Geschichten aus dem Damaskus der fünfziger Jahre. Rafik Schami erzählt vom Leben der Menschen dort, von Liebe und List, von Arbeit und Vergnügen in dieser unsicheren Zeit.
Ein alter Orangenbaum wuchs bis zum Dach des ersten Stocks hoch. Dort wohnten Salma und ihr Mann. Sie war die schönste Frau der Straße... Es war eine arme Gegend, in der es kein Kino und natürlich noch kein Fernsehen, sondern allenfalls Radio gab. Man lebte von der Hand in den Mund und amüsierte sich, so gut es ging.
Born in Damascus, Syria in 1946, Rafik Schami (Arabic: رفيق شامي) is the son of a baker from an Arab-Christian (originally Aramaic) family. His schooling and university studies (diploma in chemistry) took place in Damascus. From 1965, Schami wrote stories in Arabic. From 1964-70 he was the co-founder and editor of the wall news-sheet Al-Muntalak (The Starting-Point) in the old quarter of the city. In 1971 Schami moved to Heidelberg and financed further studies by typical guest worker jobs (factories, building sites, restaurants). He earned his doctorate in chemistry in 1979 and began career in the chemical industry. In his spare time, he co-founded the literary group Südwind in 1980 and was part of the PoLiKunst movement. Schami became a full time author in 1982. He lives in Kirchheimbolanden with his Bavarian wife and son and he holds dual citizenship. Schami's books have been translated into 20 languages
usta kalem Rafik Schami’nin “Sineksağan” kitabı, Suriye Şam şehrinin, 1950 yıllarının, siyasi zorluklarında, “Rüzgâr Gibi Geçti” filminin üç hükümetin değişiminden daha uzun sürdüğü bir zamanda geçen, toplam on üç öyküden oluşmakta. öyküler ufak bir çocuğunun gözünden yaşanır (Kahraman Bakış Açısı - Rafik Schami’nin kendisi) ve Şam sokaklarının o fakirlik, toz, ekmek, kebap ve baharat kokan insanlarını tanıtır. küçük Rafik’in karakterlerle ilginç diyalogları ve yazarın canlı kalemi, okuyucuyu öylece hikâyelerinin içine atarak, baş karakterin yanında her şeye tanık oluyormuş hissini verir.
karanlıkta korktuğum zamanlar, dedem beni teselli ederdi. “ninen birazdan gelir ve ışığı yakar, iyi yapar onu”, diye hayranlıkla söylerdi. o ışığı yakamazdı ne yazın, ne de kışın. […] rüzgârlı bir günde pencerenin başında oturduğumda, dedeme dışarıda ışıkları kimin yaktığını sordum “tanrı” demişti. ve orada emin oldum ki tanrıda bir ninedir. Sonra üniversitede kimya, fizik ve matematik okudum. ama ne zaman elim ışık şalterine gitse ninem aklıma gelir ve kısa bir süre için tüm bilimleri lanetlerdim.
- Tanrı Henüz Nine İken ___
birçok önemli karakterle karşılaşırsınız, ama en önemlisi ufak çocuğun Selim amca diye adlandırdığı yetmiş yaşında bir adamdır. Selim amca birkaç öyküde vardır ve ufak Rafik onu ne zaman ziyaret etse, ona hayatından farklı hikâyeler anlatır, masalcı bir dille öğütler verir.
bir tavşan, diye ekledi, bir yılanı sadece gördüğünde yarı ölüdür. bir eşekarısı bir adamı devirebilir, ama sen hiçbir zaman bir tavşanın bir eşekarısının önünde titrediğini gördün mü?
- korkuluk korkunca ___
yüz on sekiz sayfalık bir kitaba Şam sokaklarının büyülü hikâyeleri ancak bu denli güzel anlatılabilirdi. Türkçe çevirisi nasıldır bilemem ama, okuyun ve keşfedin derim.
Şiir okumak neyse benim için öykü de aynıdır. Benzer beklentilerle okurum. Hissetmek isterim, Yazarın beni alıp kendi gittiği yerlere götürmesini beklerim. Yazarın hoş bir kalemi bile olsa bunları bana vermediğinde benim elimden çok da bir şey gelmiyor anlayacağınız. Bu öykü kitabında da Kebap Bir Kültürdür dışında benimsediğim bir öykü oldu diyemem.
Nette Geschichten, aber ich bin grad ein bisschen froh, dass das mein letzter Band Schami war (bis auf die geheime Mission des Kardinals, aber die werde ich jetzt nicht sofort angehen).
Rafik Schami, eigentlich Suheil Fadel, ist in Damaskus geboren, wo er als Sohn eines Bäckers in einem armen christlichen Viertel aufwächst. Gemeinsam mit seinem fiktiven Onkel Salim, erzählt er uns im „Fliegenmelker“ seine eigene Biographie in mehreren Geschichten. Es sind Geschichten aus dem alten Damaskus der fünfziger Jahre, auch damals aus keiner friedlichen Zeit. Nur mit Klugheit und Phantasie, manchmal auch mit gerissener List und einigem Mut gelingt es Onkel Salim, wie auch dem Bäckerjungen, sich unbeschadet durchzuschlagen und seine Identität zu wahren. Alle dreizehn Erzählungen sind wahr - aber immer ist auch einiges dazu erdichtet. Diese Gabe bringt Rafik Schmi aus seiner syrischen Heimat bis Deutschland mit und es lohnt sich, diese schön geschriebenen wahren Märchen zu lesen