“Lovecraft’ı ilk okuduğumda ergenlik çağımdaydım, ki Lovecraft okumanın belki de en iyi zamanıdır. Bugün, onun üslubuna, saplantılı kesinliğine, hayal gücünün tuhaflığına ve bütün eserlerinde altını çize çize habercisi olduğu o uzlaşmasız trajik vizyonuna hayranım.”–
-Joyce Carol Oates-
“Lovecraft’ı ilk okuduğumda onlu yaşlarımın başında, büyükannemin deniz kenarındaki evindeydim. Doğaüstü Korku Edebiyatındaki yol haritamı bana o çizdi.”
-Neil Gaiman-
“Lovecraft benim yolumu açtığı gibi, benden önce de birçok başka yazarın yolunu açmıştır.”
-Stephen King-
“Lovecraft’ın eserleri modern korkunun en önemli yapıtaşlarındandır.”
Howard Phillips Lovecraft, of Providence, Rhode Island, was an American author of horror, fantasy and science fiction.
Lovecraft's major inspiration and invention was cosmic horror: life is incomprehensible to human minds and the universe is fundamentally alien. Those who genuinely reason, like his protagonists, gamble with sanity. Lovecraft has developed a cult following for his Cthulhu Mythos, a series of loosely interconnected fictions featuring a pantheon of human-nullifying entities, as well as the Necronomicon, a fictional grimoire of magical rites and forbidden lore. His works were deeply pessimistic and cynical, challenging the values of the Enlightenment, Romanticism and Christianity. Lovecraft's protagonists usually achieve the mirror-opposite of traditional gnosis and mysticism by momentarily glimpsing the horror of ultimate reality.
Although Lovecraft's readership was limited during his life, his reputation has grown over the decades. He is now commonly regarded as one of the most influential horror writers of the 20th Century, exerting widespread and indirect influence, and frequently compared to Edgar Allan Poe. See also Howard Phillips Lovecraft.
Açıkçası bu kitaptan beklentim oldukça farklıydı. Genel olarak korku hikayelerini severim, özellikle mistik, belirsiz, hayalet öyküleri vb. Lovecraft ise kozmik korku üzerine eserleri olunca belki severim diye düşündüm ama tam olarak istediğimi alamadım.
Öykü külliyatını okurken gerçekten yazarın ne kadar bilgili olduğunu keşfettim, bilgi birikimiyle beni etkiledi; ki yazarlar genelde kendisine yakın alanlarda uzmanlaşarak hikayelerini onlarla donatırlar. Bu alanlar genelde filoloji, antropoloji vb. oluyor; Lovecraft’ın kendisinde bu durum farklı, astronomi, fizik, tıp gibi bilimsel yönü ağır basan alanlarla ilgilendiği için bu durum öykülerine yansıyor ki zaten kozmik korkunun ve antropomorfik anlatının kurucularından birisi. Bu tür bu yazarla net bir şekilde var oldu ve kedinden sonra gelenleri etkisi altına aldığını gayet net bir şekilde diyebiliriz. Özellikle sinemada o insansı uzaylılar, ahtapotsu varlıklar vb Lovecraft’ın ağır etkisi çoktur. Hatta bu öykü külliyatını okurken birçok filmin Lovecraft anlatısını tekrar ettiğini ve çok da özgün konulu olmadığını fark etmemi sağladı. Bu yönden kendisini taktir ettiğim yazarlardan birisi haline geldi. Sinema üzerindeki ağırlığı oldukça fazla oluşu, üstüne edebiyatını kendi alanına uzak kalan ilgilendiği bilimsel alanlarla harmanlaması oldukça başarılı oluşu beni sadece şaşırttı.
Kendisi oldukça ilgi çekici bir yazar, çocukluğunda ebeveynleri ile özellikle annesi ile durumu olsun (araştırmasını size bıraktım), ırkçılığı olsun ki bu aryanist düşünceyi aşıp elit-beyaz düşünceye çıkması, kendisini internette “Hitler mi daha ırkçı yoksa Lovecraft mı?” goygoyunun oluşmasını sağlamıştır. 1800 sonlarında doğup 1930lara kadar yaşamış bir beyaz söz konusu olduğunda, “o zamanın Amerika’sında ırkçı olmayan, beyaz var mıydı?”sorusu sorulduğunda alınan cevapla insanların oldukça abarttığı da bir gerçek, Hitler ile kıyas edilecek bir adam değil. Her şeye bilimsel ve evrimsel bakan birisi, evet ırkçılığı kesinlikle var lakin evrimsel bir ırkçılık yaptığı ortada (o zamanın evrim teorilerine bakmanızı tavsiye ederim). Şu an olsa kendisinin insanmış olduğu evrim teorilerinin çoğunun komplo teorisi ve yalan olduğu gördüğünde ırkçılığı gene devam ederdi ama daha farklı bir şekilde olurdu, sonuçta adam kedisine Niggar-man adını vermiş, bu kadar nefret beslese neden kedisine versin bu ismi, nefret değil sadece bilimsel bir yaklaşımı var. Bu duruma ırkçılığın bilimsel hali mi demeliyiz bilemiyorum. Belki bazı ırklardan iğrenmiş, bunu evrim düşüncesiyle harmanlamış olabilir ama nedense nefret kelimesi bana ağır geldi. Irklardan nefret edenlerin davranışları ortada.
Bu düşünce şekli de hikayelerinde gayet yoğun şekilde görüyoruz. Sürekli bir yerden çıkan evrim teorileri, evrimsel geriye gidiş üzerinden korku hikayeleri, çok uzak gelecekte en iyi evrimleşmiş varlıkların beyaz kökenli oluşu, gözümden gayet kaçmadı. Ki beyaz olması yetmiyor, elitlerden olmalı vb. ilginç bir yazar kendisi, kişiği hayatını araştırırken aldığım keyif külliyatını okurkenki aldığım keyiften çok daha fazlaydı.
Bence düşüncelerini içeren not defteri Türkçe’ye çevrilmeli, insanlar öykülerini okurken daha çok anlamlandıracağını düşünüyorum. Hasan Fehmi Nemli’nin çeviri notları çok kıymetliydi okurken lakin not defterinin de çevrilmesi gerektiğini düşünüyorum. Not defterinde hikaye planlarından hayat görüşlerine kadar fikirleri içermekte. Çok katmanlı bir bilgisi olduğu için hikayelerini okurken insan aklında yer yer bazı şeyleri canlandıramıyor, en azından okuma öncesi kendisi ve hayat görüşü hakkında fikir alınması hikayelerin neden bu şekilde yazıldığı hakkında okura büyük fayda sağlayacağı görüşündeyim.
Ayrıca cadılık üzerine yazmış olduğu hikayeleri anlamak için de bence bir The Salem (2014) gibi dizileri izlemenizde fayda var. O zamanki cadı avları nasıldı, Cotton Mather ve Prütanlar kimdi vb bunları bilip o dönemin o insanların cezalandırılış biçimlerini görmeniz hikayeleri aklınızda canlandırmanız açısından iyi olabilir. Ayrıca Henry Fuseli veya Fransico Goya resamlarına da bakın derim. Ben açıkçası bu isimlere denk geleceğimi düşünmemiştim, bildiğim ortam ve insanlara denk geldiğim öyküleri zihnimde çok daha iyi canlandırdım. O nedenle kozmik öyküler bir tık istediğim sonucu vermedi, kozmos türevine uzak kalınca (felsefe değil, esir vb düşünün, uzay korkusu diyelim) çok bir etkileme yapmadı.
Hikayeler genelde uzay-deniz korkusu kapsamında, vaktinde Avrupalılar derin sulardan (deniz, okyanus) bilinmezlikten ötürü çok korku hurafesi üretmiş, öyle olunca bu da hikayelerde görünmekte. Uzay ve denizde boşlukta tek kalmak ve süreçte bilinmezlik tesiri çok olunca neden bazı insanlar üzerinden korku verdiği de gayet anlaşılmakta ve anlayabiliyorum da lakin bu bana geçmedi. Uzayda bilmem ne noktasında doğal olarak o yoğunluk altında tek başınalığın bilinmezlik ile birleşmesinin getirdiği korkunun etkile olur ama hikayeler genelde evren (yarattığı mitos) üzerinden gidip karakter psikolojisine çok değinmediği için (çok nadirdi, Poe’dan etkilendiği hikayelerde vardı genelde bu) bunlar bana geçmedi. Genelde ilginç diye geçtiğim hikayeler oldular.
Külliyat genel olarak korku hikayelerini kapsamakta olsa da etkilendiği yazarlardan ötürü birden fazla türde hikaye girişimleri bulunmakta, komedi bile dahil buna, ben açıkçası bunu beklemiyordum. Fena öyküler değillerdi lakin komedi sevmem. Yer yer Lord Dunsany’nin etkisi olduğu için hafif fantastik içerikli öyküleri de bulunmakta ama geneli uzay korkusu. Psikolojik etkilerin yoğun yazıldığı korku hikayeleri Poe etkisi görülmekte. Her ne kadar Arthur Machen (maalesef kendisini daha okumadım) ve Edgar Allan Poe etkisi kendi üzerinde çok etkisi olsa da gayet özgün bir evren yaratmış, bunun üzerine Yunan-Roma mitolojisinin etkisi de gayet gözle görülür. Bilim kurgu-kozmik korku yazdığı için Roma mitoloji tanrıları gezegen isimleriyle anıldığından ötürü kurduğu evrende bu eğilim daha fazla doğal olarak. O nedenle külliyatını okurken korku hikayelerini okumaktan ziyade yarattığı evreni okuyor gibiydim.
Mitolojileri düşünün tanrılar evrende ve her karakterin kendi ömründe bu tanrılar ile bir hikayesi var, karakterlerin hikayeleri birleştirildiğinde bu mitolojik evren doğmuş oluyor. Külliyattaki Chutulhu mitosu da tam olarak buydu, ben tek bir öykü ile alakalı sanıyordum (Chutulhu’nun Çağrısı) ama lakin durum öyle değilmiş. Farklı karakterlerin öykülerini okuyarak evrenin nasıl olduğunu kafanızda kurguluyorsunuz. O nedenle bu kitabı okurken bayağı yoruldum. Her seferinden farklı öykü (herhalde 100’e yakın öykü vardı, 50’ye kadar saydım ve bıraktım) ve bu her seferinden yaratılan evreni anlamaya çalışmak, olay örgüsünü kavramak, her ne kadar iyi çevrilmiş olsa da - son okuma yapıldığına inanmıyorum açıkçası - sürekli birbirine uzak düşen yüklem ve özne, betimlemeler arasında kaybolan olaylar derken inanılmaz okuması eforlu bir kitaba döndü. Bazen dikkatimi toplayıp okumaya çalışırken yer yer satırlarda elimi bile gezdirdiğim oldu, gerçekten anlatıda kaybolmamak için resmen savaş verdim. Öyle böyle kitabı bitirdim lakin memnun kaldım mı? Çok değil, kozmik korkunun benlik olmadığını anladım, her ikimizin de favori yazarlarımızdan birisi Poe olup bu kadar ayrışmamız ilginç oldu. :D
O kadar yazardan etkilenmiş lakin harika bir özgünlük yakalamış kendisi, bana hitap kesinlikle hitap etmedi ama yazarına edeceğim övgü on sayfaları aşabilir, en son ne zaman bu kadar kültürlü bir yazar okudum hatırlamıyorum. Plüton’un keşfine bile hikaye yazmış birisi, şu an cüce gezegen oluşuna bilse Yuggoth’un gizli oyunuymuş aslında diye farklı bir hikaye yazardı kendisi, eminim. Herhangi dergide okuduğu deney vb olsun bile etkilenip hikaye yazmış, böyle bir adamdan etkilenmemek elde değil. 11 yıllık aktif yazarlık yapmış dile kolay. Ömrü uzun olsa daha da yazarmış, insan keşke günümüze kadar gelseydi diyor, eminim bilim kurgu filmlerini “siz bu ili beceremiyorsunuz” deyip kendisi güzelinden çekerdi. Ama bu kadar bilim kurgu üzerinden yazsa da okültizm ve cadılık üzerine yazmış olduğu hikayeler de var ve bunu kendi mitosu üzerinden birleştirdiği hikayeler de. En çok bunları beğendim kitapta ama bu kadar antropomorfik korkuyu sevmeyen ben bile bu alanda sevdiğim korku öyküleri oldu.
Bu külliyatı ben gibi yazarı tanımak için okuyacaklara tavsiye ederim ama öykü bağlamında Chtulhu nedeni ile başlayacaklara tavsiyem Alfa’nın diğer serisi olan Bütün Romanları’nı okumanız olur, Bütün Hikayeleri hakikatten sabır işi ve genel olarak evreni tanıyorsunuz, bir korku beklentiniz olmasın, ciddi manada korktuğum tek bir hikayesi vardı o da cadılık üzerine idi (Cadı Evindeki Düşler). O nedenle alıcısına oldukça iyi hitap eden bir kitap ama ilgisi olmayan kişilere ağır gelecek bir kitap; bence ya Tüm Romanlarını ilk okuyun ya da bireysel basılan ince kitaplardan bir en azından 5 tane okuyun öyle alın derim bunu. Tüm Romanları zaten 5 tane romanını (2’si novella) kapsıyordu diye hatırlıyorum, dilini kendiniz bir test edin, ilginiz uyanıyor mu vb sonra öykülerine başlama kararını verirsiniz yoksa okurken yorulmanız kaçınılmaz. Ayrıca benim aksime kozmik korkuya doyum hissetmiyorsanız hala devam etmeye enerjiniz kaldıysa evren kafanızda oturmuşken romanlarını okumanızı tavsiye ederim, ben biraz Lovecraft’a ara vermek istiyorum, kitabı beğenmediğim için değil bana hitap etmediği için.
Aslen beğendiğim öykü sayısı gayet iyiydi ama bunları o kadar çok beğendim ki bahsetmeye gerek duymadım o nedenle beğenme sayımın azlığına bakmayın sadece diğerleri orta şeker beğenme olduğu için yazmadım (kimilerini konu içeriğinden ötürü, kimilerini anlatısından veyahut farklılığından ötürü beğenmiştim), bu çok beğendiklerim ise hem konusu hem işlenişi hem finali olarak gayet beğendiklerimden o nedenle onlardan bahsetmenin daha iyi olacağını düşündüm. Bu çok beğendiklerim kitabın üçüncü kısmında yer (Diriltici hariç, o ilk kısımda) alıyor, üçüncü kısım ilk iki kısma göre cidden farklı bir seviyede.
- Diriltici - Dunwich Dehşeti - Karanlıkta Fısıltıyla Konuşan Adam - Cadı Evindeki Düşler - Eşikteki Şey
Lovecratf'ın yayımlanmalarından ilerleyerek kronolojik bir sırayla sunulan kısa hikâyelerini barındırıyor kitap. Dehşetengiz. Bu adamın nasıl bir bilinçaltı taşıdığına şaşırmamak elde değil yine de kenidisi de bir çok kez Edgar Allen Poe'dan etkilendiğini dile getirmiştir. Ayrıca Lord Dunsany adlı İrlandalı bir yazardan da oldukça etkilendiğini yazıyor kitapta. Arthur Machen tarafından yazılan "Yüce Tanrı Pan" dan da izler görmek mümkün.
Benim gözümde doğaüstü korku edebiyatının babasıdır. Neil Gaiman'da böyle tanımlamış. Keşke onu daha erken tanısaydım. Hikâyelerinin büyük çoğunluğu korku olmakla birlikte"bana göre" zamanı geçmiş komedi edebiyatı da yapmıştır.
En sevdiklerim şunlar;
Ulthar'ın Kedileri Yabancı Erich Zann'ın Müziği Pusudaki Dehşet Festival Cthulhu'nun Çağrısı Pickman'ın Modeli Gümüş Anahtar Sisler İçinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev Dunwich Dehşeti Karanlıkta Fısıltıyla Konuşan Adam