Sarons ham er en roman som korthugd og rått beskriver en outsider som trekker andre outsidere med seg i et dragsug av angst, stoff og galskap.
Sarons venner er Sir Henry, som betaler en Amsterdam-tur for ham, for på den måten å slippe Sarons delirium. I Amsterdam er det kroverten Bill og norske Mita, en stoffmisbruker, som blir Sarons nærmeste. Og Mita driver han ut i en karusell av heroin og prostitusjon.
Ingvar Even Ambjørnsen-Haefs (1956-2025) was a Norwegian writer. He is best known for his "Elling" tetralogy: Utsikt til paradiset (1993), Fugledansen (1995), Brødre i blodet (1996), and Elsk meg i morgen (1999).
Brødre i blodet ("Blood brothers") was turned into a successful movie, entitled Elling, which received an Oscar nomination in the Best Foreign Film category in 2001. The English translation of the novel is called Beyond the Great Indoors.
His debut novel was a semi-autobiography called 23-salen ("The 23rd Row"), in which he criticized Norway's efforts to take care of psychically challenged individuals. In all his novels he has spoken the outsiders' cause, as he did in his break-through novel Hvite Niggere ("White Niggers") in 1986. The novel is about a young man who leads a life somewhat on the edges of normal society.
He is also known for the youth's book series "Pelle og Proffen" which circles around two detective teenagers, getting involved in all kinds of mysteries or crimes involving drugs, pollution and neo-Nazism among other things. He started this project after having read some of Franklin W. Dixon's books about The Hardy Boys. The books Døden på Oslo S, Giftige Løgner, and De Blå Ulvene of this series were also turned into successful movies. In 2005 the book Drapene i Barkvik ("The murders in Barkvik") appeared, about the teenager Fillip Moberg attempting to solve an axe murder in a small Norwegian village.
Ambjørnsen has received many prizes for his writing. Among them is the prize for the 80s best book for children and young adults (Pelle and Proffen books), the Tabu prize in 2001, Telenor Culture Award 2002, and the Brage Prize 1995.
His three Samson and Roberto books have become particularly popular in Russia, in part due to the illustrations by Nikolai Vorontsov, which also contribute carefully orchestrated local Russian-related colloquialisms to the stories.
Bu okuduğum ikinci Ingvar Ambjørnsen kitabı. Yıllar önce Beyaz Zencileri çok beğenmiştim. Sevgili yazarımız bu kitabında da yapacağını yapmış ve kitabın adının hakkını sonuna kadar vermiş.
Hastalıklı başka bir kitap daha. Başlangıcının aşırı umut uyandırmasına rağmen, kitabın geri kalanında hissettiğim tek şey hastalıktı. Sağlık Ocağı kokusu gibi bir his. Belki ben de saçma benzetmeler kullanma tutkusundan muzdaribimdir.
Ambjörnsen dili, metaforları, hayal gücü güçlü bir yazar. Bu kitabında Saron isimli işsiz güçsüz, depresif bir ayyaşın gözünden hayata bakışı anlatılıyor . Hayal gücünün serbest uçuşu, güçlü betimlemeler, çarpıcı benzetmeler ve etkileyici sözler, cümlelerle bezenmiş. Etkileyici ama fazla depresif bir kitap. Knut Hamsun'un Açlık kitabının içine Kafka'dan Dönüşüm kaçmış hali sanki:)
Can't decide what to write,but its better to note down my feelings over it just before it gets weakened. As someone who is not into underground literature,from the first lines I was attached to this book.It was all about having this chronic living disaster(which most of us have) that leads human-being to transact to something else just before the disappearance(just to understand the reasons of disgust at its existence).
Yeraltı Edebiyatı merakıma cevap veren bir kitap oldu.Toplumun etik anlayışını, aşk kavramını altüst eden bir eser. 'Köpek efendi istemezdi, efendi köpeğin dünyasını yıkmasaydı eğer' diyerek zorunluluğa dönüşmüş sadakatin ikiyüzlülüğüne dikkat çeken bir eser. Çevirisi gayet akıcı ve anlaşılır. Tek derdim sürekli Allah kullanımı oldu. "Allar aşkına", "Allah'ın belası", "Allah kahretsin" gibi. Çeviri bir kitapta beni çok rahatsız eden bir şey. Bir Hıristiyan "Allah" demez, Tanrı der çünkü. Onun dışında yazım hatası bile yoktu diyebilirim. Tek gözüme çarpan ' kullanılması gereken bir yerde 2 kullanılmış olmasıydı ki bu, ben de dahil olmak üzere birçok çevirmenin caplock belası. Kendi çevirilerimi teslim etmeden önceki son okumamda en çok düzelttiğim hata diyebilirim. Ayrıntı Yayınları gibi kaliteli işlere imza atan bir yayınevinin gözünden kaçmış olmasına şaşırdım sadece. Beni üzen bir konu da dikkatimi çekti. Çevirmen Banu Gürsaler Syversten'in isminin kitabın minicik künyesi dışında hiçbir yerde geçmemesi. Ayrıntı Yayınları'na hiç yakıştıramadığım bir davranış.
Bana sorarsanız gerçek ile rüya arasında puslu bir kitaptı. Gerçek ile rüya arasına biraz alkol biraz da uyuşturucu girmiş gibiydi. Tarzları Philippe Djian ile acayip benzerlik gösteriyo bana kalırsa deliricem hala bu benzemeye. Gayet sürükledi, oraya buraya çarptırdı, günlük hayatta akla gelip ulan eve gideyim de biraz daha okuyayım şunu dedirtti.
kitabın en etkilendiğim kısmı Saron'ın şeytanla halüsinojenik konuşmasıydı.
bir de, "biz durup, uzun, parlak kasap bıçaklarımızı bileyliyorduk. durmuş, bilediğimiz keskin bıçaklarımızla bir sonraki salona bakıyorduk. bizden sonrası ahırdı. bekleme odası yani. orada hayat sabır ve güven içinde bekliyordu. bıçaklarımızın varlığını bilmeden... sonra hayvanlar iki salon arasındaki dar bir odaya alınıyordu; burası infaz mahaliydi. cellat-kasap tabancası elinde hazır bekliyordu. hayvan, belki de bir attı. evet, orada çok güzel atlar da gördüm ben. bir yarış atı, harikülade parlak tüyleri, bembeyaz göğsü ve iri zeki gözleriyle dosdoğru bize bakıyordu. kasap yıldırım hızıyla harekete geçti. asla ıskalamazdı. DAN! tok bir ses. at anında yıkıldı. dişlerinin arasından kıpkırmızı kan sızıyordu. at, beton zemine böyle asil bir hayvana asla yakışmayacak grotesk bir pozisyonda, yığılıp kalmıştı. ancak ölüm böyle ayrıntılarla ilgilenmez. ölüm samimidir, estetik değil." sf.114-115
Fytti helvete for en bok. Å beskrive den som JÆVLIG dekker knapt de dybder vi her blir dratt ned til. Den minnet meg om American Psycho selv om den sadistiske volden her ikke er av fysisk karakter.
Denne boka kommer du ikke til å kose deg med ett sekund av lesinga.
Dystert og svart fra Ambjørnsen. Dette er Ambjørnsens andre roman, den handler om Saron og han reise mot galskapen, via vold, fyll, narkotika, prostitusjon og fornedrelser. Kanskje ikke det beste jeg har lest av forfatteren, men noe av det dystreste.
Başkalarının hayatına kendi hayatımızdan giden insanlar üzerinden yüklediğimiz her şey üzerine muhteşem bir kitap. Beklentilerin yarattığı müthiş tahribat ararken verilen büyük kayıplar ve dahası okuyup bol bol düşünülmesi gerek. Ambjörnsen enfes bir kalem.
i dont know what to say about this book really. i somehow felt belonging to nowhere and noone while reading more than anytime, and that lost feeling itches me