Varoluşçu psikoterapi ve felsefeyle hayata dair 40 mesele. Bu dünyada kendimizden başka evimiz yok. Hatta Heidegger’e ve Sartre’a göre hiç evimiz yok; lakin kendilik dediğimiz de sürekli değişen, dönüşen ve çelişkili bir olgu olarak pek güvenli bir liman değildir. Ancak bu dünyada daha canlı hissetmek istiyorsak, hayatlarımızı daha dolu dolu, doygun yaşamak istiyorsak, elimizden gelen tek bir şey var; kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı yakından tanımak. Kendimize sorular sormanın, merakla bakmanın ve hazır cevaplara yerleşmemenin bize getireceği en büyük hediye, kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı daha yakından tanımak olacaktır. Bunu başarabildiğimiz ölçüde hayatta akışı yakalamak ve canlı hissetmek mümkün olur. Bu konuda Sokrates’çiyim. Gerçekten de incelenmeyen hayat yaşamaya değmez hale gelir.
Bu kitapta size kesin çözümler, formüller veya izlenecek yollar vaat etmiyorum. Hatta herhangi bir şey vaat etmiyorum. Yazdıklarımı harfiyen uygularsanız hayat müthiş kolay olacak, her anınız mutluluk dolacak demeyi isterdim ama bu sizi kandırmaktan başka bir işe yaramazdı. Sadece bir önerim var, o da daha uyanık yaşadığınızda ulaşacağınız çok çekici, reddetmesi zor, dayanılmaz bir hafiflik. Kendin olmanın o şahane ve dayanılmaz hafifliği. Ama uyarmadan edemeyeceğim, bu hafiflik özgürleştirdiği gibi korkutur da.
İnsan olmaya dair günlük meselelerin varoluşçu bakış açısıyla işlendiği bu kitabı adeta bir günlük gibi kullandım. Yazdım, çizdim her sayfasına. Kitap bittiğinde zihnime kazınan ve heybeme attığım en kıymetli şey ise "sahip çıkmak" oldu. Bir tohum olarak yaşama bırakıldığımız bu yolculukta, kimileri birçok farklı nedenle fidana dönüşemiyor. Toprağın altında bir tohum olarak kalıyor ne yazıkki. Bence bu kitap filizlenmek ve serpilmek için ihtiyacın olanı fark etmek, güneşe dönmek, yağmuru hissetmek, her deneyime ve duyguya sahip çıkmak için etkili bir rehber ve motivasyon🌱
Varoluşçu psikoterapi hakkında biraz daha doyurucu bilgi almak isterdim ama olmadı. Günlük dilde yazılmış, başlangıç seviyede bilgi içeren bir kaynak olmuş. Yine de otantikliğimizden ödün vermeyip kararlarımız iyi de olsa kötü de olsa sahipleniyoruz, bu kitabı da birikim hanemize yazıyoruz😊 Şu cümleyi de hiç unutmuyoruz: “Bu hayatta kendinizden başka gideceğiniz bir yeriniz yok.”
Günlük hayatta geçip gittiğimiz herşeyi yeniden gözden geçirmesini bilen, olağan ama sıradan olmayan, profesyonel bir bakış açısıyla yazılmış ama bilgiye bığmayan, insana istediklerinianlamlandırma yolunda yeni alanlar açabilecek bir kitap. Varoluşçu felsefeyi zaten yakın buluyordum inancımı artırdı.
Günlük meseleleri sıkmadan, yormadan, çoğu yerinde örnekler ve göndermelerle işleyen bir kitap olmuş. Zaman zaman tekrara düştüğü yerler oldu, ki bu da bence varoluşumuzun, ‘otantik’liğimizin sınırının çok güzel bir örneği. Keyifle ve sıkılmadan, yayarak, ve bol bol da düşünerek okudum.
Giriş seviyesinde, çok kafam yorulmasın ama biraz da beni yönlendirsin dediğiniz bir psikoloji kitabı arıyorsanız ilginizi çekebilir. Şahsen ben bu gibi alanlarda birden fazla konuya yer verip 5-6 sayfada genel bilgiler paylaşılmasındansa, temel konular üzerinden daha detaylı incelemeler okumayı tercih ediyorum. Bu sebeple de ne yazık ki benim için tatmin edici bir kitap olmadı.
Bir masada oturmuş sohbet ediyormuşuz gibi hissettiren bir kitaptı. Dolayısıyla okuması kolay/keyifli. Daha psikoloji odaklı olmasını beklemiştim ama felsefi dayanakları daha fazlaydı. Varoluş felsefesi hakkında hiçbir bilginiz yoksa seversiniz, hali hazırda belli bir seviye bilginiz varsa kitap sizin için doğru bir seçim olmayabilir, fakat yazarın dili ve fikirleri çok güzel olduğu için başka bir kitabını mutlaka okutmanızı tavsiye ederim.
Hap bilgiler içeren, güzel derlenmiş hoş bir kitap. Ama son 100 sayfayı çok zor okudum. Çünkü kitabın ismi bende çok daha farklı, kafa açan bir kitapmış izlenimi bırakmıştı. O nedenle aradığımı bulamadım, bu benim sorunum ve sorumluluğunu alıyorum:)
"Her seçimimiz hayatı ustaca yaşamak için yolumuzda bir adım, bir taş, bir basamak olur." Seçimlerin sonsuzluğu ve özgürlük üzerine oldukça güzel örnekler vermiş yazar. Bir de bunları varoluşçu yazarlarla harmanlaması kitabı zengin kılıyor.
Varoluşçu psikoterapiyle alakalı daha önce sadece Yalom'un kitaplarını okumuştum, Yalom'u ve yazdıklarını çok sevdiğim için de varoluşçu psikoterapiye karşı hep bir eğilimim olmuştu. Açıkçası bu kitabı ilk gördüğümden beri merak etmiştim fakat çok fazla popüler oldukça bir türlü elime alasım gelmedi. Kitabın adının da Kundera'nın meşhur eseriyle benzer olması beni bi kitaptan itmedi değil. Ama yine de bu sene deniz tatiline giderken elim bu kitaba gitti. Meğer kitabın o eserle benzer bir isme sahip olmasının güzel de bir hikayesi varmış. Kitabın adına benim gibi önyargılı olanlar, önsözü okumadan kararınızdan emin olmayın derim :)
Kitapla ilgili ne desem boş. Öncelikle bana bir kez daha iyi ki bu işi yapıyorum, iyi ki bu alandayım dedi. İnsana olan merakımı bir kez daha artırdı.
Alanda çalışmaya başlamadan önce bilimsel kaynaklı terapilere ve protokollere, kalıplara daha sıcak yaklaşan bir psikologdum. Hala da etik çerçeve benim için çok önemlidir, ancak alana girdikçe gördüm ki protokollerde yazan veya herhangi bir şekilde insana dair kesin bir yargıya varan çoğu şey bir vaka geliyor ve çürüyor. Çünkü milyarlarca insan var ve hepsi biricik. İnsana dair herhangi bir yaklaşım bu nedenle dogma olamaz. Bu kitap sayesinde bu gibi düşüncelerimin barındığı bir psikoterapi ekolünün olduğunu öğrendim. Varoluşçu Psikoterapi bana "işte bu!" dedirtti.
Oldum olası psikolojinin, psikoterapinin felsefeden bağımsız olamayacağını düşünürüm. Bu kitap da bana onu bir kez daha hatırlattı. Felsefe ve psikoterapinin harmanlanmasıyla enfes bir zihin yolculuğu yaşadım. Kitapta altını çizmedik yer kalmadı sevgili okurlar, mutlaka okuyun!
PS: İmkanınız varsa terapiye gitmeniz en birincil önerimdir, kendinizi tanımanız adına. Ancak imkanınız yoksa, hazır değilseniz bu kitabı okumak kendinize yapacağınız terapiye yakın bir iyilik olacaktır (bence kitap size terapiye gitmeyi istetecek ama ... :).
Ağzınıza sağlık Ferhat bey, dilerim bir gün tanışırız :)
Kitabın isminin Kundera’ya selam çakması bile benim bu kitabı okumam için bir sebepti aslında…
Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği 40 mikro başlık altında hayatı varoluş felsefesi üzerinden değerlendiriyor. Arada selam verdiği çok fazla varoluşçu yazar/filozof/psikolog var. Okunması kolay, keyifli, insanı düşüncelere sevk eden, konuşma havasında sanki bir dostunuzla hayat hakkında konuşuyormuşsunuz gibi hissettiren bir kitap. O 40 başlığın hepsi o kadar üstüne kafa yorduğumuz aklımızdan geçirdiğimiz “şey”lerle ilgili ki her başlığı görünce heyecanlanmamamak veya dikkatinizi çekmemesi elde değil.
Bir de yazar kitabın sonunda bir okuma listesi yapmış ki, böyle bir rehberlik az bulunur cinsten.
Uzun zamandır aklımda olan, okumayı çok istediğim bir kitaptı, asla hayal kırıklığına uğratmadı. Bence ileri dönemki hayatımda da dönüp dönüp okuyacağım, bana rehberlik edecek olan bir kitap. Okuyun, okutturun pişman olmazsınız.
Aynı mesleği paylaştığım bir yazarın ilk eseri. İnsan Olmak üzerine 40 meseleyi Varoluşçuluk felsefesi üzerinden anlatmış. Şahsen seanslarımda büyük yer verdiğim Varoluşçu Psikoterapiyi, işin en uzman isimlerinden birisi olan Ferhat Jak İçöz'den okumak ilham vericiydi. Herbir meselede mutlaka altını çizecek yerler var. Yazarın satırları oldukça içten ve görünür. Kolayca içine girip tanık olabiliyorsunuz. Hem yazarın bize sunduğu deneyime hem de kendi deneyiminize. İşte benimle en çok temas eden sözcükler; ''Eğer skorunuzu artırmak için yaşıyorsanız, hayatınızı tıka basa dolduruyorsunuz demektir''
Her ne kadar beni varoluşçu bakış açısıyla tanıştırsa da, konuların anlatımını çok yüzeysel buldum. Yeni bir şey söylemesine gerek yok , zaten en başında da bunu hedeflemediğini belirtmiş. Ama yine de bir konu hakkında farklı cümlelerle de olsa hep aynı şeyi söylüyor gibi hissettirdi. Yine de teşekkürler içöz
Kitabı oldukça beğenmekle birlikte yazarın insanın karanlık taraflarına ancak teğet geçip şöyle bir değinmiş olması bende tuhaf bir tat bıraktı. Mesela tutup da arzularımızdan bahsediyor Ferhat bey, arzu sadece yaşama tat ve anlam katan bir şey kitapta, hatta ‘dünyayla ihtiyaçlarımızın ötesinde buluşmanın temeli’. Peki ya bastırmalar, ikincil süreçler, tatminsizlikler... Kitabın sonunda ise bilinçdışına varoluşçu açıdan yaklaştığını özellikle belirtmesine rağmen, yine de algıya yetişemeyen zihin tortusu açıklaması kasıtlı bir görmezden gelme gibi hissettirdi. Bastırılanların gittiği yer olarak bilinçdışından , kendisini dil sürçmelerinde belli eden karanlık arzulardan, fallik hesaplaşmaların bitimsiz yoruculuğundan neden bahsetmiyorsunuz diye sormak isterdim kendisine…
Kişisel gelişim kitapları içerisinde gerçekten işlevsel ve yararlı bir kitap seçmek oldukça güçleşti. Bu yüzden hangi kitabı okuyacağımı seçmekte zorlanıyorum. Kendin olmanın dayanılmaz hafifliği son zamanlarda okuduğum en faydalı, anlatımı ve akıcılığı aşırı iyi olan kitaptı. Kendime yolculuk yaptım kitabı okurken ve sorulan tüm soruları dürüst bir şekilde cevaplamaya çalıştım. İnsanın kendi kendini anlama yolculuğu çok garip bi iş ama farkettim ki en çok da kendimi tanımak için çaba sarfetmemişim. Bölümleri oldukça ilgi çekici ve kafamdaki soruların cevaplarına ulaşmam konusunda kafamda ışıklar yaktı. Çok beğendim, çok özverili ve başarılı bir çalışma olmuş.
Umutla başlayıp hayal kırıklığıyla bitirdim. Açıkçası varoluşçu felsefeyle ilgili bilgileri içerdiği için 3 yıldız verdim; onlar da olmasa 2 yıldızlı bir içerik. Tatil beldesindeki market raflarından kitap alırsınız mesela bilirsiniz o kitap zaten çok da bir şey vaat etmiyordur. Maalesef bu kitap o türden bir raftan almışım gibi bir hissiyatı yükledi bana. Varoluşçu felsefeye ilgi duyan ama temel eksikliği olan birine uygun olabilir ama içeriğindeki tavsiyeler olmamış. Benim fikrim psikoloji kitabı olarak kategorize edilmiş olması yanlış. Son bölüm özellikle aynı şeyleri tekrar tekrar okumuşum gibi hissettirdi. Kitabın arkasındaki okuma listesi kitabın en güzel tarafı oldu.
İnsanı hiç yormayan, bilakis dinlendiren, şefkatli bir dili akışı var.
Kütüphaneden ödünç almıştım. Bazı cümlelerin başında ve sonunda küçük işaretler vardı, başkasını delirtse de benim okunmuş kitap okumayı sevme nedenlerimden biridir bu.
Ben de “keşke kütüphane kitabı olmasaydı” diyerek çizmek isteyip çizmeden okudum.
Bu konulara aşina, ilgili biriyseniz belki bildiğinizden farklı bi şey öğrenmeyeceksiniz ama bildiklerinizi şefkatli bir yerden göreceğinizi umuyorum.
Kenarda tutulup ara ara açılıp sohbet eder gibi tekraren okunabilir.
Bu kitabı bugünkü halimle değerlendirdiğimde kendim yazmış olmayı o kadar çok isterdim ki. Yazarın yazdıkları harika diye de söylemiyorum bunları, içsel hesaplaşması yüzünden söylüyorum. İnsan meselelerinin varoluşçu bakış açısından değerlendirilmesi bu kitabı oldukça güzel yapıyor. Ama yazar kitabın her sayfasında kendi akışkanlığını, değişkenliğini, zihninin oradan oraya nasıl süzüldüğünü, iç sesinin bitmeyen sorgulamalarını bana derinden hissettirdi. Bu sebeple ben bu kitabı sadece ön sözü için yazmayı diledim.
Kitabi aslinda cok begendim ve beni cok dusundurdu. Icerik olarak cok faydali ve ogretici bulmus olsamda (varoluscu felsefe hakkinda bir bilgim yoktu onceden), dili belki biraz daha rafine olabilirdi, zaman zaman bir psikologun kitabini degilde, kendi kendini yasam kocu ilan etmis yazarlarimizdan birinin kitabini okuyormus gibi hissettim. Bu ton ozellikle kitabin sonlarina dogru her bolumu birbirine benzetmeme neden oldu.
"bu hayatta kendinizden başka gidecek bir yeriniz yok." ferhat jak içöz, yalın anlatımı, çarpıcı cümleleri ve çeşitli filozoflardan yaptığı alıntılarla meraklısı için varoluşçu felsefeye genel bir bakış, kendini biraz daha yakından tanımak isteyen herkese de bunun için harika bir fırsat sunuyor. kaygı, yas gibi duygulardan sosyal medyaya kadar bir sürü konu çerçevesinde otantikliği ve kendiliği inceleyen bu eser, insanın hayata daha farklı bir bakış açısından bakmasına eşlik ediyor.
Kitap cok hafif, akici bir dille yazilmis, surukledi gitti. Bahsedilen hususlar hakkinda daha derin tartismalar gormek isterdim, ama sonra kitabin amacinin bu olmadigini hatirladim. Farkli filozoflardan bol bol goruslere yer verilmis, bir nevi varolusculuk felsefesi ve varoluscu terapiye yeni baslayanlar icin hersey harmanlanmis ve sonraki adimlar icin yollar cizilmis. Kitabin sonunda verilen okuma listesi cok hosuma gitti, boyle bir eser icin olmazsa olmazdi zaten.
Bu konularla ilgileniyorsunuz ve daha önce kitap veya farklı bir şey tükettiyseniz diğerlerinden farklı yanı başlık başlık ayrılmış olması. Bazen bazı şeylerin insanın kendisine hatırlatmasında fayda var o açıdan iyi olabilir. Kitap bir anda tüketilmekten ziyade günlük tarzında kendinize sorular sorarak ilerleyip özümsemek açısından size sunuluyor. Onun dışında bana bir şey katmadı not vs almadım.
Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu ki ara ara elime alıp tekrar okuyacağımı tahmin ediyorum. Böyle soyut konuları okumak genelde biraz zorlayıcı olur ama bu kitap su gibi aktı gitti. Her insan biriciktir özünde ama aslında hepimiz birbirimize o kadar benziyoruz ki, duygularımız bize ait, onları sahiplenmeliyiz. Üzüldüğümüz, öfkelendiğimiz için kendimize yüklenmemeliyiz. İnsanız biz yahu. Yalnız bir özelliğimizden ibaret değiliz, çok yönlüyüz ve içimizde zıtlıkları barındırıyoruz hepimiz.
40 küçük yazıdan oluşan bir kitap. Oldukça sade bir dille kendi bakıl açısını ve düşüncelerini paylaşmış yazar ve bazı bölümlerin son paragrafında bazı önemli düşünürlerden alıntılar ve örneklemeler yapıyor. Hızlıca okuyup bitirebileceğiniz, okurken hiç yormayan bir kitap. Benim beklentilerim biraz farklıydı bana öneren kişilerden dolayı sanırım ama ilginiz varsa yoğun günlerinizde bile araya sıkıştırıp birkaç sayfa okuyabilirsiniz.
Yazarın Kendine Yabancı kitabını büyük bir beğeniyle okuduktan sonra, başka bir eserini daha keşfetmek istediğim ancak farklı bir yazı tarzıyla karşılaştığım bir kitaptı. Bu kitapta yazar, birçok konuda, toplumsal ve bireysel yaşamda hissettiğimiz tüm durumlara dokunuyor. Birçok düşünürün görüşleriyle zenginleştirip örneklerle açıkladığı her bölümde altını çizdiğim pek çok satır oldu. Özellikle bireysellik üzerine yazdığı kısımları hem ilham verici hem de etkileyici buldum.