Cuplu model, indragostiti eterni, Jean-Paul Sartre si Simone de Beauvoir au ramas oi azi simbolul dragostei de libertate, inainte de toate. "Omul este condamnat sa fie liber", spunea Sartre, cel care, alaturi de partenera sa de viata, Simone de Beauvoir, a lasat o amprenta de neoters asupra veacului al XX-lea. Cartea realizeaza un portret original al acestor doi mari scriitori oi ganditori francezi, prezentand relatia lor, sfaoierile interioare, realizarile, bucuriile si necazurile, intr-o naratiune densa oi insolita, cum au fost dragostea si credinta lor in libertate.
Claudine Monteil (born 1949) is a French writer, women's rights specialist, historian and a former French diplomat. She holds a Ph.D. based on study of Simone de Beauvoir's writings and life. Her mother, Dr Josiane Serre, was a chemist who became the director of the Ecole Normale Superieure de Jeunes Filles.Her father is Fields Medal and Abel prize winning mathematician Jean-Pierre Serre.
Monteil is one of the founders of the women's rights movement in 1970 along with being a specialist on Simone de Beauvoir. While working on women's rights, she was a long close friend of Beauvoir, Jean-Paul Sartre and Beauvoir's sister, the painter Hélène de Beauvoir. Her writings on the Beauvoirs, Sartre and French feminism, have been translated into multiple languages.
Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir arasındaki aşk kimi okuyanlara doğru gelmeyecektir. "Bağlanmama" şartıyla kurdukları ve hayatları boyunca devam eden ilişkileri kimilerine göre tasvip edilemez görülebilir. Ben burada asıl dikkat edilmesi gerekenin Simone de Beauvoir'un güçlü kişiliği olması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü onların hem aşk hem de özgürlük mücadelesinde asıl yükü hep Simone de Beauvoir taşımış. Sartre'la ilk tanıştıkları dönem "bağlanmama" inancını siyaset açısından da göstermişler. Hatta Simone de Beauvoir
"Savaşan bir Fransa, Nazileşmiş bir Fransa'dan daha beter değil mi?" diyecek kadar ileri gitmiş.
Fakat sonra Sartre savaşın içine gittiğinde ve esir düştüğünde ikisi bu yargılarının hatalı olduğunu anlamışlar. Bu farkına varıştan sonra her daim sol tarafın yanında yer almışlar. Ki Simone de Beauvoir cesaret isteyen kadın haklarına dair açıklamaları yüzünden komünistler tarafından da sevilmezmiş.
Ömrünün sonuna kadar yaptığı kadın hakları hareketlerini saygı duyarak okudum. İlk kez o yılların Fransa'sında kürtajdan bahsedebilme cesaretini göstermiş bir kadın. Daha sonra kurduğu örgütle büyük adımlar atıp kürtajın yasallaştırılmasını sağlıyorlar.
Nitekim Jean Paul Sartre büyük bir filozof ise de bunun büyük kısmını arkasında ona destek olan Simone de Beauvoir'a borçluymuş bence. Ki onun kalbini kaç defa paramparça ettiği halde...
Kitap akıcı yazılmıştı zorlanmadım okurken. Bazı tasvip etmediğim yerler de oldu ama Simone de Beauvoir'e olan hayranlığım hepsini gölgede bıraktı.
Yazar, Simone de Beauvoir'in yaklaşık son on yılına tanıklık etmiş bir arkadaşı. Simone ve Sartre'ın ilişkilerinin başlangıç ve gelişimi hatta ikisinin de ölümüne dek hayatlarını oldukça keyifli bir dil ile konu ediyor. Çocukluk yıllarının gelişimlerine etkisinden, bir aradalıklarının, serbest ilişki tanımlarının alt metinlerini açığa çıkarıyor. Simone'un kitaplarının aldığı tepkilere varana dek oldukça güzel bir biyografik roman haline getirmiş. Merak edilesi ve tatmin edici bir roman.
Mandarinler’i okuyup Simone ve Sartre hakkında biraz daha araştırma yapınca doğal olarak bu kitaba düştü yolum. En az Mandarinler kadar da sevdim bu kitabı. Hem özel hayatlarında hem siyasi görüşlerinde hem de yazı dünyalarında ikisi de özgürlüğü aramış ve onun peşinden gitmiş iki büyük karakter. İlişkilerindeki özgürlük tavırları ve özellikle Sartre’ın Castor’a yaşattıkları okurken beni sinirlendirse ve bana çok uzak olsa da elimden bırakmadan okudum. Hayatlarının arka planındaki siyasi olaylara dair duruşları, aldıkları tavırlar takdir edilesi. Savaş sonrası kendini tamir etmeye çalışan Fransa’nın kültür ve siyasi hayatından bir çok isim de kitapta yer alıyor. İki büyük yazarın hayatını merak edenler için oldukça iyi bir çalışma.
La apasionante historia de Simone de Beauvoir y Jean Paul Sartre, dos escritores que comparten toda una vida de activismo, viajes y aventuras amorosas en busca de la libertad. Sin duda este libro permite conocer en profundidad los claroscuros de estas dos figuras literarias. Comencé sintiendo una gran ternura y admiración por ellos, pero a medida que el libro fue avanzando la visión idealizada fue transformándose en algo más realista, como la vida de cualquier ser humano. Se descubren dos personas llenas de ambición desde bien jóvenes, constantes y en el fondo, reservadas.
Docked a star because Monteil always refers to de Beavouir as 'le castor' (French for beaver) but never gives Sartre the same nickname treatment? I get it was a term of endearment for her, but the unevenness feels a little ironic given the cause of her life's work. After a while seeing 'castor' so often became annoying and I cringed a little every time it came up (several times per page).
Merak ettiğim bir birliktelikti,Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir aşkı.Kadın haklarının güçlü savunucularından Beauvoir ile çocukluğunda çirkinliğinden çok çekmiş Varoluşçu Sartre arasında yaşanan bu aşk başından beri sadık kalınan ve klasik evlilik çemberinde gerçekleşmemiş.Bir dava arkadaşlığı çerçevesinde yaşanan farklı aşk öyküsü aynı mezarda sonlanmış.
V případě této knihy se jednalo o náhodný nákup v Levných knihách a byla to dobrá volba. V tomto zbeletrizovaném životopise dvou velkých osobností se čtenář dozvídá spoustu zajímavých informací - nejen o Sarterovi a de Beauvoirové, ale i o jejich době, prostředí, ve kterém se pohybovali, o lidech, s nimiž se setkávali, a to vše v souvislostech. Autorka na tom odvedla kus velké a hlavně poctivé práce. Za to teda klobouk dolů. Určitě tomu pomohlo i to, že autorka se osobně znala s de Beauvoirovou - byla to Simonina žačka, jestli jsem správně pochopila. Kniha sama se pak čte velmi dobře, je velmi čtivá, vše je popsáno velmi barvitě a srozumitelně. I když se teda musím přiznat, že posledních cca 50-60 stránek jsem už ztrácela pozornost, nějak už jsem ty informace nedokázala vstřebávat, udolávalo mne to. Což ale nemění nic na tom, že kniha je to velmi zajímavá, a pokud vás tyto osobnosti de Beauvoirové a Sartera zajímají, určitě mohu doporučit ke čtení. Sama za sebe každopádně dávám 4 hvězdy.
V poslednej dobe som začala objavovať Simone de Beauvoir a čím ďalej, tým viac ma jej osobnosť fascinuje. Zatiaľ však o nej a Sartrovi neviem toľko, aby som sa v knihe nestrácala. Je písaná pomerne torzovito a pravdepodobne má prinášať informácie o živote, vzťahoch a tvorbe tejto slávnej dvojice, ktoré len dopĺňajú všeobecne známe fakty o detaily. Keďže mne zatiaľ chýbajú aj niektoré základné informácie, miestami som sa strácala. Rovnako množstvo mien z francúzskeho kultúrneho a politického života bolo pre mňa neznámych. Keď budem vedieť viac, určite sa k nej vrátim.
Amazing book for the life and work of both Simon & Jean-Paul. It covers in a great way the history of those times as well as how both of them tried to involve and fight for the human rights.
Fransa' nın 20. Yüzyıla damga vurmuş bu büyük düşünür çiftin hayatı, keşke yapısal kurgu açısından daha güçlü bir dille kaleme alınabilseydi. İnsan bu etkileyici iki hayatı Stefan Zweig kaleminden okuyabilseydik nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor. Eser sayesinde bu iki deha üzerinden tüm dünyanın 20. Yüzyıl boyunca gördüğü 2 büyük dünya savaşını, soğuk savaş döneminde Avrupa'daki çalkantıları, Fransa ekseninde 68 hareketi ve sonrasında yükselen kadın hakları savunuculuğunu okumak güzel bir serüven oldu. Edebiyatla,politikayla,bir ömür süren siyasal ve toplumsal mücadelelerle geçen destansı iki hayat.