Ali Lidar, Büyük Kederler Küçük Öyküler kitabıyla yaşamın ağrılı yanlarına neyin merhem olacağını gösteriyor okuruna. Bu öyküler görünmez bir yara bandıyla gezdirecek okuru, onların ruhlarını parçalayıp tekrar onaracak. Samimi dili ve sarsıcı kurgusuyla her biri tekrar tekrar okunacak öykülerden oluşan Büyük Kederler Küçük Öyküler dalgalarıyla kıyıları döven, seyredenin gözlerini ayıramadığı masmavi bir deniz gibi içine çekiyor okuru.
“Mutluluk ve mutsuzluk, hayatı kendisiyle anlamlandırdığımız ya da zehir ettiğimiz iki düşman kardeş. Hedonistler felsefenin merkezine koymuş mutluluğu, âşıklar sevdiklerinin gözlerinin içine, annem reçel kavanozlarının dibine…”
Çok çok çok güzel bir öykü kitabıydı! Öyküler akıcıydı, samimi bir dille yazılmıştı ve hızlıca okunabiliyordu. Ayrıca öyküler kısa olduğundan okurken yormuyor insanı. İyi ki okudum bu öykü kitabını. Yeni yazarlarla tanışmak her zaman güzel bir deneyimdir zaten. Ali Lidar'ın üslubunu da yazım tarzını da gayet iyi buldum ve sevdim. Ve 2019 bitmeden favorilerime bir kitap daha eklemek beni gerçekten çok mutlu etti. Herkese öneriyorum Büyük Kederler Küçük Öyküler'i. Bir şans verin derim. :) Herkese iyi okumalar!
Bu kitap Ali Lidar'ın blog yazılarından derlenmiş diye anladım. Yanlış anlamış olabilirim. Neyse, velhasıl içinde 20 kısa metin var. Bazıları öykü, bazıları deneme. Bazıları ikisinin arasında. Ali Lidar'ın dili çok akıcı, Türkçeyi iyi kullanıyor. Size hitap etmeyecek konulardaki yazılarını bile akıcılığıyla size okutuyor. Açıkçası yalnızlık temasıyla ilgili denemeler bana pek hitap etmedi. Ama çok beğendiğim öyküler de oldu. Bunlardan bir tanesi kapak resmine ilham veren "İdeolojik Kalp Kırıklığı", bir diğeri de (yine yalnızlıkla ilgili olmakla birlikte) "Niye Çaldın Lan Heykeli?". Giriş öyküsü "Soğuk Değildi ve Yağmur Çiselemiyordu" da ajitasyona kaçmadan iyi anlatılmış bir öykü.
Bazen öpmeli koklamalı, bazen de uçsuz bucaksız çayırlarda koşmalı gezinmeli rüyalar görüyordum ve rüyalarımın başrolünde hep o oluyordu. Ama yasaktı işte. Bizimkiler duysa ağzıma sıçardı. Toplasan yirmi otuz kişiyi geçmezdi fakültede sayımız ve gruptaki kızlar da otomatik olarak bacı kontejanındaydı.
Öykü kitabı denmiş ama öyle değil. Ben de öykü kitabı zannedip almıştım ama geneli blog yazısı. Arada öyküler var. Hele ki ilk öyküsü etkileyici. Kitabın vitrini olmuş. Sonrasında kendi yaşantısından kesitler sunmuş. Bazı haber metinlerine göndermede bulunulmuş. Avanak Abdi heykelinin (ç)alınması da güzel anlatılmış. Dili akıcı ama ben tüm bölümlerde öykü beklediğim için umduğumu pek bulamadım.