Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır.
Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de sosyal sınıfların varlığını, sınıf çatışmasını ve emek-sermaye çelişkisini reddeder. Türkiye’deki aşırı ve ılımlı sağ akımlar ve partiler, silahlı kuvvetler, klasik Kemalistler, “Kemalist Sol” ve “sosyal demokratlar”, ama aynı zamanda belli ölçülerde bazı sol gruplar, sahip oldukları temel düşünsel kategoriler bakımından bu korporatist şemsiyenin altındadırlar; kritik siyasi karar anlarında, birbirlerinden farklıymış gibi duran bütün bu siyasi çizgiler arasındaki o şaşırtıcı uzlaşmaların nedeni de budur.
Bu düşünce hattının en yetkin ve kaynak şahsiyeti olan Ziya Gökalp, çağdaşları ve ardından gelen kuşaklar tarafından özgün niteliğinden uzaklaştırılmış, sağa sola çekiştirilerek kendi hakikatinden koparılmıştır. Oysa eserleri bugün de dikkatle incelenmeyi hak eden bir özgünlüğe sahiptir. Taha Parla’nın klasikleşmiş kitabı bunu yapıyor: Hem Gökalp’in hakkını teslim etmeye, hem de onun düşünceleri üzerinden Türkiye’yi daha iyi anlamaya çalışıyor.
Müthiş bir özet. Gökalp'ın mevcut tüm kitaplarını okumuş birisi olarak, Gökalp'ı ve düşüncelerini doğru bir şekilde aktarıyor. Gökalp'ı tek kitapta tanımak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
tam bir hayal kirikligi. bi Gokalp'i peygamber, ilah filan ilan etmedigi kalmis :)
Gokalp gercekten onemli, etkili ve kisilik olarak da enteresan biri. Ama yazdiklari, Durkheim vs. ilhamli "mantiki" semalari/sablonlari, ikilikleri, uclukleri vb. gercege yansitma cabasi. Yazarin da pek cok yerde yineledigi gibi 'naif'. Heyd'in cikarimlari, Parla'ninkilerden daha makul aslinda. Parla bircok seyi es geciyor, yadsiyor ve Gokalp'i pek de hak etmedigi orijinallikler mertebesine yukseltiyor, kendi kafasindaki teorik -pozitif (!)- solidarizme uyduruyor.
Bence çok temiz bir analiz ve özet; Yazarın Gökalp'ın Türk düşünce tarihinde konumunu şeffaflastırma ve cumhuriyet düşünün kristalize etme çabası takdire değer.