geçerek büyüyen, kendini ve doğru bildiklerini sorgulayıp itirazlarıyla kendini doğuran bir kadının, Seda Yılmaz’ın ilk kitabı. Seda Yılmaz, Koç Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra sonra London College of Fashion’da moda gazeteciliği eğitimi alıyor ve dergicilik macerası başlıyor. Bir sosyolog ile moda gazeteciliğini zihninizde bir araya getiremediyseniz lütfen “Giysiler Ne Anlatır?”ı okuyun. Felsefe lisansına başladığımda tanıştığım ilk kitaplardan biri “Altı Bardakta Dünya Tarihi” idi. Akademide ve genel okuma önerilerinde böyle çoksesli ve farklı disiplinlerden beslenen kitapların ön plana çıkarılmasını önemsiyorum. Seda Yılmaz’ın kitabı “Giysiler Ne Alatır?” da benim için bu kategorideki kitaplardan: İçinde moda, sosyoloji, feminizm ve tarihin kırılma anları var ve kitap, farklı alanlardan beslendiği için, bu alanla ilgili farklı şeyler okumak ve izlemek isteyen okur için iyi bir başlangıç noktası gibi görünüyor.
Bir kadının modaya, feminizme ve kendi değerlerine yolculuğu. Kitabın ilk 3 çeyreğinde modanın farklı açılardan ele alınması çok hoşuma gitmişti, son çeyrekte feminizm ve kadınların gerçeklerinin de farklı açılarla masaya yatırılması çok hoşuma gitti. Doğrusunu isterseniz feminizm konusu ilk açıldığında korkmuştum; maalesef artık bir çok kitap sığ bir fikri sayfalarca dolaştıra dolaştıra anlatıyor/anlatmaya çalışıyor. Bu kitap o kitap değildi, beklediğimden çok daha fazla keyif aldım. Keyifli vakit geçirtirken kafanızı kurcalayacak önemli konulara değiniyor.
akıcı bir dille yazılmış, pek çok kaynakça içeren bir kitap. modayla hiç alakası olmayan insanların bile okuyup çok da seveceğini düşündüğüm bir kitap. bu hem moda tarihi hem de cesurca yazılmış bir kişisel tarih kitabı.
Kılık kıyafete, logolara iştahı olan (ve hatta olmayan) tüm kadınlara (ve hatta erkeklere) şiddetle önereceğim bir kitap.
“...Bir yüzyılı daha devirince korse modası iyice güçlendi. 19. yüzyılda, Avrupa ve Amerika'da korse giymeyen kadın kalmadı denilebilir. Çünkü Sanayi Devrimi'yle kısmen demokratikleşen moda sayesinde korse daha da erişilebilir hale geldi. Eskiye oranla bir nebze rahat olsa da, küçük kız çocuklarına uygun modeller bile seri halde üretildi. Geleceğin demir ahlaklı, itaatkâr kadınları başka nasıl yetişecekti? İngiltere'de yayımlanan The Family Herald dergisi, 1848 yılında, kadınların bel ölçüsünün 68.5 ila 73.5 santim arasında değişmesi gerekirken, 61 santimin üzerine çıkamadığını, hatta ve hatta 53 santime kadar düştüğünü yazar. Sımsıkı bağlanan korseler sağ olsun! Ancak bedene makine muamelesi yapılmasının bedelini ödeyen, yine beden olur ne yazık ki. Bayılma, akciğerin işlevinde yavaşlamaya bağlı solunum bozukluğu, kaburga deformasyonu ve bunun gibi daha birçok sağlık sorunu baş gösterir kadınlarda. Her şeye rağmen spor yaparken dahi korse giyerlerdi. Moda tarihçisi Valerie Steel’e göre, kadınlar korse giymeyi hiçbir zaman bırakmadı. “Diyet, spor ve estetik operasyonla korseyi içselleştirdiler.” Bir de soyut korselerimiz vardı demek...”
küçükken stilist olmak isteyen, modayla yatıp kalkan, vogue koleksiyonu olan ama büyüdükçe, feminizmi tanıdıkça modanın kalıpları içine girmeyi reddeden, tüketici toplumunin bir parçası olmaya kabul etmeyen hikayemi okumuş gibi oldum. bütün moda haberlerini takip eden biri olarak anlattığı çoğu şeye aşinaydım, kitap bitince hiçbir konuda farklı düşünmediğimi fark ettim. seda hanımın geçirdiği dönüşümde kendi hikayemi bulmak beni çok mutlu etti, modanın mutfağından gelen birinin deneyimlerini okumak, her ay koşa koşa aldığım dergilerin arka planında nelerin olduğunu öğrenmek iyi oldu, iyi ki deneyimlerini bizimle paylaşmış 💜 Not: Chanel defilesine davet edilmesini, Suzy Menkes ile tanışması aşırı kiskandım 😍
Giysiler bize çok şey anlatır! Kıyafetlere, modaya çok meraklı olmayabilirsiniz. Bu kitabı okumak için sadece bilgiye , yeni birşeyler öğrenmeye meraklı olsanız yeter. Yazar, çocukluğundan bugüne hem kendi gelişimini bize açmış, hem de çağımızın bir nevi vebası modaya olan aşkını, onun tarihini, sonrasında onun hayatında nasıl bir evrimleştiğini çok akıcı bir dille anlatmış. Öğrenmeyi seviyorsanız, üzerinizdeki herhangi bir giysinin hayatımıza nasıl girdiğini, onların arkasındaki emeğin sömürüldüğünü merak ediyorsanız okuyun.
Moda tutkunu olan, hatta moda gazeteciliği geçmişi olan yazar modaya olan düşkünlüğünün zaman içinde evrimini çocukluğundan, genç kızlığına ve orta yaşına kadar aktarmış. Moda hayranı küçük kızın, moda müptelası belki de moda kurbanı genç bir kadına dönüşmesi, ardından modayı belki de gerçekten ait olduğu yere oturtmuş olan olgun bir kadın olmasını konu edinen kitap, dilimizdeki en ilginç moda kitaplarından biri.
Giyim kodlarını, renkleri, nerede ne giyiliri anlatan bir kitap olacağını sanarken beklentimin üzerinde bir derinlik, akıcılık ve çeşitlilik barındıran; kişisel anılardan yola çıkıp modayı anlatırken dizilere, filmlere, müzik eserlerine, dergilere ve birçok kitaba referanslar veren ve yolculuğu feminizmle taçlandıran başarılı bir kitap.
Giysilerin sadece tek bir şey ifade etmediğini harika bir şekilde anlatan bir kitap. Modanın her yönünü gösteren ve neler ifade ettiğini geçmişten günümüze mükemmel bir şekilde özetlemesinden ötürü beş yıldız.
Aslında en ilgisiz olduğunu düşünenlerin ne kadar modayla içiçe bir hayat yaşadığını anlatan bir kitap. Seda Yılmaz’ın sahip olduğu bilgiyi kibirden bu kadar uzak ve sanki sizinle oturup sohbet ediyormuş gibi yalın, samimi bir dille anlatması büyük emek.